Hindistan’ın Washington Büyükelçisi, ülkesinin “Make in India” girişimi ile ABD’nin “America First” politikası arasında doğal bir çelişki olmadığını vurguladı. Büyükelçi, iki ülkenin ticaret ve yatırım hedeflerinin birbirini tamamladığını, bu politikaların “doğası gereği rekabetçi olmadığını” belirtti. Açıklama, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan yeniden yapılanma ve artan jeopolitik gerilimlerin gölgesinde, Hindistan-ABD ilişkilerinin derinleştiği bir dönemde geldi. Büyükelçi, aynı zamanda iki ülkenin savunma, teknoloji ve kritik mineraller alanlarında iş birliğini artırma taahhütlerini yineleyerek, “Hindistan’ın üretim kapasitesini geliştirmesi ABD’nin tedarik zinciri güvenliğine katkı sağlar” ifadelerini kullandı.
İki Politika Arasındaki Dengeler
Büyükelçi, India House’da düzenlenen bir basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Make in India”nın yerel üretimi teşvik ederken, yabancı yatırımlara açık olduğunu ve ABD şirketlerine de büyük fırsatlar sunduğunu söyledi. “America First” kapsamında ABD’nin yerli üretimi koruma çabalarının da aslında benzer bir hedefi paylaştığını, bu nedenle iki politikanın çatışmaktan ziyade birbirini desteklediğini belirtti. Büyükelçi, özellikle yarı iletken, elektrikli araç pilleri ve savunma üretimi gibi stratejik sektörlerde ortak projeler yürütüldüğünü; bu projelerin ABD’nin teknoloji liderliğini güçlendirirken Hindistan’ın üretim üssü haline gelmesine yardımcı olduğunu vurguladı.
Hindistan, ABD ile ticaret hacmini 2023 yılında yaklaşık 190 milyar dolar seviyesine çıkarırken, iki ülke arasında kritik teknoloji, uzay ve savunma alanlarında İkili Kritik ve Gelişen Teknoloji Girişimi (iCET) gibi mekanizmalar kuruldu. Büyükelçi, bu iş birliklerinin sürdürülebilir ve karşılıklı bağımlılığı artıracak şekilde tasarlandığını söyledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Büyükelçinin açıklamaları, ABD-Çin ticaret savaşının derinleştiği ve birçok ülkenin Çin’e alternatif tedarik merkezleri aradığı bir dönemde yapıldı. Hindistan, özellikle ABD ve diğer batılı ülkeler için “Çin+1” stratejisinde öne çıkan bir alternatif olarak görülüyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, kritik tedarik zincirlerini çeşitlendirmek için Hindistan ile iş birliğini artırmış durumda. Bu bağlamda, Hindistan’ın savunma üretiminde daha bağımsız hale gelmesi ve ABD ile ortak üretim projeleri yürütmesi, Amerika’nın Asya-Pasifik bölgesindeki stratejik hedefleriyle de uyumlu. Öte yandan, Hindistan’ın Rusya ile askeri bağları ve Çin ile sınır anlaşmazlıkları, ABD ile ilişkilerinde dikkatle yönetilmesi gereken unsurlar olmaya devam ediyor.
Büyükelçi, aynı zamanda Hindistan’ın her iki ülkeyle de iyi ilişkiler sürdürme kabiliyetinin altını çizerek, “Biz bir blok olarak değil, ortak çıkarlar temelinde hareket ediyoruz. Hindistan’ın büyümesi, ABD’nin çıkarlarına aykırı değil; tam tersine, küresel istikrara katkı sağlıyor” dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan ve ABD arasındaki bu politika uyumu, Türkiye açısından iki önemli noktaya işaret ediyor. Birincisi, Hindistan’ın “Make in India” ile elde ettiği yatırım avantajları, benzer hedefler güden Türkiye için bir örnek teşkil ediyor. Türkiye’nin “Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi” ile Hindistan’ın politikası arasında paralellikler bulunuyor. İkincisi, ABD ile Hindistan arasındaki ticari iş birliğinin derinleşmesi, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde alternatif ortaklık modellerini değerlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Çin’e alternatif tedarik merkezi arayışı, Türkiye’nin de jeopolitik konumunu kullanarak benzer bir rol üstlenmesi için fırsatlar sunabilir. Ancak, Türkiye’nin Rusya ve Çin ile olan ilişkileri, Hindistan gibi çok yönlü bir denge politikası izlemesini zorunlu kılıyor.