Hindistan'da aylık hisse senedi yatırım fonu girişleri, yatırımcıların ABD-İran savaşının enerji ithalatına bağımlı ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerine yönelik endişeleri nedeniyle üç yılın en büyük düşüşünü yaşadı. Hindistan Yatırım Fonları Birliği'nin (AMFI) yayımladığı verilere göre, Nisan 2025 itibarıyla hisse senedi fonlarına net giriş bir önceki aya göre yüzde 45 azalarak 12,3 milyar rupiye (yaklaşık 150 milyon dolar) geriledi. Bu, Ağustos 2022'den bu yana görülen en düşük aylık giriş olarak kayıtlara geçti.
Savaşın enerji fiyatlarına etkisi ve yatırımcı davranışları
Uzayan ABD-İran çatışması, küresel petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı yaratırken, ham petrol ithalatının yüzde 80'inden fazlasını dışarıdan karşılayan Hindistan ekonomisi bu durumdan en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Brent petrolün varil fiyatı son iki ayda yüzde 15 artarak 95 dolar seviyesine yaklaştı. Bu durum, Hindistan'da enflasyon beklentilerini yükseltirken, Merkez Bankası'nın (RBI) faiz indirimlerine ara verme olasılığını artırdı. Yatırımcılar, özellikle perakende yatırımcılar, hisse senedi fonlarındaki pozisyonlarını azaltarak daha güvenli limanlara yöneldi. Küçük ve orta ölçekli şirket hisselerine odaklanan fonlardan çıkışlar daha belirgin oldu.
Analistler, savaşın süresinin ve kapsamının belirsizliğinin yatırımcı güvenini zedelediğini vurguluyor. Hindistan'da Mart ayında sona eren mali yılda hisse senedi fonlarına toplam giriş 3,5 trilyon rupi ile rekor kırmıştı. Ancak mevcut jeopolitik riskler, bu girişlerin önümüzdeki aylarda yavaşlayabileceğine işaret ediyor.
Küresel etkiler ve bölgesel yansımalar
Hindistan'daki fon akışındaki bu yavaşlama, sadece yerel bir olgu değil, aynı zamanda küresel risk iştahındaki daralmanın bir yansıması. Gelişmekte olan piyasalara yönelik yabancı portföy yatırımları da benzer şekilde azaldı. Hindistan'ın yanı sıra Endonezya, Güney Kore ve Tayvan gibi enerji ithalatçısı ülkelerde de hisse senedi piyasalarında satış baskısı görülüyor. Öte yandan, petrol ihracatçısı ülkeler (Körfez ülkeleri, Rusya) yüksek petrol fiyatlarından olumlu etkilenirken, bu durum küresel ticaret dengesizliklerini daha da derinleştiriyor.
ABD-İran gerginliğinin sürmesi, aynı zamanda tedarik zincirlerinde aksamalara yol açarak enflasyonist baskıları artırıyor. Hindistan gibi büyüme odaklı ekonomiler, hem iç talebi canlı tutmak hem de dış şokları yönetmek zorunda kalıyor. Uzmanlar RBI'nın politika faizini yüzde 6,25'te sabit tutacağını ancak zorunlu karşılık oranlarında indirime gidebileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye de Hindistan gibi enerji ithalatına yüksek oranda bağımlı bir ekonomi olarak benzer risklerle karşı karşıya. ABD-İran savaşının uzaması, küresel petrol fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin cari açığını artırabilir ve enflasyonu tetikleyebilir. Ayrıca, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışı eğilimi, TL üzerinde baskı yaratabilir. Türkiye'nin İran ile olan ticari ilişkileri (doğalgaz ve petrol alımı) ve bölgesel istikrar arayışları, bu çatışmanın Ankara'yı diplomatik olarak da zorlayabileceğini gösteriyor. Bu nedenle, Hindistan'daki fon akışı verisi, Türkiye için de erken bir uyarı sinyali niteliği taşıyor.