Hizbullah ile İsrail arasında son günlerde yaşanan sıcak çatışmalar, sadece Ortadoğu’daki kırılgan ateşkesi tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda küresel enerji piyasalarının en hassas noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini de riske atıyor. Lübnan-İsrail sınırında karşılıklı roket ve hava saldırılarıyla tırmanan gerilim, bölgede yeni bir savaş endişesini beraberinde getirirken, dünyanın en önemli petrol geçiş noktasının istikrarını sorgulatıyor. Uzmanlar, bu iki cephe arasındaki bağlantının, küresel enerji arzında ciddi kesintilere yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı: Ateşkesin Kırılgan Dengesi
İsrail ile Hizbullah arasında 2006 savaşından bu yana büyük ölçüde korunan sınır hattı, son haftalarda artan çatışmalarla yeniden alevlendi. Hizbullah’ın İsrail askeri mevzilerine düzenlediği roket saldırılarına, İsrail ordusu hava bombardımanı ve topçu atışlarıyla karşılık verdi. Her iki taraf da saldırıların sınırlı olduğunu belirtse de, bu durum son dönemde sağlanan ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi. BM Geçici Görev Gücü UNIFIL, taraflara itidal çağrısı yaparken, bölgedeki diplomatik kaynaklar çatışmaların kontrolden çıkma riskinin yüksek olduğunu ifade ediyor.
Bu gelişmeler, İran destekli Hizbullah’ın bölgesel nüfuzu ve İsrail’in kuzey sınırındaki güvenlik hassasiyetleri nedeniyle stratejik öneme sahip. Ancak bu çatışmanın boyutu, Hürmüz Boğazı’na kadar uzanan bir domino etkisi yaratabilir. Zira Hizbullah’ın ana hamisi İran, Basra Körfezi’nde boğazın kontrolünü elinde tutuyor ve ülke, geçmişte bu geçişi kullanarak uluslararası baskı aracı olarak kullanmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Piyasalarında Belirsizlik
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sine ev sahipliği yapıyor. Küresel ham petrolün günlük 17 milyon varili bu dar geçitten taşınıyor. Boğazın güvenliğine yönelik her türlü tehdit, enerji fiyatlarında ani sıçramalara yol açıyor. Son çatışmalar, İran’ın bölgedeki askeri varlığını ve Hizbullah ile olan bağlantısını yeniden gündeme getirdi. Analistler, İsrail-Hizbullah çatışmasının İran’ı doğrudan dahil edebilecek bir bölgesel savaşa dönüşmesi halinde, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmakla tehdit edebileceği ihtimalini dışlamıyor.
Böyle bir senaryoda, Suudi Arabistan, Kuveyt, Irak ve BAE gibi Körfez ülkelerinin petrol ihracatı risk altına girecek. Küresel petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkabileceği ve ABD, Avrupa ve Asya’da ekonomik durgunluk endişelerinin artacağı öngörülüyor. ABD Donanması’nın 5. Filosu bölgede devriye gezerken, İran’ın deniz mayınları veya insansız hava araçlarıyla boğazı bloke etme kabiliyeti biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran’dan yapıyor. Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin bozulması, Türkiye’nin petrol ve doğalgaz arz maliyetlerini artırabilir, cari açık ve enflasyon üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, bölgede büyüyen bir çatışma, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarını etkileyebilir; zira Hizbullah’ın İran bağlantısı, Ankara’nın dengeli dış politikasını zorlayabilir. Türkiye her ne kadar çatışmanın doğrudan tarafı olmasa da, enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından bu gelişmeyi yakından takip etmek zorundadır.