Hindistan, sömürge döneminden miras kalan bakış açısıyla uzun süre 'bozulmuş orman' olarak gördüğü doğal çalılık ve savan alanlarını artık ekosistem olarak tanıyor. Ülke genelinde yürütülen yeni bir haritalama girişimi, iklim değişikliği ve aşırı otlatma nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bu otlakların korunması ve restore edilmesini amaçlıyor. Bilim insanları, bu alanların biyolojik çeşitlilik ve karbon depolama açısından ormanlar kadar önemli olduğunu vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı: Sömürge Mirası ve Ekolojik Farkındalık
Hindistan'ın orman yönetimi politikaları, 19. yüzyılda İngiliz sömürge yönetiminin odun üretimine odaklanmasıyla şekillendi. Bu dönemde, otlaklar ve savanlar 'verimsiz' veya 'çorak' olarak nitelendirilerek ağaçlandırma çalışmalarına hedef oldu. Günümüzde bile, Hindistan Orman Kanunu kapsamında otlak alanları orman olarak sınıflandırılmadığı için yasal korumadan yoksun.
Ancak son yıllarda, küresel ölçekte otlak ekosistemlerinin önemi giderek daha fazla kabul görüyor. Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) verilerine göre, dünya genelinde otlakların yüzde 50'sinden fazlası bozulmuş durumda. Hindistan'da da durum benzer: Ülkenin toplam coğrafi alanının yaklaşık yüzde 12'sini kaplayan otlaklar, hızla yok oluyor.
Hindistan Çevre, Orman ve İklim Değişikliği Bakanlığı, bu alanların haritalanması ve sınıflandırılması için Ulusal Uzaktan Algılama Merkezi ile işbirliği yapıyor. Proje kapsamında, uydu görüntüleri ve saha çalışmalarıyla otlakların durumu belirleniyor. Elde edilen veriler, ulusal biyolojik çeşitlilik stratejisi ve eylem planına entegre edilecek.
Uzmanlar, otlakların sadece biyolojik çeşitlilik açısından değil, aynı zamanda milyonlarca çoban ve yerli topluluk için geçim kaynağı olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle Rajasthan, Gujarat ve Madhya Pradesh gibi eyaletlerdeki yarı kurak bölgelerde otlaklar, hayvancılıkla uğraşan toplulukların temel besin kaynağını oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İklim Değişikliği ve Gıda Güvenliği Bağlantısı
Otlaklar, karbon yutakları olarak iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir rol oynuyor. Toprakları, ormanlardan daha fazla karbon depolayabiliyor. Ayrıca, su döngüsünün düzenlenmesine ve toprak erozyonunun önlenmesine katkı sağlıyor. Hindistan'ın otlakları restore etmesi, ülkenin 2030 yılına kadar 2,5-3 milyar ton karbon emisyonunu azaltma hedefine önemli bir katkı sağlayabilir.
Bu girişim, Birleşmiş Milletler Ekosistem Restorasyonu On Yılı (2021-2030) çerçevesinde atılmış bir adım olarak da değerlendiriliyor. Dünya genelinde otlak restorasyonu projeleri, özellikle Afrika ve Orta Asya'da hız kazanmış durumda. Hindistan'ın bu alandaki çalışmaları, bölgesel işbirlikleri için de bir örnek oluşturabilir.
Ancak uzmanlar, haritalamanın tek başına yeterli olmadığını, otlakların yasal statüsünün güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, yerel toplulukların otlak yönetimine dahil edilmesi, sürdürülebilir kullanım için kritik önem taşıyor. Hindistan'ın bu deneyimi, benzer ekosistem sorunları yaşayan diğer gelişmekte olan ülkeler için de yol gösterici olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın otlak restorasyonu girişimi, Türkiye'nin bozkır ekosistemleri için önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerindeki geniş bozkır alanlarında benzer sorunlar yaşıyor; bu alanların büyük bölümü orman olarak sınıflandırılmadığı için yasal korumadan yoksun. Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşmasında, otlakların karbon depolama kapasitesinin artırılması önemli bir rol oynayabilir. Hindistan'ın uydu tabanlı haritalama ve toplum temelli yönetim yaklaşımı, Türkiye'nin mera yönetimi politikalarına entegre edilebilir. Ayrıca, bozkırların tarımsal üretim ve hayvancılık açısından taşıdığı önem, iki ülke arasında bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik edebilir.