Los Angeles merkezli yaratıcı yönetmen Hayes Davenport, Odd Lots podcast'inin canlı kaydında Tracy Alloway ve Joe Weisenthal'e konuk olarak Hollywood'un yapay zekâ çağındaki krizini değerlendirdi. Davenport, Amerikan eğlence endüstrisinin pandemiden bu yana istikrarlı bir düşüş içinde olduğunu ve yapay zekânın bu gidişatı daha da kötüleştirdiğini vurguladı. Podcast bölümü, sektörün yapısal sorunlarını ve teknolojik dönüşümün yarattığı baskıları masaya yatırdı.
Pandemi Sonrası Çöküşün Arka Planı
Hollywood, 2020'de COVID-19 salgınının patlak vermesiyle sinema salonlarının kapanması, prodüksiyonların durması ve streaming platformlarına hızlı geçiş gibi benzeri görülmemiş bir şok yaşadı. Ancak sektör, salgın sonrası toparlanma yerine daha derin bir yapısal krizle karşı karşıya kaldı. 2023'te Writers Guild of America (WGA) ve SAG-AFTRA sendikalarının başlattığı grevler, yapay zekânın senaryo yazımı ve oyunculuk gibi alanlarda kullanımına karşı önemli talepleri gündeme getirdi. Grevler sonucunda bazı koruma maddeleri kabul edilse de, stüdyoların maliyet düşürme çabaları ve yapay zekâ yatırımları hız kesmedi.
Davenport, podcast'te Hollywood'un artık eskisi gibi kârlı bir iş modeli olmadığını belirtti. Streaming savaşları, abone sayılarındaki dalgalanmalar ve reklam gelirlerindeki düşüş, stüdyoları daha az yapım üretmeye ve daha ucuz alternatiflere yönelmeye itti. Yapay zekâ, bu noktada hem bir tehdit hem de bir maliyet azaltma aracı olarak öne çıkıyor. Özellikle görsel efektler, dublaj, seslendirme ve hatta senaryo taslakları gibi alanlarda AI araçlarının kullanımı hızla yaygınlaşıyor.
Ancak Davenport'a göre asıl sorun, yapay zekânın yaratıcı süreçleri tamamen ele geçirmesi değil; sektörün zaten kırılgan olan ekonomik yapısının AI ile birlikte daha da istikrarsız hale gelmesi. Küçük ve orta ölçekli yapım şirketleri, stüdyoların AI destekli çözümlere yönelmesiyle iş kaybediyor. Sendikalar ise yeni teknolojilere karşı koruma sağlamakta zorlanıyor.
Küresel Eğlence Ekonomisine Etkileri
Hollywood'daki dönüşüm, küresel eğlence sektörü için de sinyal niteliğinde. ABD, dünya çapında film ve TV içeriği ihracatında lider konumda. Sektördeki daralma, Kanada, Birleşik Krallık, Avustralya gibi prodüksiyon merkezlerini de etkiliyor. Öte yandan Çin, Hindistan ve Güney Kore gibi ülkeler, kendi dijital platformlarını ve yapay zekâ destekli prodüksiyon yeteneklerini geliştirerek ABD'nin hakimiyetini sarsmaya başladı. Netflix, Amazon ve Disney gibi devler, AI tabanlı içerik üretimine yatırım yaparken, geleneksel stüdyo sistemi erimeye devam ediyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında, Hollywood'un gerilemesi sadece eğlence sektörünü değil, reklam, turizm ve teknoloji gibi bağlantılı alanları da etkiliyor. Los Angeles ekonomisi büyük ölçüde bu endüstriye bağımlı. İşsizlik oranlarındaki artış ve prodüksiyon bütçelerindeki kısıtlamalar, bölgesel ekonomiyi sarsıyor. Yapay zekâ, bu tabloda verimlilik sağlasa da, yaratıcı iş gücünün yerini alma riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hollywood'daki kriz, Türkiye'nin dizi ve film ihracatı için bir fırsat penceresi açabilir. Türk yapımları, özellikle Orta Doğu, Balkanlar ve Latin Amerika'da güçlü bir izleyici tabanına sahip. ABD'nin içerik üretimindeki daralma, küresel platformların yeni bölgesel içeriklere yönelmesine yol açabilir; bu da Türk yapımcılar için ihracat artışı anlamına gelir. Ancak yapay zekâ teknolojilerine yatırım yapılmazsa, Türkiye rekabette geride kalabilir. Ayrıca, AI destekli prodüksiyonun yaygınlaşması, Türkiye'deki yaratıcı iş gücünü de tehdit ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sektöre yönelik teşvikleri, bu dönüşümü dikkate almalı.