İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch – HRW), İsrail’in işgal altındaki Doğu Kudüs’e bağlı Silvan bölgesinde Filistinli sakinlere ait evleri yıkma ve zorla tahliye uygulamalarını belirgin şekilde hızlandırdığını açıkladı. Örgüt, İsrail makamlarının uluslararası hukukta savaş suçu kapsamına giren işgal altındaki topraklarda korunan nüfusu sınır dışı etme veya nakletme yasağını ihlal ettiğini vurguladı. HRW raporunda, 2023 yılının başından itibaren en az 88 Filistinli evinin yıkıldığı, bunun son iki yılın ortalamasının iki katından fazla olduğu belirtildi. Ayrıca onlarca ailenin, evleri için verilen yıkım kararları nedeniyle yasal mücadele verirken kendilerini tahliye edilme tehdidi altında bulduğu kaydedildi.
Silvan’da Sistematik Yıkım: Bölge Halkı Ne Durumda?
Doğu Kudüs’ün tarihi Silvan mahallesi, son yıllarda İsrail’in yoğun yıkım ve yerleşimci baskısına maruz kalıyor. HRW’ye göre belediye tarafından ruhsatsız inşaat gerekçesiyle verilen yıkım emirleri, çoğu zaman ailelerin nesillerdir yaşadığı evleri hedef alıyor. Oysa Filistinliler, İsrail’in ayrımcı imar politikaları nedeniyle ruhsat almanın neredeyse imkânsız olduğunu belirtiyor. Raporun odak noktasındaki Silvan bölgesinde, sadece 2023 yılının ilk altı ayında 30’dan fazla yapının yıkıldığı tespit edildi. Yıkımlar, bölgede yaşayan yaklaşık 50 bin Filistinli için ciddi bir insani krize yol açıyor. Aileler geceyi sokakta geçirmek zorunda kalırken, çocuklar eğitimlerinden geri kalıyor.
Uluslararası Hukuk ve Tepkiler
HRW raporu, İsrail’in eylemlerinin 1949 Cenevre Sözleşmesi’nin 49. maddesini açıkça ihlal ettiğini belirtiyor. Bu madde, işgalci gücün korunan nüfusu zorla sınır dışı etmesini veya kendi topraklarına nakletmesini yasaklıyor. Örgüt, bu tür yıkım ve tahliyelerin savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği daha önce benzer uygulamaları kınamış olsa da, İsrail üzerinde somut bir yaptırım uygulanmış değil. Hamas ve Filistin Yönetimi’nden yapılan açıklamalarda uluslararası toplumun “seyirci kaldığı” eleştirisi yapılıyor. Olay, Batı Şeria ve Gazze’deki gerilimin yeniden tırmanabileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doğu Kudüs’teki bu gelişmeler, Türk dış politikasının merkezindeki Filistin davasıyla doğrudan ilgilidir. Türkiye, İsrail’in işgal altındaki topraklardaki yıkım politikalarını daha önce Birleşmiş Milletler’de kınamış ve Filistin’e siyasi destek vermiştir. Olaylar, Türkiye’nin İsrail ile son dönemde normalleşme adımlarına rağmen Filistin meselesindeki tavrının sınanacağı bir sürece işaret ediyor. Bölgesel istikrar açısından, bu tür uygulamalar Kudüs’ün statüsünü daha da tartışmalı hale getirirken Türkiye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı nezdindeki girişimlerini artırmasını gerektirebilir. Aksi takdirde, Ankara’nın Filistinliler nezdindeki güvenilirliği sorgulanabilir.