İran'ın, stratejik Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilerden geçiş ücreti almayı değerlendirdiği haberleri uluslararası deniz hukukunda yeni bir tartışma başlattı. İranlı yetkililerin son haftalarda dile getirdiği bu olasılık, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolunda yeni bir gerilim kaynağı olabilir. Ancak uzmanlar, uluslararası hukuka göre boğazlardan geçişte ücret talep etmenin yasadışı olduğunu, sadece belirli hizmetler karşılığında makul ücretler alınabileceğini vurguluyor. İran'ın ne tür bir hizmet sunacağı ve bu ücreti hangi yasal zemine dayandıracağı ise henüz netlik kazanmış değil. Savaş öncesi dönemde İran'ın bu tür bir ücret talep etmediği bilinirken, bölgedeki jeopolitik dengelerin değişmesiyle birlikte Tahran yönetiminin yeni bir strateji izlediği yorumları yapılıyor.
Uluslararası Hukuk ve Geçiş Rejimi
Hürmüz Boğazı, uluslararası deniz hukukunda 'transit geçiş' rejimine tabidir. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin (UNCLOS) 38. maddesi uyarınca, tüm gemiler boğazdan geçişte engellenemez ve bu geçiş için herhangi bir ücret talep edilemez. Bunun tek istisnası, kıyı devletinin sağladığı belirli hizmetler karşılığında makul ücretler alınmasıdır. Örneğin, pilotaj hizmeti veya seyir yardımcıları gibi.
İran'ın bu çerçevede ne tür hizmetler sunacağı belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, Tahran'ın 'güvenlik ve çevre koruma' gibi gerekçelerle bir tür geçiş ücreti talep edebileceğini, ancak bu adımın uluslararası toplumda ciddi itirazlarla karşılaşacağını belirtiyor. ABD ve diğer batılı ülkelerin, serbest geçiş hakkını ihlal eden her türlü girişime askeri müdahale dahil sert yanıt verebileceği ifade ediliyor.
Küresel Enerji Güvenliği ve Bölgesel Dengeler
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği hayati bir kanal. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazının büyük kısmı bu boğaz aracılığıyla ihraç ediliyor. İran'ın bu geçişe ücret getirmesi, küresel petrol fiyatlarında ani bir yükselişe ve enerji arzında kesintilere yol açabilir. Daha önce İran, 2019'da boğazda birkaç tankere el koyarak benzer bir gerilim yaratmış, o dönemde petrol fiyatları %3'ün üzerinde artmıştı.
Bölgesel açıdan bakıldığında, İran'ın bu hamlesi Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarıyla paralel bir strateji izlediği şeklinde yorumlanıyor. Ancak Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz'den çok daha stratejik bir konuma sahip; buradaki bir kriz, İran'ın doğrudan askeri müdahalesiyle karşı karşıya kalınması anlamına geliyor. ABD Beşinci Filosu, Bahreyn'den boğazın güvenliğini sağlarken, Çin ve Hindistan da enerji güvenlikleri için bölgede varlık göstermeye başladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki her türlü gerilimden doğrudan etkilenir. Boğazın kapanması veya geçiş ücretlerinin artması, Türkiye'nin ham petrol ve doğal gaz tedarikini sekteye uğratabilir, enerji maliyetlerini yükseltebilir. Ayrıca Türkiye, Orta Doğu'da nüfuzunu artırma çabası kapsamında, Katar ve Irak gibi ülkelerle enerji işbirliğini geliştirirken, bu bölgedeki istikrarsızlık Ankara'nın enerji koridoru olma hedefini de olumsuz etkileyebilir. Diplomatik olarak, Türkiye muhtemelen İran ile batılı müttefikleri arasında denge kurmaya çalışacak, ancak geçiş ücreti uygulamasını uluslararası hukuka aykırı bulduğunu açıkça ifade edebilir.