ABD ile İran arasında 2023 yılında imzalanan ve 'güvenli geçiş' (safe passage) vaadi içeren Hürmüz Boğazı Mutabakat Zaptı, üzerindeki muğlak ifadeler nedeniyle bugün yaşanan gerilimin adeta önünü açtı. Uzmanlara göre, tarafların anlaşmayı farklı yorumlaması, bölgedeki askeri hareketliliği kaçınılmaz hale getirdi. Son haftalarda artan tansiyon, sadece petrol fiyatlarını değil, küresel enerji güvenliğini de tehdit ediyor.
Mutabakatın Karanlık Noktası: 'Güvenli Geçiş' Ne Anlama Geliyor?
Mutabakat zaptı, İran'a ekonomik yaptırımların hafifletilmesi karşılığında Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere müdahale etmeyeceği taahhüdü olarak görülüyordu. Ancak belgede 'güvenli geçiş'in kapsamı net olarak tanımlanmamıştı. İran, yalnızca kendi kıyılarına yakın sularda kontrol uygularken ABD, boğazın tamamında serbest dolaşımı öngörüyordu. Bu farklılık, İran'ın son aylarda 'bölgesel güvenlik' gerekçesiyle ticari gemilere yönelik arama ve durdurma operasyonlarını artırmasına neden oldu.
Washington yönetimi, Tahran'ın bu hamlelerini 'taahhüt ihlali' olarak nitelendirirken, İran Dışişleri Bakanlığı 'kendi karasularında egemenlik haklarını kullandıklarını' savunuyor. Bu söz düellosu, Basra Körfezi'nde ABD donanmasına bağlı savaş gemilerinin varlığını daha da belirginleştirdi. Şu an bölgede 12'den fazla ABD gemisi bulunuyor; bu sayı 2023 ortalamasının iki katı.
Petrol Fiyatları ve Küresel Tedarik Zinciri Üzerindeki Etki
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Herhangi bir kesinti, petrol fiyatlarını varil başına 10-15 dolar artırabilir. Son bir ayda Brent petrolün varil fiyatı 85 dolardan 92 dolara yükseldi. Analistler, tansiyonun düşmemesi halinde 100 dolar sınırının aşılabileceği uyarısı yapıyor. Bu durum, enerji ithalatçısı ülkeler üzerinde ek enflasyon baskısı yaratacak. Özellikle Asya ekonomileri, Körfez ülkelerinden yaptıkları petrol sevkiyatının %40'ını bu boğaz üzerinden sağladığından risk altında.
Ancak sorun sadece petrolde bitmiyor. Küresel ticaretin önemli bir kısmı, özellikle Katar'dan Japonya ve Güney Kore'ye doğal gaz taşıyan LNG tankerleri de bu rotayı kullanıyor. Bir kesinti, doğal gaz fiyatlarını Avrupa'da bile hissedilir şekilde yükseltebilir. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması, Çin ve Rusya'nın tepkisine yol açarken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde acil oturum talepleri gündeme geldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran, Irak ve Körfez ülkelerinden sağlıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki bir kriz, doğrudan Türkiye'nin enerji arz güvenliğini ve cari açığını etkileyecektir. Ayrıca Türkiye, bölgede diplomatik arabuluculuk rolü oynama potansiyeline sahip. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişte İran ve ABD arasında yaptığı görüşmeler, Ankara'nın bu krizde de devreye girebileceğini gösteriyor. Ancak Türkiye'nin NATO üyeliği ile İran'la enerji ve ticaret bağları arasındaki hassas denge, karar alıcıları iki ateş arasında bırakabilir. Krizin uzaması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırarak enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir.