Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek aksaklıkların, kırılgan ekonomilerin petrol ithalat maliyetlerini yıllık 20 milyar doların üzerinde artırabileceği uyarısında bulundu. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, UNCTAD yetkilileri bu durumun halihazırda yüksek enflasyon ve borç kriziyle mücadele eden gelişmekte olan ülkeler üzerinde ek bir baskı oluşturacağını belirtti. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak küresel enerji piyasalarının kılcal damarlarından biri.
Arka plan: Bölgesel gerginlikler ve enerji güvenliği
Hürmüz Boğazı, İran ve Basra Körfezi ülkeleri arasında yer alan dar bir geçit; İran, bölgedeki askeri varlığını artırarak boğazı zaman zaman tehdit etmişti. Son dönemde İran'ın nükleer programına yönelik uluslararası baskılar ve İsrail ile artan gerilim, Hürmüz'de çatışma riskini yükseltiyor. UNCTAD raporu, bu tür bir aksaklığın petrol fiyatlarını hızla yukarı çekeceğini, özellikle petrol ithalatına bağımlı yoksul ülkelerin cari açıklarını derinleştireceğini vurguluyor. Örneğin, Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve bazı Afrika ülkeleri, petrol ihtiyaçlarının büyük kısmını Körfez ülkelerinden boğaz yoluyla karşılıyor. En kötü senaryoda, fiyatların varil başına 30 dolar artması halinde, söz konusu ülkelerin yıllık ek yükü 20 milyar doları aşabilir.
Küresel boyut: Tedarik zinciri ve jeopolitik etkiler
Hürmüz'deki bir kriz sadece enerji fiyatlarını değil, küresel tedarik zincirlerini de altüst edebilir. Petrol fiyatlarındaki artış, nakliye maliyetlerini yükselterek enflasyonu körükler ve dünya genelinde faiz oranlarının yüksek kalmasına neden olabilir. UNCTAD, bu durumun özellikle düşük gelirli ülkelerde gıda güvenliğini tehdit edeceğine dikkat çekiyor; çünkü petrokimya ürünleri gıda üretiminde kritik rol oynuyor. Ayrıca, Çin ve Avrupa Birliği gibi büyük petrol ithalatçıları alternatif rotalar arayışına girebilirken, İran'ın boğazı kapatma tehdidi diplomatik krizi tırmandırabilir. ABD ve müttefikleri, geçmişte boğazın serbest geçişini garantilemek için deniz devriyeleri düzenlemişti; yeni bir kriz, askeri müdahale olasılığını da gündeme getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, petrol ihtiyacının yaklaşık yarısını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenecektir. Ortadoğu'dan taşınan ham petrolün büyük bölümü boğazdan geçtiği için, olası bir kriz akaryakıt fiyatlarını artırabilir ve cari açığı büyütebilir. Türkiye ayrıca, Azerbaycan ve Irak üzerinden alternatif enerji koridorları geliştirmeye çalışsa da, spot piyasalarda fiyat artışı yine de hissedilecektir. Diplomatik açıdan, Türkiye'nin İran ve Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkileri kri yönetiminde önemli kozlar sunuyor; ancak ABD yaptırımları ve İsrail faktörü Türkiye'nin manevra alanını daraltabilir. Enerji güvenliği konusunda Türkiye'nin, Kafkasya ve Doğu Akdeniz'deki alternatif kaynakları hızlandırması gerekiyor.