Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Pazar günü ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimine, Hizbullah’ın İsrail ile tam ve acil bir ateşkese hazır olduğunu iletti. Berri, ateşkesin uygulanmasını garanti etme sözü verdi. Bu açıklama, Hizbullah’ın İsrail ile yürüttüğü çatışmalarda şimdiye kadarki en somut barış sinyali olarak değerlendiriliyor. Berri, Trump yönetiminin Ortadoğu özel temsilcisi ile yaptığı telefon görüşmesinde, Hizbullah’ın tüm cephelerde düşmanlıkların durdurulmasına hazır olduğunu ve Lübnan devletinin bu süreci denetleyeceğini belirtti. Görüşme, Beyrut’un Washington’a ilettiği resmî bir mesaj niteliği taşıyor.
Gelişmenin arka planı
Hizbullah, İsrail ile 7 Ekim 2023’te başlayan çatışmaların ardından Lübnan’ın güney sınırında İsrail güçleriyle düzenli olarak çatışıyor. İran destekli örgüt, savaşın başından bu yana Gazze’deki ateşkese bağlı olarak hareket edeceğini duyurmuştu. Ancak son haftalarda İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını şiddetlendirmesi ve Beyrut’un dahil olduğu diplomatik çabalar, tarafları masaya oturmaya zorladı. Berri’nin açıklaması, Hizbullah’ın daha önceki “Gazze ateşkesi olmadan biz durmayız” pozisyonundan esneme işareti olarak yorumlanıyor. Örgütün artık doğrudan bir mutabakata açık olduğu sinyali, uluslararası basında geniş yankı uyandırdı.
Lübnan hükümeti ve ordu yetkilileri, ateşkesin uygulanmasında kritik rol oynayacak. Berri, Lübnan silahlı kuvvetlerinin sınırda denetim yapmaya hazır olduğunu ve Hizbullah’ın da siyasi kanadıyla bu süreci destekleyeceğini ifade etti. Ancak İsrail tarafından henüz resmî bir yanıt gelmedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi, konuyla ilgili değerlendirme yapmaktan kaçındı. Analistler, İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah tehdidini kalıcı olarak bertaraf etme hedefinin, kısa vadeli bir ateşkesle uyumlu olmadığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, bölgedeki dengeleri doğrudan etkileyebilir. ABD’nin arabuluculuğunda ilerleyen bu girişim, Trump yönetiminin Ortadoğu’da bir başarı hikâyesi üretme isteğiyle örtüşüyor. Öte yandan İran, Hizbullah’ın ateşkesi kabul etmesini, kendisinin de bölgesel gerilimi azaltma yönünde bir adımı olarak okuyabilir. Suriye, Irak ve Yemen’deki İran destekli grupların da bu gelişmeden etkilenmesi bekleniyor. Arap Birliği ve BM, Lübnan’da barışı tesis edecek her türlü girişimi memnuniyetle karşılayacaklarını duyurdu. Ancak İsrail’in Lübnan’daki askeri operasyonlarını durdurup durdurmayacağı belirsizliğini koruyor. Netanyahu’nun aşırı sağcı koalisyon ortakları, Hizbullah’a karşı topyekûn bir savaştan yana tavır alırken, Washington’un devreye girmesinin İsrail’i ateşkese zorlayabileceği konuşuluyor.
Küresel piyasalarda da hareketlilik yaşandı. Haber sonrası petrol fiyatları %1,5 düşerken, bölge borsalarında yükseliş görüldü. Yatırımcılar, Orta Doğu’da geniş çaplı bir savaş riskinin azalmasına olumlu tepki verdi. Ancak analistler, ateşkesin kalıcı olup olmadığının önümüzdeki haftalarda netleşeceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan’daki olası bir ateşkes, Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikası ve bölgesel güvenlik hesapları açısından önem taşıyor. Türkiye, İsrail ile normalleşme sürecini sürdürürken, Hizbullah ile bağlantılı grupların Suriye’deki varlığı Türkiye’nin güney sınırını etkiliyor. Ateşkes, Lübnan üzerinden İran’ın bölgesel nüfuzunu dengeleme çabalarını da etkileyebilir. Ankara, barışçıl bir çözümden yana olmakla birlikte, Hizbullah’ın silah bırakması ve Lübnan ordusunun sınırda tam kontrol sağlaması halinde Türkiye’nin enerji ve ticaret projeleri için daha istikrarlı bir ortam doğabilir. Ayrıca, Gazze’deki ateşkesle bağlantılı olması halinde, Türkiye’nin Filistin meselesindeki diplomatik konumlanması güçlenebilir.