ABD ile İran arasında yeniden canlandırılmaya çalışılan nükleer anlaşma, Hürmüz Boğazı'ndan petrol ve diğer malların güvenli geçişi konusunda ciddi bir belirsizlik taşıyor. Anlaşma metninin neredeyse tüm maddeleri üzerinde varılan mutabakata rağmen, boğazdaki deniz trafiğinin akıbeti ve İran'ın petrol ihracatını yeniden nasıl şekillendireceği karanlıkta kalmış durumda. Uzmanlar, bu belirsizliğin küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya ve bölgesel gerginliklerin artmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Anlaşmanın Gölgesindeki Boğaz
2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), İran'ın nükleer programını kısıtlama karşılığında ülkeye uygulanan yaptırımları kaldırmıştı. ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koyması, İran'ı da nükleer taahhütlerini askıya almaya itti. Şimdi ise taraflar anlaşmayı canlandırmak için müzakereleri sürdürüyor. Ancak Hürmüz Boğazı'nın statüsü, bu müzakerelerin en tartışmalı başlıklarından biri haline geldi. Dünya petrolünün yaklaşık beşte biri bu dar su yolundan geçiyor. İran, geçmişte boğazı kapatma tehdidinde bulunmuş, bu da petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olmuştu.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Anlaşmanın Hürmüz konusundaki muğlaklığı, yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda bölgedeki güç dengelerini de etkiliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkeleri, İran'ın boğaz üzerindeki nüfuzunu sınırlamak için alternatif boru hatları ve deniz yolları geliştirme çabalarını hızlandırdı. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi enerji ithalatçıları, olası bir kesintiden en fazla zarar görecek ülkeler arasında. Uzmanlar, anlaşmanın bu açıklığının, İran'a elini güçlendirecek bir koz verebileceği görüşünde. Tahran yönetimi, kendisine karşı uygulanan yaptırımların kaldırılması karşılığında boğazın güvenliğini garanti altına almayı teklif edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. İran'dan yaptığı doğalgaz ve petrol alımlarının yanı sıra, boğaz yoluyla taşınan LNG ve ham petrole bağımlılığı, bu belirsizliği Ankara için kritik kılıyor. Olası bir kesinti, Türkiye'de enerji fiyatlarını artırabilir ve cari açığı büyütebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Azerbaycan ve Orta Asya ile enerji koridorlarını geliştirme çabaları, Hürmüz üzerindeki kontrolün İran'da kalması durumunda daha da önem kazanıyor. Ankara, bu nedenle, anlaşmanın Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit etmeyecek şekilde sonuçlandırılması için diplomasisini yoğunlaştırmalıdır.