Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik erken işaretler, küresel enerji arzına yönelik en ciddi tehdidi ortadan kaldırmış olsa da analistler, savaşın yol açtığı ekonomik hasarın zaten 'fiyatlandığını' ve düzelmesinin aylar alacağını belirtiyor. Basra Körfezi'ndeki jeopolitik gerilimlerin tırmanmasıyla birlikte, dünya ham petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolunda seyrüsefer geçici olarak durma noktasına gelmişti. Şimdi ise ilk gevşeme işaretleriyle birlikte petrol fiyatları bir miktar gerilerken, sigorta primleri ve navlun maliyetleri de düşüş eğilimine girdi.
Gelişmenin arka planı
Son haftalarda Yemen'deki Husilerin İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırıları ve İran'ın askeri tatbikatları, Hürmüz Boğazı'nı fiilen tehlikeli bir bölge haline getirmişti. Çok sayıda tanker ve yük gemisi rotasını değiştirirken, küresel tedarik zincirlerinde aksamalar yaşanmıştı. Şimdi ise taraflar arasında dolaylı görüşmelerin yoğunlaştığı ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin arabuluculuk çabalarının sonuç vermeye başladığı bildiriliyor. Ancak uzmanlara göre, krizin yarattığı hasar çoktan hanelere ve işletmelere yansımış durumda.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, Hürmüz krizi nedeniyle küresel petrol fiyatları varil başına 15-20 dolar arasında prim yaparken, Avrupa'da doğalgaz fiyatları da yüzde 30 oranında yükseldi. Bu artışların özellikle gelişmekte olan ülkelerde enflasyonist baskıları körüklediği ve merkez bankalarının faiz indirim beklentilerini geciktirdiği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, kısa vadede petrol arzına yönelik endişeleri azaltsa da, uzun vadeli etkiler devam ediyor. Navlun ve sigorta maliyetlerindeki artış, mal fiyatlarına çoktan yansımış durumda. Özellikle nakliye şirketleri, risk primlerini düşürmekte isteksiz davranırken; bazı sigorta firmaları hâlâ savaş riski kapsamındaki talepleri karşılamayı reddediyor. Küresel deniz ticaretinin can damarı olan bu bölgede istikrarın tam olarak sağlanması için birkaç ay daha geçmesi gerekecek.
Öte yandan, enerji ithalatçısı ülkelerin alternatif tedarik yolları arayışı hız kazanmış durumda. Rusya, Orta Asya ve Afrika'daki üreticiler, Hürmüz geçişine alternatif olarak öne çıkmaya çalışıyor. Ancak lojistik altyapının sınırlı olması, bu alternatiflerin kısa vadede mevcut talebi karşılamasını zorlaştırıyor. Bu durum, enerji piyasalarında kırılganlığın devam edeceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz krizinden doğrudan etkileniyor. Kriz sırasında akaryakıt fiyatlarında yaşanan yükseliş, cari açık ve enflasyon üzerinde baskı oluşturmuştu. Boğazın yeniden açılması rahatlama sağlasa da, Türkiye'nin enerji arz güvenliği konusundaki kırılganlığı bir kez daha ortaya çıktı. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırma ihtiyacı daha belirgin hale geliyor. Ayrıca, Orta Doğu'daki gerilimlerin Türkiye üzerinden dolaylı jeopolitik etkileri de göz ardı edilmemeli.