Basra Körfezi’nin stratejik geçiş noktası Hürmüz Boğazı’nda, ABD ve İran arasında imzalanan tarihi ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte petrol tankerlerinin geçişi yeniden başladı. Ancak anlaşmanın ruhu ve kalıcılığı konusunda soru işaretleri sürüyor. İran’ın dini lideri Ayetullah Mücteba Hamenei, anlaşmayı ABD Başkanı Donald Trump’ın “çaresizlik” içinde imzaladığını iddia ederken, Washington yönetimi bölgede istikrarın sağlanması adına önemli bir adım atıldığını vurguluyor. Anlaşma, iki ülke arasında yıllardır süren gerilimi sona erdirme potansiyeli taşısa da, tarafların birbirine duyduğu güvensizlik ve bölgesel dinamikler anlaşmanın geleceğini belirsiz kılıyor.
Anlaşmanın arka planı ve detayları
ABD ve İran arasında imzalanan anlaşma, Yemen’deki iç savaştan Suriye’deki vekalet savaşına kadar birçok bölgesel krizi kapsıyor. Taraflar, birbirlerinin çıkarlarını tanıma ve askeri çatışmalardan kaçınma konusunda mutabık kaldı. Anlaşmanın en somut sonucu, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin sağlanması oldu. İran, boğazı kapatma tehdidini geri çekerken, ABD de bölgedeki askeri varlığını azaltma sözü verdi. Bununla birlikte, nükleer müzakerelere dair bir hüküm anlaşmada yer almadı. Uzmanlar, anlaşmanın geçici bir ateşkes niteliği taşıdığını ve kalıcı bir barışın ancak kapsamlı bir nükleer anlaşma ile mümkün olabileceğini belirtiyor.
İran’ın dini lideri Hamenei’nin “çaresizlik” vurgusu, Tahran yönetiminin anlaşmayı bir zafiyet göstergesi olarak gördüğü yorumlarına yol açtı. Oysa İran, ekonomik yaptırımların ağırlığı altında ezilirken, anlaşma Tahran’a nefes alma imkanı sunuyor. ABD ise Çin ve Rusya’nın bölgedeki artan etkisine karşı bir hamle olarak bu anlaşmayı değerlendiriyor. Her iki taraf da anlaşmayı kendi kamuoyuna bir başarı olarak sunarken, muhalif kesimler taviz verildiği eleştirisinde bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkeleri arasında temkinli bir iyimserlik yarattı. Bu ülkeler, İran’ın bölgesel gücünü tanıyan bir anlaşmadan endişe duysa da, Hürmüz’ün güvenliği ve petrol fiyatlarındaki istikrar onları rahatlattı. Öte yandan, İsrail anlaşmaya sert tepki göstererek, İran’ın nükleer programını durdurmadığı sürece anlaşmanın tehlikeli olduğunu savundu. Küresel enerji piyasaları ise anlaşmayı olumlu karşıladı; petrol fiyatları gerilerken, hisse senetleri yükseldi. Ancak analistler, anlaşmanın uygulanmasındaki belirsizlikler nedeniyle piyasaların temkinli olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı Basra Körfezi’ndeki istikrara doğrudan bağımlıdır. Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından hayati önem taşır. Ayrıca Türkiye, İran ile sınır komşusudur ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi anlaşma sonrası artabilir. Ancak Ankara, İran’ın bölgesel gücünü pekiştirmesini, özellikle Suriye ve Irak’taki nüfuz mücadelesi açısından dikkatle izlemektedir. Türkiye, ABD ile İran arasındaki bu anlaşmanın bölgesel dengeleri değiştirebileceğinin farkında olarak, hem Washington hem de Tahran ile ilişkilerini dengelemeye çalışacaktır.