Yeni bir araştırmaya göre, Hindistan'da artan aşırı sıcaklıklar, ülkenin en yoksul kesimindeki kayıt dışı çalışanların verimliliğini ciddi şekilde düşürüyor ve bu durum ülke ekonomisine her yıl yaklaşık 78 milyar dolara (GSYH'nin yaklaşık %2'si) mal oluyor. İklim değişikliğinin etkisiyle sıklaşan ve şiddetlenen sıcak hava dalgaları, özellikle tarım, inşaat ve sokak satıcılığı gibi açık havada çalışan milyonlarca kişiyi olumsuz etkiliyor. Araştırma, bu kaybın büyük kısmının, sıcak çarpması ve diğer sağlık sorunları nedeniyle işe gidememe veya çalışma saatlerinin kısalmasından kaynaklandığını ortaya koyuyor.
Gelişmenin arka planı: Kayıt dışı işgücü ve iklim krizi
Hindistan'ın işgücünün yaklaşık %90'ını oluşturan kayıt dışı sektördeki işçiler, sosyal güvenceden yoksun ve genellikle doğrudan güneş altında çalışmak zorunda. Yapılan anketler, aşırı sıcakların bu işçilerin günlük kazançlarını ortalama %15, ortalama çalışma saatlerini ise %20'ye varan oranlarda düşürdüğünü gösteriyor. Özellikle tarım işçileri, inşaat işçileri ve sokak satıcıları, sıcaklığın 40 dereceyi aştığı günlerde çalışma kapasitelerini kaybediyor; bu da ülke genelinde üretim kaybına yol açıyor.
Bu durum, sadece bireysel gelir kaybı değil, aynı zamanda Hindistan ekonomisinin geneli için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Araştırmacılar, 2030'a kadar bu kayıpların daha da artarak GSYH'nin %4-5'ine ulaşabileceğini öngörüyor. Ayrıca, sıcak hava dalgalarının sağlık sistemleri üzerindeki ek yükü ve işçilerin uzun vadeli sağlık sorunları, ülkenin kalkınma hedeflerini de sekteye uğratıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Gelişmekte olan ülkeler için uyarı
Hindistan'da yaşanan bu tablo, iklim değişikliğinin gelişmekte olan ekonomiler üzerindeki yıkıcı etkisinin en somut örneklerinden biri. Dünya Bankası ve IPCC raporlarına göre, özellikle Güney Asya ve Sahra Altı Afrika'daki ülkeler, hem coğrafi konumları hem de ekonomilerinin iklime duyarlı sektörlere bağımlılığı nedeniyle en kırılgan ülkeler arasında yer alıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ise aşırı sıcakların 2030'da küresel çapta çalışma saatlerinde %2,2'lik bir kayba yol açacağını tahmin ediyor.
Hindistan'daki kayıp, ülkenin iddialı yenilenebilir enerji hedeflerine rağmen fosil yakıt kullanımını artırması ve iklim değişikliğine uyum politikalarının yetersiz kalması nedeniyle daha da derinleşiyor. Uzmanlar, bu durumun gelişmekte olan ülkelerin iklim krizinden orantısız şekilde etkilendiğini ve gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini yerine getirmesinin önemini vurguluyor. Ayrıca, bu veriler, iklim değişikliğinin sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir kriz olduğunu ve önlem alınmazsa küresel ölçekte işgücü verimliliğini ve ekonomik büyümeyi tehdit ettiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerini şimdiden hissetmeye başlayan ülkelerden. Özellikle tarım ve inşaat sektörlerinde çalışan mevsimlik işçilerin, benzer şekilde aşırı sıcaklardan olumsuz etkilenme riski bulunuyor. Bu durum, Türkiye'nin ekonomik büyümesi ve iş gücü verimliliği için önemli bir tehdit oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum politikalarını güçlendirmesi ve kayıt dışı istihdamda çalışanları koruyacak önlemler alması gerekiyor. Hindistan'daki bu araştırmanın bulguları, Türkiye için de bir uyarı niteliği taşıyor; benzer iklim koşullarında ekonomik kayıpların önlenmesi için acil adımlar atılmalıdır.