Hindistan, insansız hava araçları (İHA) konusundaki üretim kabiliyetini hızla geliştiriyor. Yeni Delhi yönetimi, hem askeri hem de sivil amaçlı drone teknolojilerine yaptığı yatırımlarla, bu alanda kendine yeterli bir ekosistem oluşturmayı hedefliyor. Ancak uzmanlara göre, bu hızlı militarizasyon yalnızca Güney Asya’daki mevcut güç asimetrilerini derinleştirmekle kalmayacak, aynı zamanda bölgesel bir drone silahlanma yarışını da ateşleyecek.
Hindistan’ın Drone Üretim Hamlesi
Hindistan hükümeti, 2025 yılı itibarıyla yerli drone üretimini 5 milyar dolara çıkarma hedefi doğrultusunda, savunma sanayii şirketlerine ve start-up’lara büyük teşvikler sağlıyor. Savunma Bakanlığı, 2023’te yayımladığı yeni İHA politikasıyla, yerli üretimi artırmak için ithalata kısıtlamalar getirdi. Özellikle İsrail, ABD ve Fransa’dan alınan İHA’ların yerini alması planlanan yerli modeller, Tapas BH-201 ve Rustom serisi gibi platformlarla test aşamasında. Bununla birlikte, Hindistan Ordusu’nun Çin sınırında kullandığı taarruz İHA’larının sayısı da artıyor. 2024’te düzenlenen Aero India fuarında sergilenen yerli kamikaze drone’lar ve sürü teknolojileri, Yeni Delhi’nin bu alandaki iddiasını ortaya koydu.
Ancak bu hızlı büyüme, beraberinde sorunları da getiriyor. Yerli üretimde kullanılan motor, kamera ve yazılım gibi kritik bileşenlerin büyük kısmı hâlâ yurt dışına bağımlı. Özellikle Çin menşeli parçaların kullanımı, güvenlik endişelerini artırıyor. Hindistan hükümeti, bu bağımlılığı azaltmak için yerli yan sanayiyi desteklese de, tam bağımsızlık için yıllar gerekiyor.
Bölgesel Boyut: Silahlanma Yarışı Mı?
Hindistan’ın İHA kapasitesini artırması, başta Pakistan ve Çin olmak üzere bölge ülkelerini endişelendiriyor. Pakistan, Çin’den tedarik ettiği CH-4 ve Wing Loong serisi İHA’larla kendi envanterini güçlendirirken, Hindistan’ın adımlarına karşılık olarak yatırımlarını hızlandırdı. Çin ise hem Pakistan’a satışları artırıyor hem de kendi sınır bölgelerinde İHA devriyelerini sıklaştırıyor. Uzmanlar, bu durumun Güney Asya’da bir drone silahlanma yarışını tetiklediğini ve tırmanma riskini beraberinde getirdiğini belirtiyor.
Öte yandan, Hindistan’ın İTÜ (İnsansız Teknoloji Ünitesi) ve DRDO (Savunma Araştırma ve Geliştirme Teşkilatı) bünyesinde yürüttüğü çalışmalar, yapay zekâ destekli otonom sistemlere de odaklanıyor. Bu teknolojiler, özellikle Keşmir ve kuzey sınırlarındaki terörle mücadele operasyonlarında kullanılıyor. Ancak otonom silah sistemlerinin etik ve hukuki boyutları, uluslararası toplumda tartışma yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan’ın İHA üretimindeki bu atılımı, Türkiye’nin savunma sanayiindeki benzer başarılarıyla karşılaştırıldığında, iki ülke arasında dolaylı bir rekabet alanı oluşturuyor. Türkiye’nin Bayraktar TB2 ve ANKA gibi platformlarla elde ettiği ihracat başarısı, Hindistan’ın da dikkatini çekiyor. Ancak Hindistan’ın Rusya ve İran’la olan yakın ilişkileri, Türkiye’nin bu ülkelerle savunma alanındaki iş birliğini potansiyel olarak etkileyebilir. Ayrıca, Hindistan’ın Pakistan sınırında artan İHA kullanımı, bölgesel dengeleri değiştirirken, Türkiye’nin Orta Asya ve Güney Asya’daki çıkarlarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara’nın, bu gelişmeyi yakından izlemesi ve kendi İHA politikalarını buna göre şekillendirmesi önem taşıyor.