Lübnan ile İsrail arasında ABD ve Fransa'nın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmeleri, Hizbullah'ın önerilen planı reddetmesiyle çıkmaza girdi. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail'in Gazze'deki saldırıları durdurulmadan Lübnan sınırında ateşkese yanaşmayacaklarını açıklarken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da kuzeyde güvenliği sağlamak için kapsamlı bir harekâta hazır olduklarını duyurdu. Gelişme, 8 Ekim'den bu yana süren sınır çatışmalarının daha geniş bir savaşa dönüşme riskini artırıyor.
Ateşkes planının detayları ve Hizbullah'ın itirazı
ABD ve Fransa tarafından hazırlanan ateşkes planı, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki askeri varlığını azaltmasını, Hizbullah'ın ise silahlı unsurlarını Litani Nehri'nin kuzeyine çekmesini öngörüyordu. Ayrıca, Lübnan ordusunun sınır bölgesinde konuşlanması ve BM Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) yetkilerinin artırılması da planda yer alıyordu. Ancak Nasrallah, 3 Kasım'da yaptığı konuşmada, Gazze'de ateşkes sağlanana kadar müzakere masasına oturmayacaklarını belirtti. Lübnanlı kaynaklar, Hizbullah'ın bu tutumunun İran'ın da onayını aldığını, zira Tahran'ın Lübnan cephesini Gazze'deki müzakerelerde bir pazarlık kozu olarak kullandığını ifade ediyor.
İsrail ise Hizbullah'ın bu tavrını kabul edilemez buluyor. Savunma Bakanı Yoav Gallant, "Lübnan'da Hizbullah'ın varlığına son vermek için her türlü seçenek masada" diyerek kara harekâtı sinyali verdi. İsrail ordusu, Ekim ayından bu yana kuzey sınırında Hizbullah'ın roket atışlarına karşılık verirken, Lübnan'ın güneyindeki askeri hazırlıklarını artırdı. Çatışmalarda şu ana kadar Lübnan'da 110'dan fazla kişi hayatını kaybetti, İsrail'de ise 6 sivil ve 7 asker öldü.
Bölgesel ve küresel boyut
Ateşkesin başarısız olması, bölgesel dengeleri doğrudan etkiliyor. Bir yandan İran destekli Hizbullah, Filistin davasını merkeze alarak İsrail'e karşı cepheyi genişletmeye çalışırken, diğer yandan ABD, İsrail-Lübnan sınırında daha büyük bir savaşın Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan'ın normalleşme süreçlerini baltalayacağından endişe ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnan'ın egemenliğini vurgulayan bir açıklama yaparak tarafları itidal çağrısında bulunsa da, Hizbullah'ın kararlı tutumu diplomatik çabaları zora sokuyor.
Öte yandan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, tırmanan çatışmaların siviller üzerindeki etkisine dikkat çekerek acil ateşkes çağrısı yaptı. Lübnan'da zaten ekonomik krizle boğuşan halk, savaşın yeni bir göç dalgasına yol açmasından endişe ediyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, sınır bölgelerinde 30 binden fazla kişinin yer değiştirdiğini rapor etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan-İsrail çatışmasının tırmanmasından doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Doğu Akdeniz'de enerji güvenliği ve deniz yetki alanları konusunda hassas olan Ankara, bölgedeki istikrarsızlığın kendi çıkarlarına zarar vereceğini düşünüyor. Türkiye'nin Hamas'la kurduğu yakın ilişkiler, Hizbullah'ın tutumuna dolaylı destek olarak algılanabilir; ancak Ankara resmi olarak tüm tarafları itidale çağırıyor. Ayrıca, Lübnan'da yaşayan Türk vatandaşlarının güvenliği ve bölgedeki insani kriz, Türkiye'nin BM nezdinde aktif rol almasını gerektirebilir.