Hindistan, imalat kapasitesini artırma yönünde önemli adımlar atarken, bu genişleme Çin merkezli ve ithalata bağımlı tedarik zincirlerine derinden gömülmüş durumda. Bu durum, ülkenin kendine yeterlilik hedefiyle çelişen bir paradoks yaratıyor. Hindistan'ın imalat sektöründeki büyüme, hammadde, ara mal ve sermaye malları ithalatına olan bağımlılığı nedeniyle kırılgan bir yapı sergiliyor. Özellikle elektronik, ilaç ve otomotiv gibi stratejik sektörlerde Çin'den yapılan ithalat, Hindistan'ın üretim artışını doğrudan etkiliyor.
Hindistan'ın İmalat Hamlesi ve Çin'e Bağımlılık
Hindistan, son yıllarda 'Make in India' (Hindistan'da Üret) girişimiyle imalat sektörünü güçlendirmeyi ve küresel tedarik zincirlerinde daha fazla yer edinmeyi amaçlıyor. Ancak, bu hedefe ulaşmak için ihtiyaç duyulan ara malların büyük bir kısmı hâlâ Çin'den tedarik ediliyor. Örneğin, aktif farmasötik bileşenler (API'ler), elektronik bileşenler ve güneş panelleri gibi ürünlerde Çin'in payı yüksek. Hindistan hükümeti, ithalat bağımlılığını azaltmak için üretim teşvikleri (PLI) ve gümrük tarifeleri gibi önlemler alsa da, bu bağımlılık kısa vadede azalmıyor.
Çin ile Hindistan arasındaki ticaret açığı da bu tabloyu doğruluyor. 2022-2023 mali yılında Hindistan'ın Çin'e ihracatı 15 milyar dolar civarındayken, Çin'den ithalatı 100 milyar doları aşmış durumda. Bu açık, Hindistan'ın imalat sektörü büyüdükçe daha da artabilir; çünkü üretim artışı, ara mal ithalatını da beraberinde getiriyor. Hindistan'ın kendi kendine yeterlilik söylemi ile ekonomik gerçekler arasındaki bu uçurum, politika yapıcılar için önemli bir ikilem oluşturuyor.
Ayrıca, Çin'in küresel tedarik zincirlerindeki merkezi konumu, Hindistan'ın alternatif kaynaklar bulmasını zorlaştırıyor. Vietnam, Tayland gibi ülkeler de Çin'den ara mal ithal ederek üretim yapıyor; dolayısıyla Hindistan'ın bu ülkelerden yapacağı ithalat da dolaylı olarak Çin'e bağımlılığı sürdürebilir. Bu yapısal sorun, Hindistan'ın imalat kapasitesini artırsa bile, katma değer zincirinde üst basamaklara tırmanmasını engelliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan-Çin ticaret dinamikleri, sadece iki ülke arasında değil, küresel ekonomi açısından da önem taşıyor. Asya'nın iki devi arasındaki ekonomik ilişkiler, bölgesel tedarik zincirlerini ve jeopolitik dengeyi etkiliyor. Hindistan, Batı'nın Çin'e karşı 'de-risking' (riskten arındırma) stratejisi kapsamında alternatif bir üretim üssü olarak görülüyor. Ancak, Hindistan'ın Çin'e olan bağımlılığı, bu stratejinin etkinliğini sorgulatıyor. Örneğin, Apple gibi şirketler üretimlerinin bir kısmını Hindistan'a kaydırsa da, bu üretimde kullanılan bileşenlerin çoğu hâlâ Çin'den geliyor.
Küresel ölçekte, Hindistan'ın kendine yeterlilik arayışı, korumacılık ve serbest ticaret arasında bir denge kurma çabası olarak görülebilir. Hindistan, Çin'e bağımlılığı azaltmak için iç üretimi teşvik ederken, aynı zamanda yabancı yatırımları da çekmeye çalışıyor. Ancak, bu iki hedef her zaman uyumlu olmayabilir. Örneğin, yerli üreticileri korumak için uygulanan yüksek gümrük tarifeleri, yabancı yatırımcıların Hindistan'da üretim yapmasını zorlaştırabilir. Bu durum, Hindistan'ın küresel değer zincirlerine entegrasyonunu yavaşlatabilir.
Öte yandan, Çin'in Hindistan'a yönelik ticaret politikaları da bu denklemi etkiliyor. Çin, Hindistan'a yaptığı ihracatta avantajını korumak için fiyatlandırma ve lojistik konusunda esneklik sağlayabiliyor. Hindistan'ın Çin'e bağımlılığını azaltma çabaları, Çin'in bölgedeki ekonomik nüfuzunu sürdürme isteğiyle çatışabilir. Bu durum, iki ülke arasında zaman zaman siyasi gerilimlere de yol açıyor; örneğin sınır anlaşmazlıkları sırasında ticaretin kesintiye uğraması riski artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın Çin'e olan tedarik zinciri bağımlılığı, Türkiye için hem bir uyarı hem de fırsat sunuyor. Türkiye de benzer şekilde ara mal ithalatında Çin'e bağımlılık yaşıyor; bu haber, Ankara'nın kendi imalat stratejisini gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor. Öte yandan, Hindistan'ın alternatif tedarik arayışı, Türk firmaları için işbirliği imkânları yaratabilir. Özellikle makine, otomotiv yan sanayi ve savunma sanayii gibi alanlarda Türkiye, Hindistan'a tedarikçi olabilir. Ayrıca, iki ülkenin Çin'e bağımlılığı azaltma çabaları, küresel tedarik zincirlerinde çok kutuplu bir yapıyı teşvik edebilir; bu da Türkiye'nin stratejik konumunu güçlendirebilir.