Hong Kong'da bağımsız bir kitabevi, ulusal güvenlik polisinin baskınından altı hafta sonra kapılarını kalıcı olarak kapattı. Prince Edward semtindeki binanın loş merdivenlerinde Pazar günü öğleden sonra uzun kuyruklar oluşurken, dört yıldır faaliyet gösteren işletme son gününde yoğun ilgi gördü.
Baskın ve Kapanış Süreci
Söz konusu kitabevi, Şubat ayının başında ulusal güvenlik polisi tarafından basılmıştı. Operasyon kapsamında çok sayıda kitap ve belgeye el konulmuş, işletme sahipleri gözaltına alınmıştı. Baskının ardından altı hafta boyunca açık kalan kitabevi, Pazar günü itibarıyla faaliyetlerine son verdi.
Ziyaretçiler, merdivenlerde uzun süre bekleyerek son kez kitap satın almak istedi. Kitabevinin müdavimleri, mekânın kapanmasından duydukları üzüntüyü dile getirirken, Hong Kong'da ifade özgürlüğünün giderek kısıtlandığına dikkat çekti. Bazı müşteriler, kitapların toplatılmasını ve işletmenin kapanmasını 'sansür' olarak nitelendirdi.
Kitabevi, 2020 yılında Hong Kong'da ulusal güvenlik yasasının yürürlüğe girmesinden önce açılmıştı. Mağaza, özellikle Çin ve Hong Kong hakkında eleştirel kitaplar satmasıyla biliniyordu. Yasa, ulusal güvenliği tehdit ettiği düşünülen faaliyetlere geniş yetkilerle müdahale imkânı tanıyor.
Yetkililer, operasyonun 'ulusal güvenliği ihlal eden yayınların' önlenmesi amacı taşıdığını açıkladı. Ancak sivil toplum örgütleri, yasanın ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yarattığını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hong Kong, Çin'in özel yönetim bölgesi olarak 1997'den bu yana 'tek ülke, iki sistem' ilkesiyle yönetiliyor. Ancak 2019'daki protestoların ardından çıkarılan ulusal güvenlik yasası, kentin özerkliğinin fiilen azalmasına yol açtı. Batılı ülkeler, yasanın Hong Kong'un uluslararası statüsünü zedelediğini ve demokratik değerleri aşındırdığını öne sürüyor.
Bu gelişme, Asya genelinde ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü konusundaki endişeleri yeniden gündeme getirdi. Hong Kong, uzun süre Asya'nın özgür basın merkezi olarak görülüyordu; ancak son yıllarda uluslararası basın özgürlüğü endekslerinde sıralaması geriledi. Kitabevinin kapanışı, sembolik olarak bu gerilemenin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Yasa, yalnızca Hong Kong'da değil, Tayvan ve Batı ülkelerinde de tedirginlik yaratmış durumda. Pekin yönetimi ise ulusal güvenlik yasasını 'Hong Kong'un istikrarı ve refahı için gerekli' şeklinde savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'daki kitabevi kapanışı, Türkiye için doğrudan bir sonuç doğurmamakla birlikte, küresel ölçekte ifade özgürlüğü ve ulusal güvenlik politikaları arasındaki denge tartışmalarının bir parçası. Türkiye, benzer şekilde ulusal güvenlik gerekçesiyle bazı yayınları sınırlandırmakta ve Batılı ülkelerce zaman zaman eleştirilmektedir. Bu tablo, uluslararası kamuoyunda benzer politikalara yönelik algının ortaklaşabileceğini göstermekte. Türkiye'nin, Hong Kong'a yönelik tutumu, Çin ile ilişkilerinde dikkatli bir denge gözettiğinden, bu tür gelişmelerde resmi açıklamalardan kaçındığı görülmektedir. Yine de, Türk dış politikası açısından, bölgedeki güç mücadelelerinin ticari ve stratejik iş birliklerini etkileyebileceği öngörüsünde bulunmak mümkün.