Hindistan Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna savaşına katılmak üzere Rus ordusuna kaydolan Hint vatandaşlarının sayısının 2022'den bu yana 227'ye ulaştığını açıklayarak, vatandaşlarını 'tehlikeli bir yol' olarak tanımladığı bu girişimden kaçınmaları konusunda uyardı. Bakanlık Sözcüsü Randhir Jaiswal, yaptığı açıklamada, Hint yetkililerin Rus makamlarıyla bu kişilerin geri getirilmesi için temas halinde olduğunu belirtti. Jaiswal, 'Vatandaşlarımızı Rus ordusunda yardımcı pozisyonlarda çalışmak üzere kandıran veya yanıltan acentelere karşı uyarıyoruz. Bu son derece tehlikeli bir yol ve vatandaşlarımızın bu tuzağa düşmemeleri gerekiyor.' dedi.
İşe alım süreci ve mağdurların durumu
Rusya, Ukrayna savaşında artan asker ihtiyacını karşılamak için yurt dışından savaşçı toplama yoluna gidiyor. Hindistan'dan işe alınan bu kişiler genellikle 'yardımcı personel' veya 'güvenlik görevlisi' gibi vaatlerle kandırılıyor, ancak daha sonra cephe hattına gönderiliyorlar. Yetkililer, bazı Hint vatandaşlarının Rusya'ya turist vizesiyle gittikten sonra ellerinden pasaportlarının alındığını ve zorla askeri eğitime tabi tutulduklarını bildirdi. Hindistan hükümeti, şu ana kadar yaklaşık 100 vatandaşının Rus ordusundan ayrılarak ülkeye dönmesini sağladığını açıkladı. Ancak geri kalanların durumu belirsizliğini koruyor.
Hindistan, Rusya ile geleneksel olarak güçlü savunma ve ekonomik ilişkilere sahip. Soğuk Savaş döneminden bu yana Rus silah sistemlerinin en büyük alıcılarından biri olan Hindistan, son yıllarda ABD ve Batı ile de ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Ancak Ukrayna savaşı, Yeni Delhi'nin bu hassas dengede zorlanmasına neden oldu. Hindistan savaşta tarafsız bir tutum sergileyerek Rusya'ya yönelik Batı yaptırımlarına katılmadı, hatta Rus petrolünü indirimli fiyatlarla alarak enerji ihtiyacını karşıladı. Bu durum, Batı başkentlerinde rahatsızlık yaratırken, Hindistan kendi ulusal çıkarlarını önceliklendirdiğini savunuyor.
Uluslararası tepkiler ve benzer vakalar
Hindistan'ın bu uyarısı, Rusya'nın yabancı savaşçı toplama faaliyetlerine yönelik artan uluslararası endişelerin bir parçası. Benzer şekilde Nepal, Sri Lanka ve bazı Orta Asya ülkeleri de vatandaşlarının Rus ordusunda savaşmaya zorlandığına dair raporlar aldı. Nepal, geçtiğimiz yıl Rus ordusunda öldürülen Nepal vatandaşlarının sayısının artması üzerine Rusya'ya vatandaşlarının askere alınmaması çağrısında bulunmuştu. Hindistan'ın bu adımı, bölgesel bir sorunun parçası olarak görülüyor. Rusya ise yabancı savaşçı toplama iddialarını genellikle reddediyor ve bu kişilerin gönüllü olarak sözleşme imzaladığını savunuyor. Ancak uluslararası insan hakları örgütleri, birçok kişinin kandırıldığını veya zorla alıkonulduğunu belgeledi.
Hindistan hükümeti, vatandaşlarını Rus ordusuna katılmaktan caydırmak için çeşitli önlemler alıyor. Bu kapsamda, insan kaçakçılığı yaptığı tespit edilen acentelere yönelik soruşturmalar başlatıldı ve bazı kişiler gözaltına alındı. Ayrıca, Rusya'ya seyahat eden Hint vatandaşlarına yönelik bilgilendirme kampanyaları düzenleniyor. Hindistan Dışişleri Bakanlığı, Rusya'ya seyahat edecek vatandaşlarının özellikle iş tekliflerine karşı dikkatli olmalarını ve resmi kanallar dışında hiçbir vaade itibar etmemelerini tavsiye ediyor. Bu uyarılar, Hindistan'ın kendi vatandaşlarını koruma refleksinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın Rus ordusuna katılan vatandaşlarına yönelik uyarısı, Türkiye için dolaylı da olsa önemli dersler içeriyor. Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasında denge politikası izleyen ve her iki ülkeyle de ekonomik ve savunma ilişkilerini sürdüren bir ülke. Rusya'nın yabancı savaşçı toplama faaliyetleri, bölgesel istikrarı bozma potansiyeli taşıyor. Türkiye, kendi vatandaşlarının benzer şekilde kandırılarak çatışma bölgelerine çekilmesini engellemek için önleyici adımlar atmalı. Ayrıca, bu tür işe alım ağlarının insan kaçakçılığıyla bağlantılı olabileceği göz önünde bulundurularak, Türkiye'nin göç ve güvenlik politikalarını gözden geçirmesi faydalı olacaktır. Rusya'nın asker ihtiyacını yurt dışından karşılama çabası, savaşın uzayacağına işaret ediyor; bu da Türkiye'nin enerji ve tahıl koridoru gibi konularda arabuluculuk rolünü daha da önemli kılıyor.