Eski rugby yıldızı Gareth Thomas, HIV ile yaşayan bireylere yönelik damgalama ve ayrımcılığın sürdüğünü belirterek, "İnsanlar hâlâ o üç harften korkuyor" dedi. HIV pozitif olduğunu açıklayan Thomas, bu yıl Rio de Janeiro'da düzenlenen Uluslararası AIDS Konferansı'nda virüsle ilişkili izolasyon ve ayrımcılığa karşı sesini yükseltti. Konferans, HIV/AIDS ile mücadelede bilimsel ve toplumsal ilerlemeyi değerlendirmek üzere dünya genelinden uzmanları, aktivistleri ve karar alıcıları bir araya getirdi.
Gareth Thomas'ın Mücadelesi ve Damgalamayla Savaş
Gareth Thomas, 2019 yılında HIV pozitif olduğunu açıklayan ilk profesyonel rugby oyuncusu olarak tarihe geçti. O dönemde spor dünyasında büyük yankı uyandıran açıklaması, HIV ile yaşayanlara yönelik önyargıların ne denli derin olduğunu gözler önüne serdi. Thomas, açıklamasının ardından hem sosyal medyada hem de günlük yaşamda ciddi ayrımcılıkla karşılaştığını ifade etti. Rio'daki konferansta yaptığı konuşmada, HIV tedavisindeki ilerlemelere rağmen toplumsal kabullenmenin aynı hızda ilerlemediğini vurguladı.
Thomas, "İnsanlar hâlâ o üç harften korkuyor. HIV kelimesini duyduklarında, sanki ölümcül bir hastalık kapacaklarmış gibi tepki veriyorlar. Oysa bugün HIV, düzenli tedaviyle kontrol altına alınabilen kronik bir hastalık" dedi. Konuşmasında, HIV pozitif bireylerin iş yerlerinde, sağlık kuruluşlarında ve hatta aile içinde dışlandığını anlattı. Thomas, bu damgalamanın insanların test yaptırmaktan kaçınmasına yol açtığını, bunun da virüsün yayılmasını kolaylaştırdığını belirtti.
Uluslararası AIDS Konferansı, 1985'ten bu yana her yıl düzenleniyor ve HIV/AIDS alanındaki en büyük küresel buluşma olma özelliğini taşıyor. Rio'daki etkinlikte, HIV tedavisinde kullanılan antiretroviral ilaçların erişilebilirliği, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerdeki hasta sayıları ve pandeminin HIV hizmetlerine etkisi gibi konular tartışıldı. Thomas'ın konuşması, konferansın toplumsal boyutuna dikkat çeken en dikkat çekici anlardan biri olarak kaydedildi.
Küresel Boyut: HIV ile Yaşayanların Sayısı ve Ayrımcılık
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 39 milyon kişi HIV ile yaşıyor. 2023 yılında 1,3 milyon yeni enfeksiyon vakası bildirildi ve 630 binden fazla kişi AIDS ile ilişkili hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti. Tedaviye erişim son yirmi yılda önemli ölçüde artsa da, özellikle Sahra Altı Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Asya'da yeni vakaların arttığı gözlemleniyor. UNAIDS'in raporlarına göre, HIV ile yaşayan birçok kişi hâlâ ayrımcılık nedeniyle sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamıyor.
Gareth Thomas'ın mesajı, yalnızca spor camiasına değil, tüm topluma yönelik bir çağrı niteliği taşıyor. HIV'in bulaşma yolları konusunda yaygın bilgi eksikliği, damgalamanın en büyük nedenlerinden biri. Örneğin, birçok kişi HIV'in dokunma, öpüşme veya aynı ortamda bulunma yoluyla bulaşmadığını hâlâ bilmiyor. Thomas, eğitim ve farkındalık kampanyalarının artırılması gerektiğini söyledi. "Sessizlik ve korku, virüsten daha hızlı yayılıyor" diyen Thomas, HIV pozitif bireylerin topluma tam katılımının önündeki engellerin kaldırılması için mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
Konferansta ayrıca, HIV ile yaşayanlara yönelik yasal ayrımcılığın sona erdirilmesi çağrısı yapıldı. Birçok ülkede HIV pozitif bireylerin seyahat özgürlüğü kısıtlanıyor, bazı iş kollarında çalışmaları yasaklanıyor veya evlenmeleri engelleniyor. Dünya genelinde 90'dan fazla ülkede HIV'e özgü seyahat kısıtlamaları bulunuyor. Thomas, bu tür yasaların insan hakları ihlali olduğunu ve virüsle mücadelede etkisiz kaldığını belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de HIV ile yaşayan bireylerin sayısı son yıllarda artış gösteriyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılında yaklaşık 40 bin HIV pozitif kişi kayıtlı olsa da, gerçek sayının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Damgalama ve ayrımcılık, Türkiye'de de test yaptırmayı geciktiren en önemli faktörler arasında. Gareth Thomas'ın mesajı, Türkiye'deki farkındalık çalışmaları için de yol gösterici. HIV'in kronik bir hastalık olduğu ve tedaviyle bulaşıcılığın sıfırlanabileceği gerçeği, toplumsal kabullenmeyi artırabilir. Ayrıca, sağlık çalışanlarının ve medyanın dili, damgalamayı azaltmada kritik rol oynuyor. Türkiye'nin genç nüfusu ve artan yeni vakalar göz önüne alındığında, kapsamlı eğitim kampanyaları ve ayrımcılıkla mücadele yasalarının etkin uygulanması büyük önem taşıyor.