Hindistan’da Başbakan Narendra Modi ve Bharatiya Janata Partisi (BJP), on iki yıldır sosyal medyayı rakiplerine karşı etkili bir silah olarak kullanıyordu. Ancak şimdi, ülkenin Z Kuşağı ve genç seçmenleri aynı platformları Modi’ye karşı çeviriyor. Özellikle işsizlik, enflasyon ve eğitim politikalarına yönelik artan memnuniyetsizlik, gençlerin Instagram, YouTube ve WhatsApp gibi mecralarda organize olmasını sağlıyor. Bu değişim, 2024 genel seçimleri öncesinde iktidarın sosyal medya üzerindeki geleneksel üstünlüğünün sona ermekte olduğunu gösteriyor.
Gelişmenin arka planı: Gençlerin dijital ayaklanması
Hindistan’da 18-25 yaş arası yaklaşık 600 milyon seçmen var ve bu grup, ülkenin en büyük seçmen bloğunu oluşturuyor. Uzun süre BJP’nin sosyal medya savaşını kazandığı düşünülüyordu; parti, 2014 ve 2019 seçimlerinde özellikle Facebook ve WhatsApp üzerinden yürütülen kampanyalarla milyonlarca seçmene ulaştı. Ancak son iki yılda durum değişti. Gençler, iş bulamama ve artan yaşam maliyeti nedeniyle hükümete tepkili. Üniversite mezunu gençler arasında işsizlik oranı %20’nin üzerinde seyrediyor. Bu gruplar, sosyal medyada ‘Televising Our Revolution’ (Devrimimizi Televizyonlaştırmak) gibi sloganlarla hükümet politikalarını eleştiren içerikler üretiyor ve yayıyor.
Özellikle Instagram ve YouTube’da genç aktivistlerin paylaştığı videolar milyonlarca kez izleniyor. Örneğin, işsiz bir mühendisin “Yetenekli ama işsiz” başlıklı videosu 10 milyondan fazla görüntüleme aldı. Bu içerikler genellikle Modi hükümetinin vaat ettiği ‘Azadi Ka Amrit Mahotsav’ (Bağımsızlığın Amrit Festivali) kutlamalarını hicvediyor ve gençlerin geleceğe yönelik umutsuzluğunu dile getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Dijital aktivizmin yükselişi
Hindistan’daki bu gelişme, dijital aktivizmin otoriterleşme eğilimindeki hükümetlere karşı nasıl bir denge unsuru olabileceğini gösteriyor. Hindistan, dünyanın en büyük sosyal medya kullanıcı tabanına sahip ülkelerden biri ve bu platformlar üzerindeki siyasi tartışmalar, seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebiliyor. Gençlerin bu hareketi, yalnızca Hindistan’da değil, demokrasinin zayıfladığı diğer ülkelerde de benzer bir dalganın habercisi olabilir. Özellikle Bangladeş, Pakistan ve Sri Lanka gibi komşu ülkelerde genç nüfus benzer şekilde sosyal medyayı kullanarak hükümet politikalarını eleştiriyor.
Küresel çapta ise bu durum, sosyal medya şirketlerinin üzerindeki siyasi baskıyı artırabilir. Hindistan hükümeti, eleştirel içerikleri kaldırmaları için platformlara sık sık talepte bulunuyor. Ancak gençlerin organize olması, sansür çabalarının etkisini sınırlayabilir. Bu, hem Hindistan’da ifade özgürlüğü hem de dijital platformların tarafsızlığı açısından kritik bir sınav.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan’daki gençlik hareketi, Türkiye’de benzer bir dijital muhalefet dinamiğinin potansiyelini akla getiriyor. Türkiye de genç nüfus oranı yüksek bir ülke ve sosyal medya, özellikle yerel seçimlerde önemli bir siyasi mücadele alanı haline gelmiş durumda. Hindistan örneği, gençlerin ekonomik kaygılarının sosyal medya üzerinden nasıl örgütlenmiş bir muhalefete dönüşebileceğini gösteriyor. Türkiye’de artan işsizlik ve enflasyon, genç seçmenler arasında benzer bir memnuniyetsizlik yaratıyor. Bu gelişme, Türk siyasi partileri için sosyal medya stratejilerini yeniden düşünme zorunluluğunu ortaya koyuyor. Ayrıca, Hindistan’daki sansür tartışmaları, Türkiye’deki dijital düzenlemelerin geleceği açısından da önemli bir referans noktası oluşturuyor.