Hollanda'nın transatlantik köle ticaretindeki rolüne ilişkin yeni bir araştırma, ülkenin en az 3,3 milyon kişiyi köleleştirdiğini ortaya koyarak tarihsel hesaplamaları kökünden değiştirdi. Bu rakam, Hollanda Kralı Willem-Alexander ve başbakanların geçmişte yaptığı özürlerde sıkça kullanılan 600 bin tahmininin beş katından fazla. Araştırma, Hollanda'nın Afrika'dan Amerika'ya kadar uzanan sömürge ağında milyonlarca insanı zorla çalıştırdığına ve sattığına dair yeni belgeler ve kayıtlar ortaya koyuyor. Çalışma, özellikle Hollanda'nın Brezilya, Surinam ve Karayipler'deki tarlalarında kullanılan işgücünün büyüklüğünü gün yüzüne çıkarıyor.
600 Bin Rakamı Neden Yanlıştı?
Daha önce kullanılan 600 bin rakamı, yalnızca Hollanda'nın resmi ticaret kayıtlarına dayanıyordu. Ancak yeni araştırma, bu kayıtların eksik olduğunu; kaçak köle ticareti, yerel satışlar ve sömürge içi insan hareketliliğinin hesaba katılmadığını gösteriyor. Araştırmacılar, Hollanda Batı Hindistan Şirketi ve Doğu Hindistan Şirketi'nin arşivlerini tarayarak daha önce bilinmeyen 700 kadar gemi seferi tespit etti. Bu seferlerde taşınan kölelerin sayısı, bilinen rakamları katlıyor. Ayrıca, Afrika kıyılarındaki Hollanda kalelerinde tutulan ve Avrupa'ya ya da Güney Afrika'ya gönderilen köleler de ilk kez bu çalışmaya dahil edildi.
Siyasi ve Tarihsel Tepkiler
Hollanda'da kölelik geçmişiyle yüzleşme süreci 2022'de Kral Willem-Alexander'ın resmi özrüyle başlamıştı. Ancak yeni rakam, bu özrün yetersiz kaldığı eleştirilerini beraberinde getirdi. Amsterdam Üniversitesi'nden tarihçi Dr. Pepijn Brandon, "Bu, Hollanda'nın sadece küçük bir aktör değil, köle ticaretinin başlıca aktörlerinden biri olduğunu gösteriyor" dedi. Araştırma, Hollanda'nın 17. ve 18. yüzyılda Avrupa'nın en büyük köle tüccarlarından biri olduğuna işaret ediyor. Surinam Kültür Bakanı Judith Lachman, bu rakamın "ülkenin kurumsal ırkçılıkla yüzleşmesi için bir fırsat" olduğunu söyledi. Lahey'deki parlamento grubu ise konunun ulusal bir araştırma komisyonuna taşınması için çağrıda bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hollanda'nın kölelik tarihiyle yüzleşmesi, Türkiye ve Avrupa arasındaki sömürgecilik tartışmalarına doğrudan yansımasa da, bu gelişme uluslararası insan hakları ve toplumsal hafıza konularında bir norm oluşturuyor. Türkiye'nin de tarihsel adalet talepleriyle ilgili tutumunu etkileyebilecek bu tür çalışmalar, özellikle Afrika ile artan diplomatik ve ticari ilişkiler bağlamında önem kazanıyor. Ayrıca, Hollanda'da yaşayan büyük Türk diasporasının ırkçılık ve entegrasyon politikalarındaki rolü tartışmalarını derinleştirebilir.