İran'ın Hürmüz Boğazı'nda daha fazla rotayı kapatma tehdidi, bölgedeki tanker trafiğine yönelik saldırı riskini artırdı. Geçen hafta, İran savaşının başlamasından bu yana kritik su yolunda en fazla tanker saldırısı kaydedildi. İran Devrim Muhafızları, son açıklamasında stratejik su yolundaki alternatif güzergahların da hedef alınabileceğini duyurdu. Bu gelişme, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda gerilimi daha da tırmandırdı.
Saldırıların Arka Planı ve İran'ın Stratejisi
İran, geçtiğimiz aylarda Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerlere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Son haftada kaydedilen saldırı sayısı, İran savaşının başlangıcından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Alirıza Tangsiri, yaptığı açıklamada, "Düşmanlarımızın petrollerini taşıyan hiçbir tanker güvende olmayacak" ifadelerini kullandı. Tangsiri, ülkesinin Hürmüz Boğazı'nı tamamen kapatma kapasitesine sahip olduğunu ve bunu yapmaktan çekinmeyeceğini belirtti.
İran'ın bu hamlesi, ABD yaptırımlarına ve bölgedeki askeri varlığına karşı bir misilleme olarak değerlendiriliyor. Tahran yönetimi, özellikle son aylarda İsrail ile yaşanan gerilim ve ABD'nin bölgedeki üslerine yönelik tehditler sonrası Hürmüz kartını daha sık kullanmaya başladı. Uzmanlar, İran'ın amacının doğrudan bir savaşı göze almadan, düşük maliyetli asimetrik saldırılarla Batı'yı yıldırmak olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin can damarı. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, 2023 yılında günde yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü bu boğazdan geçti. Bu, deniz yoluyla taşınan küresel petrolün yaklaşık yüzde 20'sine denk geliyor. Boğazın kapanması veya ciddi şekilde aksaması, petrol fiyatlarında ani ve büyük bir sıçramaya yol açabilir. Son saldırılar sonrası Brent petrolün varil fiyatı yüzde 3'ün üzerinde artış gösterdi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bölgedeki askeri varlığını artırdığını ve tankerlere eskortluk yapmaya hazır olduğunu açıkladı. Ancak uzmanlar, İran'ın kıyıya yakın bölgelerde konuşlandırdığı hızlı botlar ve mayınlar nedeniyle tam bir koruma sağlamanın zor olduğunu vurguluyor. İngiltere ve Fransa da bölgeye savaş gemileri gönderdi. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri ise alternatif boru hatları projelerini hızlandırdı. Ancak bu hatların kapasitesi, Hürmüz'ün yerini tam olarak dolduramıyor.
Çin, Hindistan ve Japonya gibi Asya ülkeleri, petrol ithalatının büyük kısmını Hürmüz üzerinden yapıyor. Bu ülkeler, olası bir kesintide rezervlerini devreye sokma planlarını gözden geçiriyor. Rusya ise İran'a destek vererek ABD'nin bölgedeki etkisini zayıflatmayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 90'ını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz'deki gerilimden doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki artış, cari açık ve enflasyon üzerinden Türkiye ekonomisine baskı yapabilir. Ayrıca İran ile komşu olan Türkiye, olası bir askeri çatışmada sınır güvenliği ve mülteci akını riskiyle karşı karşıya kalabilir. Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak taraflar arasında denge politikası izlemeye çalışsa da, enerji arz güvenliğini çeşitlendirmek için alternatif güzergahlara yönelmesi kaçınılmaz görünüyor. TANAP ve TürkAkım gibi projeler bu açıdan stratejik önem taşıyor.