İsrail Yüksek Mahkemesi, uluslararası Kızılhaç örgütünün İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkumları ziyaret etmesine yönelik hükümet yasağını iptal etti. Bu karar, İsrail-Filistin çatışmasının insani boyutunda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilirken, aynı anda Lübnan sınırında çatışmalar şiddetleniyor. Hizbullah, İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarına karşılık ateşkes önerisini reddetti. Beyrut ve Tel Aviv arasındaki gerilim tırmanırken, bölgedeki insani kriz derinleşiyor.
Yüksek Mahkeme Kararı ve Kızılhaç Ziyaretleri
İsrail Yüksek Mahkemesi, hükümetin Mart 2024'te yayımladığı ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin (ICRC) Filistinli tutukluları ziyaret etmesini yasaklayan düzenlemeyi oybirliğiyle iptal etti. Mahkeme, söz konusu yasağın uluslararası insancıl hukuka ve İsrail'in taraf olduğu Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı olduğuna hükmetti. Karar, insan hakları örgütleri tarafından memnuniyetle karşılanırken, İsrail hükümeti kararı eleştirdi. ICRC ziyaretlerinin, Filistinli mahkumların yaşam koşullarının denetlenmesi ve adil yargılanma haklarının güvence altına alınması açısından kritik önemde olduğu vurgulanıyor.
İsrail'deki Filistinli mahkum sayısının 8 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Bunlar arasında idam cezasına çarptırılanlar, yargılanmadan tutuklu bulunanlar ve çocuk mahkumlar da bulunuyor. Mahkeme kararı, uluslararası toplumun uzun süredir dile getirdiği bir talebi karşılamış olsa da, İsrail hükümetinin yeni yasal engeller çıkarmasından endişe ediliyor. Kararın ardından ICRC yetkilileri, ziyaretlerin en kısa sürede başlatılması için hazırlıklara başladıklarını açıkladı.
Lübnan Sınırındaki Çatışmalar ve Hizbullah'ın Tutumu
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah mevzilerine yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. Saldırılarda en az 12 kişinin hayatını kaybettiği, 40'tan fazla kişinin yaralandığı bildiriliyor. Hizbullah ise roket ve füzelerle İsrail'in kuzeyindeki askeri hedefleri vurduğunu duyurdu. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, operasyonların Hizbullah'ı sınırdan uzaklaştırmayı hedeflediğini söylerken, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah yaptığı konuşmada, 'İşgal altındaki topraklarımızdan çekilmedikçe ateşkes kabul etmeyeceğiz' dedi. Fransa ve ABD'nin arabuluculuk girişimleri şu ana kadar sonuçsuz kaldı.
Bölgede tansiyonun yükselmesi, uluslararası toplumda endişeye yol açıyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert, 'Her iki taraf da ateşkes çağrılarımıza kulak vermiyor. Çatışmaların kontrolden çıkmasından korkuyorum' ifadelerini kullandı. İsrail'in bu hafta içinde Lübnan'ın güneyine kara birlikleri göndermeye hazırlandığı yönünde istihbarat raporları bulunuyor. Hizbullah'ın binlerce roket ve füzeden oluşan cephaneliğiyle İsrail'e karşı uzun süreli bir savaş yürütebileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin hem Filistin davasına hem de Lübnan'daki istikrara olan ilgisini doğrudan ilgilendiriyor. İsrail'in Filistinli mahkumları ziyaret yasağının iptali, Ankara'nın uzun süredir savunduğu uluslararası hukukun üstünlüğü ilkesine uygun bir adım olarak not edilebilir. Ancak Hizbullah-İsrail çatışmasının tırmanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliğini ve bölgesel barış çabalarını tehdit ediyor. Türkiye, geçmişte Hizbullah'ı terör örgütü listesine almadığı için İsrail'le zaman zaman gerilim yaşamıştı. Şu anki çatışma, Ankara'nın denge politikasını test ederken, insani yardım ve arabuluculuk konularında Türkiye'nin rolünü ön plana çıkarabilir.