Hong Kong'ta finans firmalarının yönettiği varlıklar geçen yıl yüzde 20 artarak 5,38 trilyon dolarla (42,2 trilyon Hong Kong doları) rekor seviyeye ulaştı. Hong Kong Menkul Kıymetler ve Vadeli İşlemler Komisyonu'nun (SFC) yayımladığı yıllık rapora göre, net nakit girişleri 302 milyar doları buldu. Bu artışta, küresel yatırımcıların Çin varlıklarına olan talebinin canlanması ve Hong Kong'un bölgesel bir finans merkezi olarak cazibesini koruması etkili oldu. Raporda, 2023 yılında yönetilen varlıkların 4,48 trilyon dolar olduğu belirtildi.
Küresel yatırımcılar Çin'e geri dönüyor
Hong Kong, İsviçre'yi geride bırakarak dünyanın en büyük varlık yönetim merkezlerinden biri haline geldi. SFC verilerine göre, geçen yıl Hong Kong'daki varlık yönetim şirketlerinin yüzde 70'inden fazlası yabancı yatırımcılardan gelen fonlarla çalıştı. Çin'in ekonomik toparlanma sinyalleri ve hükümetin piyasa dostu politikaları, yatırımcı güvenini artırdı. Özellikle Çin'in teknoloji ve yeşil enerji sektörlerine yönelik yatırımlar, Hong Kong üzerinden yönlendirildi. SFC Başkanı Tim Lui, 'Bu rakamlar, Hong Kong'un küresel yatırımcılar için güvenilir bir liman olduğunu gösteriyor' dedi.
Hong Kong'un varlık yönetimindeki başarısı, sadece Çin'e olan ilgiyle sınırlı değil. Bölge, Asya-Pasifik'teki diğer büyüyen ekonomilere de erişim sağlıyor. Singapur ile rekabet halinde olan Hong Kong, düşük vergileri, hukukun üstünlüğü ve serbest sermaye akışıyla öne çıkıyor. Ancak son yıllarda siyasi baskılar ve Çin'in daha sıkı düzenlemeleri, bazı yatırımcıları tedirgin etmişti. SFC raporu, bu endişelerin azaldığını ve yabancı sermayenin geri döndüğünü ortaya koyuyor.
Küresel finans merkezleri arasında Hong Kong'un yükselişi
Hong Kong'un varlık yönetimindeki rekor büyümesi, küresel finans piyasalarında dengeleri değiştiriyor. İsviçre, uzun yıllardır dünyanın en büyük varlık yönetim merkezi olarak bilinirken, Hong Kong son yıllarda bu unvanı ele geçirdi. 2022'de İsviçre'yi geride bırakan Hong Kong, 2023'te de liderliğini korudu. Asya-Pasifik bölgesinin artan ekonomik ağırlığı, Hong Kong'u cazip kılıyor. Bölgedeki orta sınıfın büyümesi ve emeklilik fonlarının artması, varlık yönetim sektörünü besliyor.
Bu gelişme, küresel yatırımcıların Asya'ya yöneldiğinin bir işareti. Çin'in teknoloji şirketlerine yönelik düzenleyici baskının hafiflemesi ve Pekin'in ekonomiyi canlandırma çabaları, yatırımcıları cezbediyor. Ayrıca, ABD ile Çin arasındaki jeopolitik gerilimlere rağmen, Hong Kong bir aracı rolünü sürdürüyor. SFC raporu, Hong Kong'un sadece Çin için değil, tüm Asya için bir finans kapısı olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un varlık yönetimindeki başarısı, Türkiye için dolaylı da olsa önemli sinyaller taşıyor. Küresel yatırımcıların Asya'ya yönelmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalara olan ilgiyi azaltabilir. Ancak Türkiye, kendi finans merkezi olma hedefiyle Hong Kong'un deneyimlerinden ders çıkarabilir. Hong Kong'un düşük vergi ve serbest sermaye politikaları, Türkiye'nin İstanbul Finans Merkezi projesi için bir model oluşturabilir. Ayrıca, Çin'in ekonomik toparlanması Türkiye-Çin ticaretine de olumlu yansıyabilir. Türkiye'nin Asya'ya açılım politikası bağlamında, Hong Kong'un finansal gücü, Ankara'nın bölgesel bağlantılarını güçlendirebilir.