Hindistan genelinde iş bulamayan üniversite mezunlarının sokaklara dökülmesi, ülkenin yüksek öğrenim diplomalarının istihdama dönüştürülemediği yapısal bir krizi gözler önüne seriyor. Devlet memurluğu sınavlarındaki usulsüzlük iddialarıyla başlayan protestolar, kısa sürede eğitim sisteminden iş piyasasına uzanan derin bir hoşnutsuzluğun ifadesine dönüştü. Hindistan'ın genç nüfusu, diplomalarına rağmen güvencesiz işlerde çalışmak veya işsiz kalmak arasında sıkışmış durumda. Uzmanlar, sınav sistemindeki düzenlemelerin bu krizi çözmekten uzak olduğunu, asıl sorunun ekonomide yeterli nitelikli iş yaratılamaması olduğunu vurguluyor.
Gelişmenin arka planı: Sınav krizi ve işsizlik
Hindistan'ın Bihar eyaletinde geçen haftalarda düzenlenen öğretmen alım sınavında (TRE) yaşanan skandal, ülke genelinde büyük protestolara yol açtı. Sınavda soru kaçırıldığı iddiaları üzerine binlerce aday, sonuçların iptal edilmesini ve yeniden sınav yapılmasını talep etti. Ancak protestolar kısa sürede yalnızca bu sınavla sınırlı kalmadı. Özellikle genç nüfusun yoğun olduğu kuzey eyaletlerinde, işsizlik ve nitelikli iş bulamama sorunu ana gündem maddesi haline geldi.
Hindistan İstatistik Kurumu'nun verilerine göre ülke genelinde genç işsizlik oranı yüzde 23'ü aşmış durumda. Üniversite mezunları arasında bu oran daha da yüksek. Eğitimli gençler, ya vasıfsız işlerde çalışmak zorunda kalıyor ya da uzun süre iş aramaya devam ediyor. Mezun sayısındaki artış, istihdam yaratma hızının çok üzerinde seyrediyor. Her yıl milyonlarca gencin iş gücüne katılmasına rağmen, özel sektörde yaratılan işlerin büyük bölümü düşük verimlilik gerektiren ve güvencesiz olan sektörlerde yoğunlaşıyor.
Sınav sistemindeki usulsüzlükler ise bu krizi daha da görünür kılıyor. Hükümetin sınavları dijitalleştirme ve merkezileştirme çabaları, şeffaflığı artırmak yerine yeni sorunlara yol açıyor. Özellikle kırsal kesimdeki gençler, internet erişimi ve dijital altyapı eksikliği nedeniyle bu sınavlara hazırlanmakta zorlanıyor. Ayrıca, sınavlara hazırlık sürecinde harcanan devasa paralar, aileler üzerinde ciddi bir ekonomik yük oluşturuyor. Protestoların temelinde yatan öfke, yalnızca sınav haksızlıklarına değil, tüm bu sistemsel sorunlara yönelik birikmiş bir tepki olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Eğitim ve istihdam uçurumu
Hindistan'ın bu krizi, küresel ölçekte benzer sorunlar yaşayan gelişmekte olan ülkeler için bir uyarı niteliği taşıyor. Yüksek öğrenimin yaygınlaşması, tek başına işsizliği çözmüyor. Asya Kalkınma Bankası'nın raporlarına göre, Güney Asya ülkelerinde eğitimli gençlerin işsizlik oranı, eğitimsiz gençlere kıyasla daha yüksek. Bu durum, eğitim sisteminin iş gücü piyasasının ihtiyaçlarıyla uyumsuzluğunu gösteriyor.
Hindistan hükümetinin 'Make in India' ve 'Digital India' gibi girişimleri, imalat ve teknoloji sektörlerinde istihdam yaratmayı hedefliyor. Ancak bu programların etkisi sınırlı kalıyor. İmalat sektörünün GSYİH içindeki payı, son on yılda yüzde 16-17 bandında sabitlenmiş durumda. Bu oran, Çin'in yüzde 28'lik payıyla karşılaştırıldığında oldukça düşük. Yüksek teknoloji ve hizmet sektörlerindeki büyüme ise daha çok vasıflı iş gücüne yönelik, ancak bu sektörlerin emek yoğunluğu sınırlı. Sonuç olarak, üniversite mezunlarının önemli bir bölümü, eğitimleriyle uyumsuz işlerde çalışmak zorunda kalıyor veya işsizlikle yüzleşiyor.
Bu kriz, Hindistan'ın demografik avantajını dezavantaja dönüştürme riski taşıyor. Ülkenin 2022'de Çin'i geçerek dünyanın en kalabalık ülkesi olması, genç nüfusun istihdam edilmesi konusundaki aciliyeti artırıyor. Sınav sisteminde yapılacak iyileştirmeler, elbette adalet duygusunu güçlendirebilir ve bazı anlık sorunları çözebilir. Ancak uzmanlar, asıl çözümün eğitim müfredatının iş piyasasıyla uyumlu hale getirilmesi, mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve emek yoğun sektörlerde yatırımların artırılması gerektiğini belirtiyor. Yapısal reformlar yapılmadığı sürece, Hindistan'ın genç nüfusu hem toplumsal hem de ekonomik bir dinamit haline gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki mezun işsizliği krizi, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. İki ülke de genç nüfusa sahip, ancak her ikisi de eğitimli gençlerin iş gücü piyasasına entegrasyonunda benzer sorunlar yaşıyor. Türkiye'de de üniversite mezunlarının işsizlik oranı, genel işsizlik oranının üzerinde seyrediyor. Sınav sistemine yönelik eleştiriler ve eğitim-istihdam uyumsuzluğu tartışmaları Türkiye'de de gündemde. Bu haber, Türkiye'nin eğitim politikalarını gözden geçirmesi ve genç istihdamını artırıcı yapısal reformlara öncelik vermesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, sınav odaklı eğitim sisteminin toplumsal huzursuzluklara yol açabileceği konusunda bir uyarı niteliği taşıyor.