Tahran'ın göbeğinde, İran'ın kurucu lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin adını taşıyan dev bir yapı kompleksi olan Büyük Mosalla (Grand Mosalla), neredeyse 40 yıldır tamamlanamadı. Planları ve inşaatı Humeyni'nin ölümünden kısa bir süre sonra başlayan bu görkemli proje, İran İslam Cumhuriyeti'nin ideolojik hedefleriyle gerçekleri arasındaki uçurumun betonarme bir sembolü haline geldi. Bugün, yarı bitmiş kubbeleri, iskelelerle çevrili minareleri ve terk edilmiş inşaat alanları, bir zamanların devrimci rüyasının nasıl bir kabusa dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Bitmeyen Bir Rüya: Grand Mosalla'nın Hikayesi
Grand Mosalla, 1989'da Humeyni'nin ölümünün ardından, onun anısını yaşatmak ve İslam dünyasının en büyük ibadet ve kültür merkezlerinden birini inşa etmek amacıyla tasarlandı. Proje, bir cami, kütüphane, konferans salonları, müze ve devasa bir avlu içerecek şekilde planlandı. Ancak, İran-Irak Savaşı'nın yaraları, uluslararası yaptırımlar ve iç siyasi çekişmeler inşaatı sürekli geciktirdi. Her yeni hükümet döneminde proje farklı bir boyut kazandı, bütçeler değişti, mimari detaylar revize edildi. Bugün, alanın sadece küçük bir kısmı kullanılabilir durumda: Ramazan ve Muharrem ayındaki büyük törenler için geçici çadırlar kuruluyor, birkaç kültürel etkinlik düzenleniyor. Ancak ana yapı hâlâ bir iskeletten ibaret. Harcanan on milyarlarca dolar, bitmek bilmeyen enflasyon ve yolsuzluk iddialarıyla birlikte, projeyi rejim için bir utanç kaynağına dönüştürdü.
Bir Sembolün Ötesi: Rejimin Krizi
Grand Mosalla'nın durumu, İran İslam Cumhuriyeti'nin karşı karşıya olduğu daha derin krizlerin metaforu olarak okunuyor. Humeyni'nin vizyonunu gerçekleştirme iddiası, pratikte yolsuzluk, yanlış yönetim ve ekonomik durgunluğa yenik düşüyor. Projenin sembolik anlamı, 2022'deki yaygın protestolar sırasında daha da belirginleşti: Mosalla'nın duvarlarına "ölüm" yazıları ve sloganlar sprey boyayla yazıldı. Rejim, bu sembolik mekânı korumak için ek güvenlik önlemleri almak zorunda kaldı. Yabancı ziyaretçiler ve yerel halk için bitmeyen şantiye, rejimin kurucu fikirlerinin gerçekleşmediğine dair somut bir kanıt. İç siyasette bu durum, özellikle reformcular ve muhafazakârlar arasında sürekli bir tartışma konusu. Bir kısım, projenin tamamen iptalini savunurken, diğerleri tamamlanması için daha fazla kaynak ayrılmasını istiyor. Bu kısır döngü, İran yönetiminin karar alma mekanizmasındaki tıkanıklığı yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber, Türkiye açısından doğrudan bir sıcak gelişme olmasa da, bölgesel bağlamda önemli ipuçları taşıyor. İran'ın bu sembolik projesinin çıkmazı, ülkenin ekonomik ve siyasi yapısındaki kırılganlıkları gözler önüne seriyor. Türkiye, özellikle enerji ve bölgesel güvenlik konularında İran ile yakın ilişkilere sahip. İran'daki bu tür kronik yönetim sorunları, iki ülke arasındaki iş birliğinin derinliğini ve güvenilirliğini de sorgulatıyor. Ayrıca, Türkiye'nin son yıllarda devasa projeleri (örneğin İstanbul Havalimanı, Çamlıca Camii) tamamlama konusundaki başarısı, İran'ın başarısızlığıyla karşılaştırıldığında, Türk modelinin bölgedeki cazibesini artırabilir. Ancak, mezhepsel ve ideolojik farklılıklar, bu karşılaştırmanın doğrudan bir rekabetten ziyade, bir arka plan unsuru olarak kalmasına neden oluyor. Genel olarak bu durum, Batı yaptırımları altındaki bir ekonominin sürdürülebilir kalkınma için ne tür engellerle karşılaştığını göstermesi açısından Türkiye için bir ders niteliğinde.