Hong Kong hükümeti, güçlü dış ticaret ve iç talebin desteğiyle ikinci çeyrekte kaydedilen yüzde 4,3'lük büyümenin ardından 2026 yılı için ekonomik büyüme tahminini yüzde 3,5 ila 4,5 bandına yükseltti. Böylece kent, yaklaşık beş yılın en güçlü ilk yarısını geride bırakmış oldu. Cuma günü yayımlanan altı aylık ekonomik raporla gelen bu revizyon, Hong Kong ekonomisinin salgın sonrası toparlanma sürecinin sanılandan daha sağlam olduğunu gösteriyor.
Güçlü büyüme verileri ve hükümetin iyimser tablosu
Hong Kong Özel İdare Bölgesi Hükümeti, bu yılın ikinci çeyreğinde gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yıllık bazda yüzde 4,3 arttığını açıkladı. İlk çeyrekteki yüzde 2,8'lik büyümenin ardından gelen bu rakam, kentin 2019 yılından bu yana en güçlü ilk yarı yıl performansını ortaya koydu. Böylece yılın ilk altı ayında büyüme ortalaması yüzde 3,6'ya ulaştı. Hükümet, bu ivmenin kalıcı olacağını öngörerek yıl sonu için daha önce yüzde 2,5-3,5 olarak belirlediği büyüme tahminini yukarı çekti. Maliye Bakanı Paul Chan, raporun tanıtımında yaptığı açıklamada, "Dış ticaretteki canlılık ve yerel talepteki güçlü seyir, büyümenin ana itici güçleri olmaya devam ediyor" dedi.
İhracattaki artışın yanı sıra tüketim harcamalarındaki toparlanma da büyümeye katkı sağladı. Perakende satışlar ve turizm gelirleri, Çin'den gelen ziyaretçi sayısındaki artışla birlikte yükseliş kaydetti. Öte yandan hükümet, emlak piyasasındaki yavaşlamanın ve jeopolitik gerilimlerin risk oluşturmaya devam ettiğini ancak genel görünümün olumlu olduğunu belirtti. Raporda, iş gücü piyasasının da güçlü kaldığı, işsizlik oranının düşük seyrettiği vurgulandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Hong Kong'un büyüme performansı, Çin ekonomisinin genel seyrine ilişkin önemli sinyaller veriyor. Özellikle ABD ile Çin arasındaki ticari gerilimlerin sürdüğü bir dönemde, Hong Kong'un ihracata dayalı ekonomisinin güçlü kalması, bölgesel ticaret hacimlerinin beklenenden daha dirençli olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, Hong Kong'un finansal merkez konumunun ve Çin'e açılan kapı rolünün, küresel ticaret akışlarındaki dalgalanmalara karşı doğal bir tampon oluşturduğunu ifade ediyor. Ancak küresel faiz oranlarındaki yüksek seyir ve Çin anakarasındaki emlak sektörüne ilişkin endişeler, önümüzdeki dönemde büyüme üzerinde aşağı yönlü riskler oluşturabilir. Kentin ekonomik kırılganlıklarına rağmen, bu iyimser tablo Asya-Pasifik bölgesindeki toparlanmanın diğer ekonomilere de örnek teşkil edebileceği yorumlarına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong ekonomisindeki bu olumlu görünüm, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel ticaretin canlanması açısından dolaylı bir önem taşıyor. Hong Kong'un güçlü büyümesi, Asya'daki tedarik zincirlerinin ve finansal akışların direncine işaret ediyor. Türkiye'nin ihracat pazarları arasında Asya'nın payı giderek artıyor; bu nedenle bölgesel istikrar ve ticaret hacmindeki genişleme, Türk ihracatçıları için potansiyel fırsatlar sunabilir. Öte yandan, küresel ticaretin canlılığı Türkiye'nin cari açığı üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin kendi ekonomik kırılganlıkları göz önüne alındığında, bu tür dış gelişmelerin doğrudan bir politika değişikliği için belirleyici olmadığı, ancak genel küresel büyüme ortamının Türkiye için önemli bir arka plan oluşturduğu söylenebilir.