Hong Kong’un göçmenlik şefi, dünya standartlarındaki snooker oyuncularının yerel yetenek programını öncelikli olarak vergi yüklerini azaltmak için kullandıkları yönündeki iddiaları reddetti. Göçmenlik Direktörü Benson Kwok Joon-fung, eğer amaç sadece vergiden kaçınmak olsaydı, sıfır vergi uygulayan Orta Doğu destinasyonlarının daha mantıklı bir tercih olacağını vurguladı. Kwok, bu açıklamayı Çarşamba günü düzenlenen bir basın toplantısında yaptı ve programın amacının yalnızca mali teşvikler olmadığını, küresel yetenekleri şehre çekerek Hong Kong’un rekabet gücünü artırmak olduğunu belirtti. Açıklama, son haftalarda dünyaca ünlü snooker oyuncularının Hong Kong’a yerleşmek için başvurduğu haberlerinin ardından geldi.
Programın Amacı ve İddialar
Hong Kong hükümeti, 2022 yılında başlattığı Top Talent Scheme (TTS) ile şehri finans, teknoloji ve spor gibi çeşitli alanlarda küresel yetenekler için cazip bir merkez haline getirmeyi hedefliyor. Program, başvuru sahiplerine hızlı vize süreçleri, aile üyeleri için ikamet hakkı ve düşük vergi oranları gibi avantajlar sunuyor. Ancak bazı eleştirmenler, özellikle yüksek gelirli yabancıların bu programı vergi avantajlarından yararlanmak için kullandığını ve bunun yerel halk için adil olmadığını savunuyor.
Snooker yıldızlarının Hong Kong’a taşınması, şehirde sporun popülaritesini artırma potansiyeliyle de ilişkilendiriliyor. Dünya Snooker Turu’nda mücadele eden bazı oyuncuların, özellikle de Asya’dan gelen yeteneklerin, Hong Kong’u üs olarak seçmesi, sporun bölgedeki gelişimine katkı sağlayabilir. Kwok, oyuncuların motivasyonlarını değerlendirirken sadece vergi faktörünün değil, yaşam kalitesi, altyapı ve sporculara sunulan imkanların da belirleyici olduğunu ifade etti.
Bölgesel Rekabet ve Küresel Boyut
Hong Kong, yetenek çekme konusunda Singapur ve Dubai gibi bölgesel rakipleriyle kıyasıya rekabet ediyor. Singapur, son yıllarda finans ve teknoloji alanında yetenekleri çekmek için benzer programlar başlatırken, Dubai sıfır vergi politikasıyla dikkat çekiyor. Kwok’un açıklamaları, Hong Kong’un vergi avantajlarının tek başına bir çekim faktörü olmadığı, ancak diğer cazibe unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde programın başarılı olduğu mesajını veriyor.
Uzmanlar, yetenek programlarının uzun vadeli ekonomik etkilerinin ölçülmesinin zaman aldığını ve vergi indirimlerinin kısa vadeli bir teşvik olabileceğini ancak yeteneklerin kalıcılığının şehrin yaşam kalitesi, iş ortamı ve kültürel olanaklarına bağlı olduğunu belirtiyor. Hong Kong’un son yıllarda yaşadığı siyasi ve sosyal hareketlilikler, bazı yetenekleri şehirden uzaklaştırmış olsa da, hükümet bu programlarla kaybı telafi etmeyi amaçlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, yetenek göçü konusunda küresel rekabetin arttığını gösteriyor. Türkiye, son yıllarda beyin göçünü tersine çevirmek ve uluslararası yetenekleri çekmek için çeşitli teşvikler uygulasa da, bu alandaki rekabet giderek kızışıyor. Hong Kong’un programı, Türkiye’nin kendi yetenek politikalarını gözden geçirmesi için bir örnek teşkil edebilir. Özellikle teknoloji ve finans alanında dünyaca ünlü isimlerin bu tür programlarla çekilmesi, ülkelerin inovasyon kapasitesini artırabilir. Türkiye’nin coğrafi konumu ve genç nüfusu avantaj olsa da, vergi avantajları ve yaşam kalitesi gibi faktörlerde eksiklikler bulunabilir. Bu nedenle, Türkiye’nin kendi yetenek programlarını daha cazip hale getirmesi, küresel ölçekte rekabet gücünü artırabilir.