ABD ve İran'ın bölgedeki gemilere yönelik karşılıklı saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemi trafiği son üç ayın en düşük seviyesine geriledi. Son 10 günde boğazdan günde ortalama 10 emtia gemisi geçtiği bildirildi. Bu rakam, Mayıs ayından bu yana kaydedilen en düşük günlük ortalama oldu. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir deniz ticaret koridoru olarak biliniyor.
Gerilimin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve küresel enerji ticaretinin can damarı sayılan bir geçit. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve İran gibi bölge ülkelerinin petrol ve doğalgaz ihracatının büyük bölümü bu boğaz üzerinden yapılıyor. Son haftalarda ABD ve İran arasında yaşanan karşılıklı saldırılar, bölgede tansiyonu yeniden yükseltti. ABD, İran'a ait olduğunu öne sürdüğü gemilere yönelik operasyonlar düzenlerken, İran da bölgedeki ABD ve müttefiklerine ait hedeflere saldırılar gerçekleştirdi. Bu saldırılar sonucunda birçok gemi hasar gördü veya el konuldu. Uluslararası denizcilik şirketleri, personel güvenliğini gerekçe göstererek bölgeden geçişlerini askıya aldı veya rotalarını değiştirdi.
Uzmanlar, trafikteki bu düşüşün yalnızca askeri gerilimden kaynaklanmadığını, aynı zamanda sigorta maliyetlerindeki artış ve mürettebat bulma zorluklarının da etkili olduğunu belirtiyor. Deniz taşımacılığı şirketleri, Hürmüz'den geçen gemiler için savaş riski sigortası primlerinin son bir ayda katlandığını ifade ediyor. Bu durum, ham petrol ve doğalgaz taşımacılığında maliyetleri artırarak küresel enerji fiyatlarına yansıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, yalnızca bölge ülkelerini değil, başta Asya ekonomileri olmak üzere tüm dünyayı etkiliyor. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler enerji ihtiyaçlarının önemli bir kısmını bu boğaz üzerinden karşılıyor. Trafikteki azalma, bu ülkelerin enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. Öte yandan, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması ve İran'ın sert açıklamaları, diplomatik çözüm umutlarını zayıflatıyor. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar, taraflara itidal çağrısı yaparken, kalıcı bir çözüm için diyalog zemininin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak şu ana kadar somut bir adım atılmış değil.
Petrol fiyatları, Hürmüz'deki gerilimin etkisiyle dalgalanmaya devam ediyor. Brent petrolün varili, son iki haftada yüzde 8'in üzerinde değer kazandı. Analistler, boğazdaki trafik düşüşünün sürmesi halinde fiyatların daha da yükselebileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, küresel tedarik zincirlerinde gecikmelere ve maliyet artışlarına yol açabilir. Bu durum, pandemi sonrası toparlanma çabasındaki dünya ekonomisi için yeni bir risk unsuru oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve ekonomik istikrarı açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının büyük bölümünü ithal ediyor; İran ve Basra Körfezi ülkeleri önemli tedarikçiler arasında. Boğazdaki trafik düşüşü, enerji fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bölgede artan istikrarsızlık, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik dengelerini de zorlaştırıyor. Türkiye, hem İran hem de ABD ile ilişkilerini yönetmek durumunda. Olası bir geniş çaplı çatışma, Türkiye'nin enerji koridorları ve ticaret yolları üzerindeki riskleri artırır. Bu nedenle Ankara'nın, gerilimin düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunması ve alternatif enerji rotalarını güçlendirmesi kritik önemde.