Hindistan'da, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda gerçekleştirdiği bir operasyonda Hint denizcilerin hayatını kaybetmesi üzerine başlayan öfke dalgası, Washington'un resmi özür dilemeyi reddetmesiyle giderek büyüyor. Olay, iki ülke liderlerinin G7 zirvesi için bir araya geldiği bir dönemde yaşanırken, Hint kamuoyunda ABD karşıtı söylemler yükseliyor. Yetkililere göre, bu durum Hindistan-ABD ilişkilerini son yılların en düşük seviyesine çekmiş durumda. ABD yönetimi, operasyonun meşru müdafaa kapsamında olduğunu savunurken, Hindistan ölen denizcilerin aileleri için tazminat ve resmi bir özür talep ediyor. G7 zirvesinde konunun gündeme gelmesi beklenirken, diplomatik krizin derinleşebileceği yorumları yapılıyor.
Olayın arka planı ve tırmanan gerilim
Geçtiğimiz hafta Hürmüz Boğazı'nda seyreden bir Hint bandıralı ticari gemi, ABD Donanması'na bağlı bir savaş gemisi tarafından durdurulmaya çalışıldı. ABD tarafı, geminin yasa dışı kargo taşıdığı şüphesiyle operasyon düzenlediğini açıkladı. Ancak müdahale sırasında çıkan çatışmada üç Hint denizci hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Hindistan Dışişleri Bakanlığı olayı 'orantısız güç kullanımı' olarak nitelendirirken, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) geminin önce uyarılmadığını ve ateş açıldığını iddia ederek soruşturma başlatıldığını duyurdu. Ancak ABD Başkanı, Hint mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde 'üzüntüsünü' dile getirmekle yetindi, özür sözcüğünü kullanmadı. Bu tutum, Hindistan'da geniş çaplı protestolara yol açtı. Başkent Yeni Delhi'de binlerce kişi ABD Büyükelçiliği önünde toplanırken, sosyal medyada ABD karşıtı kampanyalar yaygınlaştı. Hint hükümeti, ABD'nin resmi bir özür dilememesi halinde ikili ilişkilerde yeni yaptırımlar uygulayabileceğinin sinyalini verdi.
Uzmanlara göre, bu olay Hindistan-ABD stratejik ortaklığında bir kırılma noktası yaratabilir. Özellikle Hint Okyanusu'nda artan Çin etkisine karşı iki ülkenin yakın işbirliği yaptığı bir dönemde, bu tür bir kriz güven ilişkisini zedelemektedir. Hindistan, ABD'nin bölgedeki askeri varlığına yönelik ilk kez bu kadar sert bir tepki göstermiş oldu. Ayrıca Hindistan'ın Rusya'dan S-400 savunma sistemi alması gibi daha önceki anlaşmazlıklar da hatırlandığında, iki ülke arasındaki ilişkilerin ne kadar kırılgan olduğu bir kez daha ortaya çıktı.
G7 zirvesi ve diplomatik boyut
Olay, Hindistan Başbakanı ve ABD Başkanı'nın G7 zirvesinde bir araya gelmesine saatler kala patlak verdi. Zirvede ikili bir görüşme yapılması beklenirken, Hindistan tarafının öncelikli gündemi Hürmüz Boğazı'ndaki ölümler olacak. Hindistan, ABD'den sadece özür değil, ayrıca olayın bağımsız bir uluslararası komisyon tarafından soruşturulmasını ve faillerin cezalandırılmasını talep ediyor. ABD ise olayı bir 'talihsiz kaza' olarak değerlendirirken, soruşturmanın kendi iç prosedürlerine göre yürütüleceğini belirtiyor. Zirve öncesinde ABD Dışişleri Bakanı'nın Hindistan'a giderek gerilimi düşürmeye çalıştığı ancak başarılı olamadığı bildiriliyor. Bu durum, G7'nin ortak bildirisinde Hindistan-ABD ilişkilerine dair ifadelerin zayıflamasına yol açabilir. Öte yandan, Çin ve Rusya'nın bu krizi kendi çıkarları için kullanabileceği, Hindistan'ı ABD'den uzaklaştırmaya çalışabileceği belirtiliyor.
Bölgesel boyutta ise Hürmüz Boğazı'nın güvenliği yeniden tartışmaya açıldı. Petrol ticareti açısından kritik olan bu su yolunda ABD'nin sıkı denetim politikaları, müttefik ülkelerin ticari gemilerini de hedef alabiliyor. Hint denizcilerin ölümü, diğer bölge ülkelerinde de ABD'nin denizlerdeki güç kullanımına karşı endişeleri artırdı. Hindistan'ın, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) atıfta bulunarak uluslararası hukuk çerçevesinde harekete geçmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji ithalat rotalarını etkileyebilir. Türkiye, petrol ve doğalgazının önemli bir kısmını bu bölgeden sağladığı için olası bir kriz arz güvenliğini tehdit edebilir. İkincisi, Hindistan-ABD arasındaki sürtüşme, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Hint-Pasifik stratejik denkleminde yeni fırsatlar ve riskler yaratıyor. Türkiye, Hindistan ile savunma sanayiinde işbirliğini derinleştirirken, ABD ile de ittifak ilişkilerini sürdürüyor. Bu kriz, Türkiye'nin iki ülkeyle de ilişkilerinde dikkatli bir denge politikası izlemesini gerektirebilir. Ayrıca, uluslararası hukukun denizlerdeki güç kullanımına dair normlarının zayıflaması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak mücadelesini de olumsuz etkileyebilir. Dolayısıyla Ankara, bu krizi yakından takip ederek kendi çıkarları doğrultusunda pozisyon almalıdır.