Hindistan'ın Uttar Pradeş eyaletinde görev yapan Müslüman yargıç Tabassum Khan, bir ineği 'kesmekle' suçlanan 14 Hindu erkeğini linç suçundan mahkum etmesinin ardından çevrimiçi ölüm tehditlerine maruz kalıyor. 2024 yılının Kasım ayında verilen bu karar, ülkede kutsal kabul edilen inekler etrafında yükselen siyasi ve dini gerilimi bir kez daha gözler önüne serdi. Khan'ın mahkum ettiği grup, 2019 yılında bir Müslüman adamı ineğini kestiği iddiasıyla döverek öldürmekten suçlu bulunmuştu. Kararın ardından sosyal medyada yayılan tehdit mesajları, yargıcın can güvenliğini tehlikeye atarken, Hindu milliyetçisi grupların tepkisini çekti. Hint yetkililer, Khan'a koruma sağlama kararı alırken, olay ülkedeki yargı bağımsızlığı ve din temelli ayrımcılık tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Arka plan: 'İnek koruyuculuğu' ve linç kültürü
Hindistan'da inek, Hindu nüfusun büyük çoğunluğu için kutsal kabul ediliyor. Ülkede pek çok eyalette inek kesimi yasaklanmış durumda. Ancak bu yasaklar, özellikle Müslüman ve Dalit topluluklarına yönelik 'inek koruyucusu' adı altında hareket eden silahlı grupların linç olaylarına zemin hazırlıyor. 2015'ten bu yana en az 60 kişi, hayvan taşıma veya kesme iddiasıyla bu tür gruplar tarafından öldürüldü. Kurbanların neredeyse tamamı Müslüman veya düşük kastlı Hindulardan oluşuyor.
Tabassum Khan'ın davası, bu yaygın şiddet sarmalında bir istisna olarak görülüyor. Zira çoğu linç vakasında failler yargılanmıyor veya beraat ediyor. Khan'ın kararı, bu nedenle hem takdir topladı hem de öfke yarattı. Yargıcın adı sosyal medyada 'dini fanatik' ve 'terörist dostu' gibi sıfatlarla anılırken, bazı hesaplar açıkça ölüm tehditleri savurdu. Hindistan'da yargı bağımsızlığını savunan sivil toplum örgütleri, Khan'ın cesaretini övdü ancak güvenlik endişelerini dile getirdi.
Olay, Hindistan'da Başbakan Narendra Modi liderliğindeki Hindu milliyetçisi hükümetin 'azınlıklara yönelik baskıyı körüklediği' eleştirilerini de beraberinde getirdi. İnsan hakları grupları, devletin linç olaylarına karşı yeterli önlem almadığını ve hatta bazı siyasetçilerin bu tür gruplara açık destek verdiğini iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Hindistan'da hukukun üstünlüğü sınavı
Tabassum Khan'a yönelik tehditler, sadece bireysel bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda Hindistan'da hukukun üstünlüğü ve din özgürlüğü açısından kritik bir sınav. Ülkede yargı kurumu, anayasal olarak bağımsız olsa da son yıllarda siyasi baskılarla karşı karşıya. Özellikle azınlık haklarıyla ilgili davalarda yargıçların hedef alınması, sistemin kırılganlığını ortaya koyuyor.
Uluslararası toplum ise bu gelişmeyi yakından izliyor. ABD ve Avrupa Birliği daha önce Hindistan'daki din özgürlüğü ihlallerine dair endişelerini dile getirmişti. Khan'ın durumu, bu eleştirilere yeni bir boyut ekliyor: Yargıçların bile güvende olmadığı bir ortamda, azınlıkların adalete erişimi daha da zorlaşıyor. Öte yandan, Hindistan'ın bölgesel rakipleri Pakistan ve Bangladeş'teki medya, bu olayı Hindistan'ın 'demokrasi ve laiklik' iddialarını sorgulamak için kullanıyor.
Hint hükümeti ise konuya temkinli yaklaşıyor. İçişleri Bakanlığı olayı 'münferit' olarak nitelendirirken, yerel yetkililer tehditleri araştırdıklarını duyurdu. Ancak insan hakları örgütleri, devletin linç olaylarına karşı tutarlı bir politika geliştirmediği sürece benzer vakaların artacağı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki bu gelişme, Türkiye'nin uluslararası alanda savunduğu 'İslamofobi ile mücadele' ve 'azınlık hakları' söylemleriyle doğrudan örtüşüyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi platformlarda Hindistan'daki Müslüman azınlığa yönelik ayrımcılığı sık sık gündeme getiriyor. Bu olay, Türkiye'nin bu eleştirilerinde elini güçlendirecek yeni bir örnek teşkil ediyor. Ayrıca, Türkiye ile Hindistan arasında son dönemde gelişen ticari ve diplomatik ilişkilere rağmen, insan hakları ihlalleri iki ülke arasında gerilim konusu olmayı sürdürüyor. Türk kamuoyunda, özellikle muhafazakâr kesimde, Hindistan'da Müslümanlara yönelik baskı haberleri yakından takip ediliyor. Bu nedenle, Tabassum Khan'ın durumu Türk medyasında geniş yankı bulabilir ve Ankara'nın İslam dünyasındaki liderlik rolünü pekiştiren bir argüman olarak kullanılabilir.