Hong Kong, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ile ticaret hacmini rekor seviyelere taşıdı. Ancak uzmanlar, bu ticaret patlamasının şehir ekonomisi için gerçek değerinin, hizmet ihracatı ve finansal entegrasyon gibi alanlarda atılacak adımlarla ortaya çıkacağını belirtiyor. Hong Kong Özel İdari Bölgesi Baş Yöneticisi John Lee Ka-chiu, 7 Ağustos'ta ASEAN Genel Sekreteri Kao Kim Hourn ile yaptığı görüşmede, şehrin ilk beş yıllık kalkınma planının bu hedefe yönelik olduğunu vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Hong Kong, Çin anakarasının kapısı olmasının avantajıyla ASEAN ülkeleriyle ticaretini her geçen yıl artırıyor. Özellikle son beş yılda ikili ticaret hacmi yüzde 20'den fazla büyüyerek 1 trilyon Hong Kong dolarını (yaklaşık 128 milyar ABD doları) aştı. Ancak bu büyümenin büyük kısmı, yeniden ihracat (re-export) faaliyetlerine dayanıyor; yani mallar Hong Kong üzerinden Çin'e veya diğer pazarlara aktarılıyor. Bu durum, şehrin liman altyapısına bağımlılığını artırırken, yerel ekonomik katma değerin düşük kalmasına neden oluyor.
Hükümetin beş yıllık planı, bu ticaret hacmini sadece bir geçiş koridoru olmaktan çıkarıp, yüksek değerli lojistik, finansal hizmetler ve teknoloji transferi gibi alanlarda sürdürülebilir büyümeye dönüştürmeyi hedefliyor. Baş Yönetici Lee, ASEAN ülkeleriyle yapılacak anlaşmaların yalnızca ticaret değil, aynı zamanda yatırım ve inovasyon odaklı olması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, Hong Kong'un serbest port statüsünün ASEAN ülkeleriyle daha derin ekonomik ortaklıklara zemin hazırlaması bekleniyor.
Öte yandan, Çin-ASEAN serbest ticaret anlaşmasının 3.0 versiyonu üzerindeki müzakereler sürüyor. Hong Kong'un bu süreçte oynayacağı rol, şehrin finansal piyasaları ve uluslararası hukuk deneyimi açısından kritik önem taşıyor. Uzmanlar, Hong Kong'un ASEAN ülkelerinin Çin'e açılan penceresi olmanın ötesinde, bölgesel bir finans merkezi olarak hizmet vermesi gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ASEAN, 680 milyonu aşkın nüfusu ve genç dinamik ekonomileriyle dünyanın en hızlı büyüyen bölgelerinden biri. Hong Kong'un bu pazardaki rolü, yalnızca kendi ekonomisi için değil, aynı zamanda Çin'in "Kuşak ve Yol" girişimi ve bölgesel kapsamlı ekonomik ortaklık (RCEP) anlaşmaları bağlamında da stratejik bir öneme sahip. RCEP'in 2022'de yürürlüğe girmesiyle birlikte, Hong Kong'un bu anlaşmaya katılımı için başvuru süreci devam ediyor; ancak şehir henüz tam üye değil.
Analistler, Hong Kong'un ASEAN ile ticaret ilişkisinin derinleşmesinin, bölgedeki tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesine katkı sağlayabileceğini ifade ediyor. Çin anakarasındaki artan işgücü maliyetleri ve jeopolitik gerilimler, birçok şirketi üretim hatlarını ASEAN ülkelerine kaydırmaya itiyor. Hong Kong'un bu süreçte sağladığı lojistik, finansman ve hukuki danışmanlık hizmetleri, şehrin küresel iş dünyasındaki konumunu güçlendirebilir.
Ancak bu fırsatların gerçekleşmesi, şehrin siyasi istikrarı ve uluslararası finans merkezi kimliğini korumasına bağlı. Son yıllarda yaşanan protestolar ve ulusal güvenlik yasası nedeniyle bazı uluslararası yatırımcıların çekinceleri olsa da, resmi veriler ticaret akışlarının güçlü kaldığını gösteriyor. Hong Kong'un ASEAN ile entegrasyonu, şehrin gelecekteki ekonomik dönüşümünde kilit bir rol oynayacak gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un ASEAN ile ticareti, Türkiye için dolaylı ancak önemli fırsatlar barındırıyor. Türkiye, ASEAN ülkeleriyle ticaretini artırma stratejisini izlerken, Hong Kong'un bölgesel bir lojistik ve finans merkezi olarak konumu, Türk ihracatçılarına bu pazarlara açılan bir kapı sunabilir. Özellikle İstanbul'un dünya finans merkezi olma hedefi ve Türkiye'nin Doğu ile Batı arasında köprü rolü, Hong Kong'un Güneydoğu Asya'daki işleviyle benzerlik taşıyor. Türkiye'nin, Hong Kong'un deneyimlerinden yararlanarak ASEAN ülkeleriyle ticaret anlaşmalarını geliştirmesi ve bölgesel tedarik zincirlerinde yer alması mümkün. Ancak bu fırsatların gerçekleşmesi, Türkiye'nin bu bölgeye yönelik aktif diplomatik ve ekonomik politikalar geliştirmesine bağlı.