Uluslararası piyasalarda alüminyum fiyatları, Hürmüz Boğazı'nda yeniden açılma umutlarının zayıflaması ve Orta Doğu'dan yapılan sevkiyatların öngörülebilir gelecekte kısıtlı kalacağı endişelerinin güçlenmesiyle yedi haftanın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu yükseliş, emtia piyasalarında art arda yedinci işlem gününde de devam etti. Yatırımcılar, küresel tedarik zincirlerindeki darboğazların ve jeopolitik risklerin etkisiyle güvenli liman varlıklarına yönelirken, temel metaller arasında alüminyum öne çıkan kalemlerden biri oldu.
Hürmüz Boğazı'ndaki Çıkmaz ve Alüminyum Arzına Etkisi
Dünya ham petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut gerginlik, yalnızca enerji piyasalarını değil, alüminyum başta olmak üzere sanayi metallerini de doğrudan etkiliyor. Bölgede faaliyet gösteren büyük alüminyum üreticileri, hammadde tedariki ve üretim süreçlerinin aksamaması için büyük çaba harcarken, nakliye rotalarındaki belirsizlik arz güvenliğini tehdit ediyor. Analistler, Hürmüz'deki istikrarsızlığın kısa vadede çözülmemesi durumunda alüminyum fiyatlarında yeni rekorların görülebileceğini ifade ediyor.
Ayrıca, Orta Doğu'daki alüminyum üretim tesislerinin enerji yoğun süreçlerinde doğal gaz gibi fosil yakıtlara bağımlılığı, bölgedeki enerji arzındaki aksamaların dolaylı olarak alüminyum maliyetlerini de artırdığını gösteriyor. Emirates Global Aluminium (EGA) gibi büyük üreticiler, lojistik hatlarını çeşitlendirmeye çalışsa da, mevcut koşullar uluslararası fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı sürdürüyor.
Küresel Piyasalarda Jeopolitik Risk Fiyatlaması
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim yalnızca alüminyumu değil, petrol ve diğer emtia fiyatlarını da yukarı çekiyor. Yatırımcılar, Orta Doğu'da daha geniş bir çatışmanın enerji arzını kesintiye uğratabileceği ihtimalini fiyatlamaya başladı. Bu durum, küresel enflasyonist baskıları artırırken, merkez bankalarının para politikaları üzerinde de ekstra belirsizlik yaratıyor. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi büyük alüminyum tüketicilerinin talebi, sanayi üretiminin devam etmesiyle güçlü seyrediyor. Arz tarafındaki kısıtların yanı sıra talep tarafındaki bu direnç de fiyatların yükselişini destekleyen faktörler arasında sayılıyor.
Geçtiğimiz haftalarda Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gemi geçişlerine yönelik kısıtlamalar ve artan askeri gerilim, sigorta primlerinin yükselmesine ve bazı nakliye şirketlerinin alternatif rotalara yönelmesine neden oldu. Uzmanlar, bu gelişmelerin küresel tedarik zincirleri üzerindeki etkisinin, 2021'de yaşanan ve tedarik krizlerine yol açan konteyner sıkışıklığıyla kıyaslanabilecek düzeyde olabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki kriz, Türkiye'nin enerji ithalatını doğrudan etkileyen bir jeopolitik risk oluşturuyor. Türkiye, doğal gaz ve petrol ihtiyacının önemli bir bölümünü bu bölgeden karşılıyor. Alüminyum fiyatlarındaki yükseliş ise otomotiv, inşaat ve beyaz eşya gibi sektörlerde maliyet baskılarını artırabilir, bu da iç piyasada fiyat istikrarını tehdit edebilir. Türkiye'nin enerji arzını çeşitlendirme ve yerli kaynaklara yönelme politikaları, bu tür küresel şoklara karşı dayanıklılığı artırmada kritik önem taşıyor. Ek olarak, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'ya enerji köprüsü olma hedefindeki Türkiye, Orta Doğu'daki istikrarsızlıkların enerji tedarik rotalarına etkilerini yakından izlemek zorunda.