Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), Hürmüz Boğazı'nda ateşkes ilan edilmesine rağmen yüzlerce gemide mahsur kalan en az 6 bin denizcinin tahliyesi için acil çağrı yaptı. IMO Sözcüsü yaptığı açıklamada, bölgedeki güvenlik durumunun hâlâ belirsizliğini koruduğunu ve denizcilerin insani ihtiyaçlarının karşılanamadığını belirtti. Örgüt, uluslararası topluma ve bölge ülkelerine, bu kişilerin güvenli bir şekilde tahliye edilmesi için derhal harekete geçme çağrısında bulundu.
Hürmüz Boğazı'nda kritik durum
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak biliniyor. Son haftalarda bölgede artan gerilim ve çatışmalar, ticari gemilerin geçişini fiilen durdurmuş durumda. Ateşkes ilan edilmesine rağmen, mayın tehdidi, askeri operasyonlar ve güvenlik riskleri nedeniyle gemilerin hareket edemediği bildiriliyor. Bu durum, yüzlerce gemide görev yapan denizcilerin temel ihtiyaçlarının karşılanamamasına yol açıyor. IMO, denizcilerin gıda, su, tıbbi malzeme ve yakıt sıkıntısı çektiğini, psikolojik durumlarının da kötüleştiğini vurguluyor.
Uluslararası Deniz Ticaret Odası (ICS) da konuyla ilgili yaptığı açıklamada, durumun insani bir krize dönüşmek üzere olduğunu belirtti. ICS Genel Sekreteri, "Denizciler haftalardır gemilerinde mahsur kaldılar; aileleriyle iletişim kuramıyorlar, tıbbi yardım alamıyorlar. Bu artık kabul edilemez bir durum" dedi. Örgüt, tahliye operasyonlarının bir an önce başlatılması için Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve İran hükümetlerine çağrıda bulundu.
Bölgesel ve küresel etkiler
Hürmüz Boğazı'ndaki bu insani kriz, küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor. Gemilerin hareket edememesi, enerji fiyatlarında dalgalanmalara ve küresel ticarette gecikmelere yol açıyor. Uzmanlar, durumun uzaması halinde küresel ekonominin olumsuz etkileneceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, bölgedeki güvenlik riskleri, sigorta şirketlerinin primlerini artırmasına ve bazı nakliye şirketlerinin rotalarını değiştirmesine neden oluyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) de denizcilerin durumuna dikkat çekerek, tahliye edilenlerin en azından temel insani yardıma erişiminin sağlanması gerektiğini belirtti. Bölgedeki insani yardım kuruluşları, denizcilerin tahliyesi için acil bir koridor oluşturulmasını öneriyor. Ancak, taraflar arasındaki güven eksikliği ve güvenlik endişeleri, bu tür bir operasyonun hayata geçirilmesini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu kriz, Türkiye açısından hem enerji güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından önem taşıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü ithal eden bir ülke olarak, boğazdan geçen petrol ve doğalgaz akışının kesintiye uğramasından doğrudan etkilenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölge ülkeleriyle olan ticari ilişkileri de bu durumdan zarar görebilir. Türkiye, insani yardım konusunda deneyimli bir ülke olarak, denizcilerin tahliyesi için uluslararası çabalara katkı sağlayabilir. Bu kriz, aynı zamanda Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme politikasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.