Hong Kong Polis Teşkilatı'nın görevden ayrılan müdür yardımcısı Andrew Kan Kai-yan, yapay zekanın (YZ) Hong Kong'da ulusal güvenliğe yönelik yeni bir tehdit oluşturduğunu ve polis gücünün bu sorunla mücadelede yeni teknolojilere yöneldiğini söyledi. Kan'ın uyarısı, Çin Devlet Güvenlik Bakanı Chen Yixin'in geçen hafta yaptığı ve yapay zekanın ulusal güvenlik üzerindeki etkilerine dikkat çeken açıklamalarının ardından geldi.
Arka Plan: Yapay Zeka ve Ulusal Güvenlik
Andrew Kan, görev süresinin sona ermesi dolayısıyla düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, yapay zekanın hızla gelişen doğasının geleneksel güvenlik anlayışını değiştirdiğini vurguladı. Kan, "Yapay zeka, sadece bir teknoloji değil, aynı zamanda yeni bir ulusal güvenlik tehdidi kaynağıdır" dedi. Hong Kong polisinin, bu tehditle mücadele etmek için yapay zeka destekli analiz araçlarına yatırım yaptığını ve siber suçlar, dezenformasyon ve casusluk gibi alanlarda proaktif önlemler geliştirdiğini belirtti.
Kan'ın açıklamaları, Çin Devlet Güvenlik Bakanı Chen Yixin'in geçen hafta yaptığı ve "yapay zekanın ulusal güvenlik için potansiyel bir tehdit olduğunu, ancak aynı zamanda bir fırsat sunduğunu" ifade eden konuşmasının ardından geldi. Chen, yapay zeka teknolojilerinin kontrolsüz kullanımının toplumsal istikrarı bozabileceğini ve düşman güçler tarafından istismar edilebileceğini söylemişti. Hong Kong polisinin bu konudaki hassasiyeti, 2019 protestoları ve ardından yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası sonrası artan güvenlik endişeleriyle de örtüşüyor.
Uzmanlara göre, yapay zeka destekli deepfake teknolojileri, sahte haberler ve sosyal medya manipülasyonları, Hong Kong gibi yüksek dijital penetrasyona sahip toplumlarda ciddi bir istikrarsızlık riski taşıyor. Polis, bu tür içerikleri tespit etmek ve kaynağını bulmak için makine öğrenimi algoritmaları kullanmaya başladı. Ancak bu adımlar, gözetim ve ifade özgürlüğü endişelerini de beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yapay zekanın ulusal güvenlik boyutu, sadece Hong Kong veya Çin ile sınırlı değil. Son yıllarda ABD, AB ve diğer ülkeler de yapay zeka kaynaklı tehditlere karşı stratejiler geliştiriyor. Özellikle deepfake ve dezenformasyon, seçim güvenliği ve kamu düzeni için küresel bir risk olarak tanımlanıyor. Hong Kong'un bu konudaki tutumu, Çin'in genel yapay zeka politikalarıyla uyumlu: hem teknolojik üstünlük sağlamak hem de rejim güvenliğini korumak.
Öte yandan, Hong Kong polisinin yapay zeka kullanımı, Batılı ülkelerle teknoloji ve insan hakları alanındaki gerilimi artırabilir. ABD ve AB, Hong Kong'a yönelik yaptırımlarında ve teknoloji ihracat kontrollerinde bu tür gelişmeleri gerekçe gösterebilir. Çin ise bu eleştirileri "iç işlerine müdahale" olarak nitelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yapay zekanın ulusal güvenlik tehdidi olarak tanımlanması, Türkiye için de emsal teşkil ediyor. Türkiye, son yıllarda yapay zeka ve siber güvenlik alanında adımlar atsa da kapsamlı bir ulusal strateji henüz oluşturmuş değil. Hong Kong örneği, otoriter eğilimlerin yapay zekayı gözetim ve baskı aracı olarak kullanabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin kendi demokratik standartlarını koruyarak, yapay zeka kaynaklı dezenformasyon ve siber tehditlere karşı dengeli bir yaklaşım geliştirmesi kritik. Ayrıca, Çin'in Hong Kong üzerinden yapay zeka ihracatı ve teknoloji transferi, Türkiye'nin Çin ile ilişkilerinde dikkat etmesi gereken bir boyut olarak öne çıkıyor. NATO müttefiki olarak Türkiye, Batı'nın yapay zeka güvenliği standartlarıyla uyumlu hareket etmeli, ancak kendi ulusal çıkarlarını da gözetmeli.