Hong Kong, ulusal güvenlikle ilgili yeni bir düzenlemeyle, 2020 yılında yürürlüğe giren ulusal güvenlik yasasından önce işlenmiş bazı suçların geriye dönük olarak ulusal güvenlik prosedürlerine dahil edilmesine olanak tanıyan bir mevzuatı kabul etti. Söz konusu yan düzenleme, “diğer suçlar” için bir sınıflandırma mekanizması getiriyor ve bu kapsamdaki davaların geçmişe dönük olarak ele alınabilmesini sağlıyor. Yeni yasa, Hong Kong'un ulusal güvenlik rejimini daha da genişletirken, özellikle 2019'daki protesto hareketine katılanlar üzerinde yeni yaptırım olasılıklarını gündeme getiriyor.
Arka plan ve yasal dayanak
2020 yılında Pekin tarafından çıkarılan ulusal güvenlik yasası, Hong Kong'da ayrılıkçılık, ayaklanma, terörizm ve yabancı güçlerle iş birliği gibi suçları kapsıyor. Yasa, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren işlenen suçları kapsıyordu ancak yeni düzenleme, öncesindeki bazı eylemleri de geriye dönük olarak bu kapsama alıyor. Sınıflandırma mekanizması, hangi suçların ulusal güvenlik kapsamında değerlendirileceğini belirlemek için adli bir süreç öngörüyor. Bu, hukuki belirlilik ilkesi açısından tartışmalara yol açıyor; zira bazı hukukçular, geriye dönük uygulamaların evrensel hukuk normlarına aykırı olduğunu savunuyor.
Yeni düzenleme, özellikle 2019-2020 yılları arasında Hong Kong'da patlak veren büyük protesto dalgasıyla bağlantılı. Bu protestolar sırasında yüzlerce kişi tutuklanmış, birçoğu 2020 öncesindeki eylemlerden dolayı yargılanmamıştı. Yeni yasayla, bu kişilerin yeniden yargı önüne çıkarılması mümkün hale gelebilir. Hong Kong hükümeti, düzenlemenin “ulusal güvenliği korumak” amaçlı olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Hong Kong'un özerk yapısına yönelik endişeleri yeniden alevlendirdi. ABD ve Avrupa Birliği, daha önce Hong Kong'un özerkliğinin zedelendiğini belirterek yaptırım uygulamıştı. Çin ise Hong Kong'a yönelik müdahaleyi “ülke egemenliğinin bir gereği” olarak savunuyor. Yeni yasayla birlikte, uluslararası şirketlerin Hong Kong'daki faaliyetlerine ilişkin riskler artıyor. Özellikle finans merkezi olarak Hong Kong'un konumu, bu tür düzenlemelerle zayıflıyor. Bölgedeki diğer aktörler (Japonya, Güney Kore) ise gelişmeyi dikkatle izliyor; çünkü Çin'in benzer uygulamaları başka bölgelere de taşıyabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hong Kong'la doğrudan ticari veya diplomatik bağları sınırlı olmakla birlikte, uluslararası hukukta geriye dönük yasaların uygulanması genel bir endişe kaynağı. Türkiye'nin, özellikle terörle mücadele gibi konularda benzer yasal düzenlemelere sahip olması, bu gelişmeyi yakından takip etmesini gerektiriyor. Ayrıca, Çin ile stratejik ilişkilerini sürdüren Türkiye, böylesi bir uygulamanın bölgesel istikrar üzerindeki etkilerini analiz etmeli. Uluslararası hukukun evrenselliği açısından Türkiye, bu tür düzenlemelerin emsal teşkil edebileceğini göz önünde bulundurmalı.