Hindistan hükümeti, uzun süredir beklenen devlet varlıklarının satışı konusunda nihayet ciddi adımlar atmaya başladı. Yıllardır bütçe açığını kapatmak ve verimliliği artırmak için özelleştirme sözü veren ancak somut adım atmayan Yeni Delhi yönetimi, şimdi devlete ait şirketlerdeki hisselerini satmak için harekete geçti. Ancak uzmanlar, bunun gerçek anlamda bir özelleştirme olup olmayacağı konusunda şüpheli.
Özelleştirme Politikasının Arka Planı
Hindistan, bağımsızlığından bu yana ekonomisinde önemli bir yere sahip olan kamu iktisadi teşebbüslerini (KİT) uzun yıllar korudu. 1991'deki ekonomik liberalleşme dalgasıyla birlikte özelleştirme gündeme gelse de, siyasi direnç ve bürokratik engeller nedeniyle kayda değer bir ilerleme sağlanamadı. Son yıllarda artan mali baskılar ve pandeminin getirdiği ekonomik yük, hükümeti bu konuda daha cesur adımlar atmaya zorladı.
2021'de açıklanan Ulusal Para Birimi Varlık Yönetimi ve Özelleştirme Politikası, stratejik sektörlerdeki kamu varlıklarının satışını öngörüyordu. Ancak bugüne kadar sadece birkaç küçük ölçekli satış gerçekleştirildi. Hava yolu şirketi Air India'nın satışı 2022'de tamamlandı, ancak bu istisnai bir durum olarak kaldı.
Şimdi hükümet, enerji, madencilik, lojistik ve finans gibi sektörlerde faaliyet gösteren çok sayıda KİT'in hisselerini kademeli olarak satmayı planlıyor. Bu kapsamda, Hindistan Petrol ve Doğal Gaz Şirketi (ONGC), Hindistan Kömür Şirketi (Coal India), Hindistan Demiryolları'nın bazı birimleri ve birkaç banka öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan'ın özelleştirme hamlesi, küresel ekonomide kamu varlıklarının yönetimi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Gelişmekte olan ülkelerde kamu şirketlerinin verimsizliği ve yolsuzluk sorunları sıkça tartışılırken, Hindistan'ın bu adımı diğer ülkeler için de bir model oluşturabilir. Öte yandan, ülkenin altyapı ve enerji sektörlerindeki kamu ağırlığı, özel sektör yatırımlarını caydırıcı bir faktör olarak görülüyordu. Özelleştirme, yabancı yatırımcıların ilgisini çekebilir ve Hindistan'ın küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirebilir.
Ancak, özelleştirme sürecinin siyasi ve sosyal riskleri de var. Sendikalar ve muhalefet partileri, kamu varlıklarının "yok pahasına satılması" ve işçi haklarının kaybı konusunda endişelerini dile getiriyor. Ayrıca, stratejik sektörlerdeki satışlar ulusal güvenlik gerekçesiyle engellenebilir. Hükümetin bu dengeleri gözeterek ilerlemesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 1980'lerden bu yana kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesi konusunda önemli deneyimlere sahip. Ancak Hindistan'ın şimdi attığı adımlar, Türkiye'nin son yıllarda özelleştirme hızının yavaşladığı bir dönemde dikkat çekici. Hindistan'ın başarılı bir özelleştirme süreci yürütmesi, Türkiye'deki kamu varlıklarının verimliliği ve bütçe açığına etkisi konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirebilir. Ayrıca, Hindistan'a yatırım yapmayı planlayan Türk şirketleri için yeni fırsatlar doğabilir. Ancak jeopolitik rekabet ortamında, Hindistan'ın özelleştirme hamlesi Türkiye'nin ekonomik reform gündemini de dolaylı olarak etkileyebilir.