Hindistan hükümeti, Müslüman toplumun yoğun endişelerine rağmen ülke genelinde ortak bir medeni kanun (Uniform Civil Code - UCC) uygulamasını genişletme yönünde adımlar atmaya devam ediyor. Bu hamle, Başbakan Narendra Modi liderliğindeki Bharatiya Janata Partisi (BJP) hükümetinin uzun süredir savunduğu bir politikayı hayata geçirme çabası olarak öne çıkıyor. UCC, tüm vatandaşlar için evlilik, boşanma, miras ve evlat edinme gibi kişisel hukuk alanlarında din temelli yasaların yerine tek bir seküler yasa getirmeyi amaçlıyor. Ancak Müslüman gruplar, bu düzenlemenin İslami kişisel hukuk geleneklerini zayıflatacağını ve dini özgürlükleri ihlal edeceğini savunuyor. Son haftalarda hükümetin bazı eyaletlerde UCC'yi pilot uygulama olarak başlatması, tartışmaları daha da alevlendirdi.
UCC'nin Arka Planı ve Müslüman Toplumun Tepkisi
Hindistan'da kişisel hukuk, yüzyıllardır farklı dini toplulukların kendi geleneklerine göre şekilleniyor. Müslümanlar, 1937 tarihli Müslüman Kişisel Hukuku (Şeriat) Yasası'na tabi olup, evlilik, boşanma, nafaka ve miras konularında İslam hukuku prensipleri geçerli. BJP hükümeti, UCC'nin toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacağını ve kadın haklarını güçlendireceğini iddia ediyor. Özellikle üçlü talak (ani boşanma) gibi uygulamaların sona ermesinin Müslüman kadınları koruyacağını belirtiyor. Ancak All India Muslim Personal Law Board (AIMPLB) ve diğer Müslüman örgütler, UCC'nin anayasanın 25. maddesiyle garanti edilen din özgürlüğünü ihlal ettiğini ve Müslüman kimliğine yönelik bir saldırı olduğunu dile getiriyor. AIMPLB sözcüsü, "Bu yasa, çok kültürlü yapımızı yok edecek ve azınlıkları asimile etmeye zorlayacak" dedi. Ayrıca, UCC'nin uygulanması halinde Müslümanların dini vecibelerini yerine getirmekte zorlanacağı, vakıf mallarının ve miras düzenlemelerinin sekteye uğrayacağı endişesi hakim.
Hükümetin UCC'yi genişletme çabası, 2023'te Uttarakhand eyaletinde yürürlüğe giren UCC yasasıyla somutlaştı. Bu yasa, Müslüman erkeklerin birden fazla evlilik yapmasını yasaklıyor, boşanma ve miras konularında tek tip kurallar getiriyor. Uttarakhand'ın ardından Gujarat ve Assam gibi BJP yönetimindeki eyaletler de benzer yasalar hazırlığında. Hükümet, 2024 genel seçimlerinin ardından UCC'yi ulusal düzeyde yasalaştırmayı planlıyor. Ancak muhalefet partileri, bunun anayasal bir ihlal olduğunu ve federal yapıyı zedeleyeceğini savunuyor. Kongre Partisi lideri Rahul Gandhi, "UCC, toplumsal barışı bozacak ve azınlıkları hedef alacak bir adımdır" açıklamasında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan'daki UCC tartışması, sadece iç politikayla sınırlı değil; bölgesel dengeleri de etkiliyor. Hindistan, dünyanın en büyük Müslüman nüfusuna (yaklaşık 200 milyon) ev sahipliği yapıyor. UCC'nin hayata geçmesi, Pakistan, Bangladeş ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerde gerilime yol açabilir. Pakistan Dışişleri Bakanlığı, konuyu yakından izlediklerini ve Müslüman azınlıkların haklarının korunması gerektiğini belirtti. Ayrıca, Hindistan'ın laik demokrasi imajı, UCC uygulamalarıyla zedelenebilir ve Batılı ülkelerin insan hakları raporlarında eleştiri konusu olabilir. Öte yandan, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, Hindistan ile ekonomik ilişkilerini sürdürmek istese de, dini hassasiyetler nedeniyle sessiz kalıyor. Uluslararası Af Örgütü, UCC'nin azınlık haklarını ihlal ettiğine dair raporlar yayınladı. Hindistan'ın komşularıyla ilişkilerinde yeni bir kırılma noktası oluşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hindistan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye'nin Hindistan ile ticari ilişkileri son yıllarda artmış olsa da, siyasi ve kültürel bağlar sınırlı. UCC'nin Müslüman toplumu etkilemesi, Türkiye'deki kamuoyunda ve hükümet çevrelerinde endişeyle karşılanabilir. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi olarak, Hindistan'daki Müslüman azınlıkların haklarını savunma konusunda aktif bir tutum sergileyebilir. Ancak Türkiye, ekonomik çıkarları nedeniyle Hindistan ile ilişkilerini bozmak istemeyebilir. Bu denge, Türk dış politikası için bir sınav niteliğinde. Ayrıca, UCC'nin başarısı, diğer çok dinli ülkelere örnek teşkil edebilir ve Türkiye'nin kendi laiklik tartışmalarına dolaylı etki edebilir.