Hong Kong Özel İdari Bölgesi Başkanı John Lee Ka-chiu, çeşitli kabul programları kapsamında şehre çekilen yeteneklerin her yıl gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) yaklaşık yüzde 1,2 oranında katkı sağlayabileceğini söyledi. Lee, üç yıllık eşiği aşanların yarısından fazlasının kalmaya istekli olduğunu belirtti.
Yetenek programlarının ekonomik etkisi
Hong Kong yönetimi, son yıllarda nitelikli iş gücünü çekmek için bir dizi göçmenlik ve yetenek programı başlattı. Bu programlar arasında 'Tek Yetenek Planı', 'Yüksek Nitelikli Geçiş Programı' ve 'Teknoloji Yetenekleri Giriş Programı' gibi girişimler yer alıyor. Şehir lideri John Lee, bu programlar sayesinde Hong Kong'a gelen yeteneklerin ekonomik büyümeye önemli bir katkı sunduğunu vurguladı. Lee'ye göre, bu kişilerin iş gücüne katılımı, inovasyon ve girişimcilik faaliyetleri GSYH'ye doğrudan etki ediyor. Açıklamaya göre, programlar kapsamında gelenlerin üç yıl sonunda kalma oranı yüzde 50'nin üzerinde. Bu durum, programların sürdürülebilirliği açısından olumlu bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Hong Kong, son yıllarda artan rekabet ve değişen küresel ekonomik koşullar altında nitelikli iş gücünü elde tutmakta zorlanıyordu. 2019'daki protestolar ve ardından gelen siyasi değişimler, bazı profesyonellerin şehirden ayrılmasına yol açtı. Yönetim, bu kaybı telafi etmek ve ekonomiyi çeşitlendirmek için yetenek çekme stratejilerine ağırlık verdi. Lee'nin açıklamaları, bu stratejinin ilk somut sonuçlarını yansıtıyor.
Bölgesel ve küresel bağlam
Asya-Pasifik bölgesinde yetenek savaşı giderek kızışıyor. Singapur, Tayvan, Japonya ve Güney Kore gibi ekonomiler de nitelikli göçmenleri çekmek için benzer programlar uyguluyor. Hong Kong'un avantajı, Çin anakarasına yakınlığı ve uluslararası finans merkezi kimliği. Ancak artan siyasi baskılar ve yaşam maliyetleri, şehrin cazibesini azaltabilecek faktörler arasında. Lee'nin verdiği rakamlar, Hong Kong'un hala küresel yetenekler için çekici bir destinasyon olduğunu göstermeyi amaçlıyor. Öte yandan, programların uzun vadeli etkileri ve bu kişilerin gerçekten kalıcı olup olmayacağı belirsizliğini koruyor.
Uzmanlar, GSYH'ye yapılan yüzde 1,2'lik katkının önemli bir rakam olduğunu, ancak bunun sürdürülebilir olması için Hong Kong'un ekonomik özgürlüklerini ve yaşam kalitesini koruması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, yeteneklerin çoğunun finans ve teknoloji sektörlerinde yoğunlaşması, ekonominin çeşitlenmesi açısından risk oluşturabilir. Hong Kong yönetimi, bu programları genişletmeyi ve daha fazla ülkeden yetenek çekmeyi planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un nitelikli iş gücü çekme stratejisi, küresel yetenek rekabetinin bir yansıması olarak Türkiye için dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda kendi beyin göçü sorunuyla mücadele ediyor ve nitelikli gençlerini yurt dışına kaptırıyor. Hong Kong gibi merkezlerin cazip programları, Türk profesyonelleri için alternatif kariyer yolları sunabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Asya ile ekonomik ilişkilerini derinleştirme çabaları kapsamında, Hong Kong'un finans merkezi rolü ve yetenek politikaları iş birliği fırsatları yaratabilir. Ancak doğrudan bir etki için Türkiye'nin kendi yetenek yönetimi stratejilerini gözden geçirmesi gerekiyor.