Hong Kong, 16 Eylül'de açıklanacak beş yıllık plan ve politika konuşması öncesinde, şehri derinden etkileyen üçlü bir krizle karşı karşıya: hızla yaşlanan nüfus, rekor düşük doğum oranı ve teknolojik gelişmelerin yol açtığı iş kayıpları. South China Morning Post yazarları Fiona Sun ve Edith Lin, bu hafta yayınlanan analiz serisinin dördüncü bölümünde, demografik değişim ve teknolojik ilerlemenin etkilerini ele alarak şehirde geçim kaynaklarının nasıl iyileştirilebileceğini inceliyor. Yazı dizisinin ilk iki bölümüne atıfla, bu kapsamlı analiz Hong Kong'un karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara ışık tutuyor.
Demografik Değişimin Arka Planı
Hong Kong, dünyanın en hızlı yaşlanan toplumlarından biri. 2023 itibarıyla 65 yaş ve üstü nüfus, toplam nüfusun yaklaşık %20'sini oluşturuyor ve bu oranın 2039'da %33'e ulaşması bekleniyor. Aynı dönemde doğum oranı endişe verici boyutlara geriledi: 2022'de canlı doğum sayısı 32.500'e düşerek son 30 yılın en düşük seviyesine indi. Kadın başına düşen doğum sayısı 0.7 ile dünyanın en düşükleri arasında. Bu iki trend, işgücü piyasasını daraltırken, sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri üzerindeki baskıyı artırıyor.
Öte yandan, teknolojik ilerleme ve otomasyon, özellikle perakende, lojistik ve finans gibi sektörlerde iş kayıplarına yol açıyor. Yapay zeka ve robotik sistemlerin yaygınlaşması, düşük vasıflı işgücünün istihdam olanaklarını azaltırken, yüksek vasıflı çalışanlara olan talebi artırıyor. Ancak Hong Kong'un eğitim sistemi, bu dönüşüme ayak uydurmakta zorlanıyor. Gençler arasında işsizlik oranı, genel işsizlik oranının üzerinde seyrediyor ve mezunların nitelikleri ile piyasa talepleri arasında uyumsuzluk bulunuyor.
Hükümet, 16 Eylül'de açıklanacak politika konuşmasında bu sorunlara yönelik kapsamlı önlemler almayı planlıyor. Beklentiler arasında, doğum teşvikleri, çocuk bakım desteği, yaşlı bakım hizmetlerinin genişletilmesi ve mesleki eğitim programlarının güçlendirilmesi yer alıyor. Ayrıca, göç politikalarında esneklik sağlanarak nitelikli işgücü çekilmesi ve teknoloji sektörüne yönelik yatırımların artırılması gündemde. Ancak bu önlemlerin ne kadar etkili olacağı belirsiz; zira benzer politikalar Güney Kore, Japonya ve Singapur gibi ülkelerde sınırlı başarı sağladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hong Kong'un demografik krizi, yalnızca yerel bir sorun değil; Doğu Asya'nın genelinde görülen bir eğilimin parçası. Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Singapur da benzer şekilde yaşlanan nüfus ve düşen doğum oranlarıyla mücadele ediyor. Bu ülkeler, işgücü açığını kapatmak için göçmen işçilere yöneliyor ancak sosyal ve siyasi dirençle karşılaşıyor. Hong Kong, özellikle 2020'de yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası sonrası yaşanan göç dalgasıyla bu sorunu daha derin hissediyor. 2020-2023 arasında yaklaşık 200.000 kişi şehirden ayrıldı; bu, nitelikli işgücü kaybını beraberinde getirdi.
Küresel ölçekte, otomasyon ve yapay zeka kaynaklı iş kayıpları tüm gelişmiş ekonomileri etkiliyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2023 raporuna göre, 2027'ye kadar dünya genelinde 83 milyon işin ortadan kalkması, 69 milyon yeni işin ortaya çıkması bekleniyor. Bu dönüşüm, işgücünün yeniden beceri kazanmasını zorunlu kılıyor. Hong Kong, finans ve teknoloji merkezi olarak bu değişimden en çok etkilenecek şehirlerden biri. Şehir, aynı zamanda Çin anakarası ile Batı arasındaki gerilimden de olumsuz etkileniyor; artan jeopolitik riskler, yatırımcı güvenini sarsıyor ve nitelikli göçü teşvik ediyor.
Hong Kong yönetimi, bu sorunlarla başa çıkmak için hem kısa vadeli hem de uzun vadeli stratejiler geliştirmek zorunda. Kısa vadede, doğum teşvikleri ve çocuk bakım desteği ile nüfus artışını canlandırmak hedefleniyor. Uzun vadede ise eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması, yaşam boyu öğrenme programları ve göçmen işgücü politikalarının liberalleştirilmesi gerekiyor. Ancak bu adımlar, siyasi ve sosyal dirençle karşılaşabilir. Özellikle göçmen işçi alımı, yerel halk arasında ücretlerin düşmesi ve kültürel uyum sorunları endişesiyle karşılanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un demografik ve teknolojik dönüşümü, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de benzer sorunlar Türkiye için de geçerli. Türkiye'de de doğum oranları düşüyor ve nüfus yaşlanıyor; 2023'te toplam doğurganlık hızı 1.62'ye geriledi. Ayrıca otomasyon, özellikle tekstil ve otomotiv gibi sektörlerde işgücü talebini azaltıyor. Hong Kong'un deneyimi, Türkiye'nin proaktif politikalar geliştirmesi gerektiğini gösteriyor: mesleki eğitim reformu, yaşlı bakım sisteminin güçlendirilmesi ve nitelikli göç yönetimi. Ekonomik işbirliği açısından ise Hong Kong, Türkiye için Asya'ya açılan bir kapı olabilir; ancak artan jeopolitik gerilimler bu potansiyeli sınırlıyor.