ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile İranlı müzakereciler, Ortadoğu'da yükselen tansiyonu düşürmek amacıyla Pazar günü İsviçre'nin ev sahipliği yaptığı yeni bir müzakere turunda bir araya geldi. Ancak görüşmelerin hemen öncesinde Tahran yönetimi, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını gerekçe göstererek Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattığını duyurdu. Bu hamle, küresel enerji piyasalarını tedirgin ederken, diplomatik çabaların gölgesinde bölgedeki gerilimin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Gelişmenin Arka Planı: Müzakere ve Kriz Sarmalı
Vance'in Avrupa'ya hareketinden önce yaptığı açıklamada, “Bu görüşmeler, bölgesel istikrar için kritik öneme sahip. Ancak İran'ın son adımları endişe verici” ifadelerini kullandığı bildiriliyor. İran Dışişleri Bakanlığı ise boğazın kapatılmasının “İsrail'in Lübnan'daki sivillere yönelik saldırılarına karşı meşru bir yanıt” olduğunu savundu. Hürmüz Boğazı, dünya petrol tedarikinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Daha önce de benzer gerekçelerle kapatıldığında, petrol fiyatları hızla yükselmişti. Uluslararası Enerji Ajansı, olası bir tedarik kesintisine karşı hazırlıklı olunması çağrısı yaptı.
İsviçre'nin Zürih kentinde başlayan müzakerelerde, başta İran'ın nükleer programı olmak üzere, bölgesel çatışmalar ve enerji güvenliği konularının ele alınması bekleniyor. Vance, görüşmeler öncesinde İsviçreli mevkidaşı ile de bir araya gelerek ortak bir tutum belirlenmesine çalıştı. İran heyetinin başında ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Bagheri Kani'nin bulunduğu aktarılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Piyasaları ve Jeopolitik Etkiler
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, sadece İran ve İsrail arasındaki gerilimi değil, aynı zamanda küresel enerji tedarik zincirini de doğrudan tehdit ediyor. Boğaz, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ihracatçılarının ürünlerini dünya pazarlarına ulaştırdığı hayati bir koridor. Analistler, bu hamlenin özellikle Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçıları etkileyeceğini belirtiyor. Petrol fiyatları, haberin ardından varil başına 3 doların üzerinde artış gösterdi. Ek olarak, İran'ın bu adımı, ABD öncülüğündeki uluslararası deniz güvenliği koalisyonunun varlığını sorgulatıyor. Washington, boğazın askeri yollarla açık tutulabileceği sinyali verse de, bu durum bölgede doğrudan bir çatışma riskini artırıyor.
Uzmanlar, İran'ın bu hamlesini müzakere masasında elini güçlendirme taktiği olarak yorumlarken, ABD'nin de benzer bir strateji izlediğini ifade ediyor. Ancak iki tarafın da kırmızı çizgileri, diplomatik çözümü zorlaştırıyor. İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, Hizbullah'ı da doğrudan hedef alırken, Tahran'ın boğaz kapatma kararı, İsrail'e karşı vekalet savaşının bir parçası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, Türkiye'nin enerji ithalatı üzerinde doğrudan etkili olmasa da, küresel petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle dolaylı yoldan ekonomisini etkileyebilir. Türkiye, petrol ihtiyacının büyük kısmını Irak ve Rusya'dan karşılıyor; ancak küresel fiyat dalgalanmaları, cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkiliyor. Diplomatik açıdan ise, Türkiye'nin hem İran hem de ABD ile ilişkileri hassas bir denge üzerinde yürüyor. Ankara, bölgesel bir krizi önlemek için arabulucu rolü üstlenebilir; ancak bu girişim, tarafların birbirine güven duymadığı bir ortamda zorlu görünüyor.