Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de haftalardır süren ve özellikle Z Kuşağı üniversite öğrencilerinin öncülük ettiği protestolar, ülkenin son yıllardaki en büyük toplumsal hareketlerinden birine dönüştü. Öğrenciler, köklü bir eğitim reformu ve kamu üniversitelerine ayrılan bütçenin artırılmasını talep ediyor. Ancak gösterilere polisin göz yaşartıcı gaz bombaları ve sert müdahalesi damga vurdu. Bu gelişme, Hindistan'da genç nüfusun artan işsizlik ve niteliksiz eğitim sistemi nedeniyle duyduğu öfkeyi gözler önüne seriyor.
Protestoların Arka Planı: Artan İşsizlik ve Eğitimde Eşitsizlik
Hindistan'da 1.4 milyarı aşkın nüfusun yaklaşık üçte birini 15-29 yaş arası gençler oluşturuyor. Ancak bu genç nüfusun yalnızca küçük bir kısmı küresel rekabette söz sahibi olabilecek nitelikte bir eğitim alabiliyor. Dünya Bankası verilerine göre, ülkedeki 25 yaş altı gençlerin işsizlik oranı yüzde 20'nin üzerinde. Bu tablo, özellikle mühendislik ve sosyal bilimler mezunlarının büyük bir kısmının vasıfsız işlerde çalışmak zorunda kaldığı bir gerçeği ortaya koyuyor.
Protestoların fitilini ateşleyen olay ise geçtiğimiz ay Delhi Üniversitesi'nde bir grup öğrencinin, müfredatın güncellenmesi ve dijital altyapının iyileştirilmesi talebiyle başlattığı oturma eylemi oldu. Kısa sürede diğer üniversitelere sıçrayan eylemler, Jawaharlal Nehru Üniversitesi, Jamia Millia Islamia ve Banaras Hindu Üniversitesi gibi ülkenin önde gelen yükseköğretim kurumlarında da büyük katılımla devam etti. Öğrenciler, hükümetin eğitim bütçesini Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın yüzde 6'sına çıkarmasını, araştırma fonlarını artırmasını ve kamu üniversitelerindeki kontenjanları genişletmesini istiyor.
Baskı ve Tepkiler: Polis Müdahalesi ve Uluslararası Görünürlük
Delhi Polisi, gösterilere izin vermeyeceğini açıkladı ve protestoculara göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve plastik mermilerle müdahale etti. Yüzlerce öğrenci gözaltına alınırken, bazı protestocuların yaralandığı bildiriliyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hindistan hükümetini ifade özgürlüğünü kısıtlamakla suçlayarak, polisin orantısız güç kullandığını belirtti. Sosyal medyada, özellikle X ve Instagram üzerinde #EducationForAll ve #DelhiProtest etiketleriyle yayılan görüntüler, protestoları küresel gündeme taşıdı.
Uzmanlar, bu hareketin Hindistan'ın demografik fırsat penceresinin kapanmakta olduğunu gösterdiğini söylüyor. Ülkenin, 2030 yılına kadar dünyanın en kalabalık ülkesi olması beklenirken, genç nüfusun nitelikli iş gücüne dönüştürülmemesi halinde işsizlik ve toplumsal huzursuzlukların artabileceği uyarısı yapılıyor. Öte yandan, hükümetin ekonomik büyüme odaklı politikaları ile eğitim altyapısına yapılan yatırımlar arasındaki dengesizlik, muhalefet partileri tarafından da sert şekilde eleştiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki öğrenci protestoları, Türkiye için dolaylı ama önemli dersler içeriyor. Her iki ülke de genç nüfus dinamiklerine sahip; ancak eğitim sistemlerinin iş gücü piyasasıyla uyumu, küresel rekabette belirleyici oluyor. Türkiye, son yıllarda eğitimde fırsat eşitliği ve mesleki eğitimin güçlendirilmesi konularında adımlar atarken, Hindistan'daki bu hareket, gençlerin taleplerinin göz ardı edilmesinin toplumsal maliyetini gösteriyor. Ayrıca, Delhi'deki olayların bölgesel istikrara etkisi sınırlı olsa da, Asya'nın dev ekonomisindeki işsizlik ve eğitim krizi, küresel tedarik zincirleri ve yatırım akışları üzerinden Türkiye'nin ekonomik ilişkilerini etkileyebilecek bir gelişme olarak izlenmeli.