Hindistan ve İsrail'in 'öldürücü olmayan' olarak tanımlanan pellet silahlarını (plastik mermi) yoğun şekilde kullanması, bu silahların dünya çapında yayılmasına ve güvenlik güçlerinin sivil halka yönelik şiddet uygulamalarında bir araç haline gelmesine neden oluyor. Middle East Eye'da yayımlanan bir analiz, bu iki ülkenin güvenlik doktrinlerinin savunmasız topluluklara nasıl zarar verdiğini ve bu yöntemlerin nasıl ihraç edildiğini gözler önüne seriyor.
Pellet silahlarının kökeni ve yaygınlaşması
Pellet silahları, ilk olarak İngiliz sömürge yönetimi döneminde Hindistan'da kullanılmaya başlandı. Bağımsızlık sonrası Hindistan, özellikle Cammu ve Keşmir bölgesinde protestoculara karşı bu silahları rutin olarak kullanmaya devam etti. İsrail ise 2000'li yılların başından itibaren Filistin topraklarında, özellikle Gazze sınırında ve Batı Şeria'da göstericilere karşı pellet silahlarını yaygın şekilde konuşlandırdı. Her iki ülke de bu silahları 'öldürücü olmayan' kategorisinde sunsa da, gerçekte ciddi yaralanmalara, kalıcı sakatlıklara ve hatta ölümlere yol açtığı biliniyor.
Bu silahların en büyük tehlikesi, birden fazla metal veya plastik bilyenin yüksek hızda vücuda isabet etmesiyle göz, beyin ve iç organlarda ağır hasar yaratması. Özellikle çocuklar ve yaşlılar üzerinde etkisi yıkıcı oluyor. Hindistan'da 2010'dan bu yana yüzlerce kişi pellet silahı yaralanması nedeniyle görme yetisini kaybetti. Keşmir'de 2016 yılında sadece birkaç ayda 1.000'den fazla kişi bu silahlarla yaralandı; bunların çoğu gençti. İsrail'in Gazze'de 2018 Büyük Dönüş Yürüyüşü sırasında kullandığı pellet silahları ise binlerce Filistinlinin sakat kalmasına neden oldu.
Her iki ülkenin güvenlik güçleri, pellet silahlarını genellikle kalabalık kontrolü ve isyan bastırma amacıyla kullanıyor. Ancak uluslararası hukuk uzmanları, bu silahların 'öldürücü olmayan' olarak sınıflandırılmasının yanıltıcı olduğunu, çünkü ölümcül olma potansiyelinin yüksek olduğunu vurguluyor. Birleşmiş Milletler insan hakları organları da defalarca bu silahların kullanımının uluslararası standartlara aykırı olduğunu rapor etti.
Silah ticareti ve doktrin ihracı
Hindistan ve İsrail, pellet silahlarını sadece kendi topraklarında kullanmakla kalmıyor; aynı zamanda bu silahları ve onlara bağlı güvenlik doktrinlerini başka ülkelere ihraç ediyor. İsrail'in silah şirketleri, pellet silahlarını ve benzeri 'az öldürücü' silahları Afrika, Güneydoğu Asya ve Latin Amerika'daki çeşitli ülkelere satıyor. Hindistan ise özellikle komşu ülkelerde ve Güney Asya'da etkili olan güvenlik yaklaşımını yayıyor. Bu ülkeler arasında Myanmar, Tayland, Filipinler ve bazı Afrika ülkeleri bulunuyor. Örneğin, Myanmar güvenlik güçleri, 2021 darbesinden bu yana protestoculara karşı pellet silahları kullanıyor ve bu silahların bir kısmının İsrail yapımı olduğu belgelenmiş durumda.
Bu yayılma, sadece silah ticaretini değil, aynı zamanda baskıcı güvenlik doktrinlerinin de ihracını beraberinde getiriyor. Hindistan ve İsrail, kendi deneyimlerini 'isyan bastırma' ve 'terörle mücadele' adı altında pazarlayarak, otoriter rejimlere sivil halkı kontrol etme yöntemleri sunuyor. Bu durum, küresel ölçekte insan hakları ihlallerinin artmasına zemin hazırlıyor.
Uluslararası tepkiler ve hukuki boyut
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, pellet silahlarının kullanımının yasaklanması çağrısında bulunuyor. Bu silahların 'öldürücü olmayan' olarak sınıflandırılmasının, güvenlik güçlerine sorumsuzca ateş etme cesareti verdiği belirtiliyor. Birçok ülkede pellet silahı yaralanmalarına ilişkin davalar açılmış olsa da, failler genellikle cezasız kalıyor. Hindistan'da Keşmir'de açılan davaların çoğu sonuçsuz kaldı; İsrail'de ise askerler hakkında nadiren soruşturma açılıyor.
Birleşmiş Milletler'in 2019'da yayımladığı bir rapor, İsrail'in Gazze'de pellet silahı kullanımının 'savaş suçu' olabileceğini belirtti. Ancak uluslararası toplumun yaptırım gücü sınırlı kaldı. Hindistan ise Keşmir'de olağanüstü hal uygulamalarıyla bu tür silahların kullanımını meşrulaştırmaya çalışıyor. Her iki ülke de egemenlik ve güvenlik gerekçeleriyle eleştirileri reddediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bölgesinde istikrarı ve insan haklarını önceleyen bir dış politika izliyor. Hindistan ve İsrail'in pellet silahlarını yaygın şekilde kullanması ve bu doktrinleri ihraç etmesi, Türkiye'nin savunduğu uluslararası hukuk ilkelerine aykırıdır. Özellikle İsrail'in Filistinlilere yönelik orantısız güç kullanımı, Türkiye'nin uzun süredir eleştirdiği bir konudur. Bu silahların dünyaya yayılması, Türkiye'nin de karşı karşıya olduğu terörle mücadelede sivil halkın zarar görmemesi gerektiği ilkesini güçlendiriyor. Türkiye, insan hakları ihlallerine karşı uluslararası platformlarda sesini yükseltmeye devam ederken, bölgesel güvenlik ve istikrar için diplomasi kanallarını kullanmayı sürdürüyor.