Hindistan, sömürge döneminden bu yana yerli savanlarını 'bozulmuş orman' olarak sınıflandırıyordu. Ancak küresel ölçekte meraların (rangelands) önemi anlaşıldıkça, yetkililer ülkedeki tahrip olmuş çayırları haritalandırmak ve bu hayati ekosistemleri restore etmek için harekete geçti. Çevre ve iklim uzmanları, bu adımın biyolojik çeşitlilik, karbon tutumu ve geçim kaynakları açısından kritik olduğunu belirtiyor.
Hindistan'ın Çayırları: Görmezden Gelinen Ekosistemler
Hindistan'daki çayırlar, uzun yıllar boyunca 'wasteland' (çorak arazi) olarak etiketlendi ve orman arazisi statüsüne dahil edilmedi. Sömürge yönetimi sırasında, verimli tarım arazisi elde etmek için çayırlar ya ormana dönüştürüldü ya da tarıma açıldı. Bağımsızlık sonrası dönemde de bu algı devam etti; savanlar genellikle 'degraded forest' (bozunmuş orman) olarak kabul edildi ve koruma altına alınmadı. Oysa bu ekosistemler, özellikle kuraklığa dayanıklı türler ve göçmen kuşlar için yaşam alanı sağlıyor; aynı zamanda yerel toplulukların hayvancılık faaliyetlerine temel oluşturuyor.
Son yıllarda, Hindistan Orman Araştırma Enstitüsü (FRI) ve çevre örgütleri, çayırların yanlış sınıflandırılmasının koruma çabalarını zayıflattığını vurguluyor. Örneğin, ülkenin batısındaki Banni Çayırları, bir zamanlar Asya'nın en büyük otlaklarından biriydi; ancak istilacı türler ve aşırı otlatma nedeniyle ciddi zarar gördü. Benzer şekilde, Deccan platosundaki savanlar da ihmal edilmiş durumda. Uzmanlar, doğru haritalama ile bu alanların restorasyonu için kaynak ayrılabileceğini ve karbon kredisi mekanizmalarından yararlanılabileceğini belirtiyor.
Hükümetin son adımları arasında, ülke genelinde çayır envanteri oluşturma çalışmaları var. 2023'te başlatılan bir proje kapsamında, uydu görüntüleri ve saha çalışmalarıyla çayır alanları tespit ediliyor. Bu veriler, 2024 sonuna kadar tamamlanacak ve politika yapıcılara sunulacak. Amaç, bu ekosistemleri 'orman' kategorisinden çıkarıp kendi statülerine kavuşturmak ve restorasyon projelerine öncelik vermek.
Küresel Mera Farkındalığı ve İklim Hedefleri
Hindistan'ın çayır hamlesi, küresel bir trendin parçası. Birleşmiş Milletler, 2026'yu 'Uluslararası Mera ve Göçebe Çobanlık Yılı' ilan etmeye hazırlanıyor. Dünya genelinde meralar, karasal yüzeyin yüzde 54'ünü kaplıyor ve küresel karbon stoğunun önemli bir bölümünü tutuyor. Ancak iklim değişikliği, aşırı otlatma ve yanlış arazi kullanımı nedeniyle hızla bozuluyor. Hindistan'ın bu adımı, Paris Anlaşması kapsamındaki 'bozulmuş arazilerin restorasyonu' taahhütlerine de hizmet ediyor. Ülke, 2030'a kadar 26 milyon hektar bozulmuş araziyi restore etmeyi hedefliyor; çayırlar bu hedefin kilit parçası.
Uzmanlar, çayır restorasyonunun sadece karbon tutumu için değil, aynı zamanda biyolojik çeşitlilik için de elzem olduğunu söylüyor. Hindistan'ın çayırları, nesli tehlikede olan Bengal floricanı ve Hint toy kuşu gibi türlere ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, bu alanlar yeraltı suyunun beslenmesine katkıda bulunuyor ve toprak erozyonunu önlüyor.
Ancak zorluklar da yok değil. Çayırların haritalanması ve restorasyonu için finansman yetersiz; ayrıca yerel toplulukların hakları ve geçim kaynakları konusunda dikkatli bir denge gözetilmeli. Hükümet, restorasyon çalışmalarında yerel halkın katılımını teşvik ediyor ve alternatif geçim kaynakları sunmayı planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın çayır restorasyonu girişimi, benzer ekosistemlere sahip Türkiye için de ders niteliğinde. Türkiye'de de meralar ve bozkırlar uzun süredir ihmal edilmiş, erozyon ve aşırı otlatma tehdidi altında. İklim değişikliğiyle mücadelede doğa temelli çözümler öne çıkarken, Türkiye'nin de bozkır ekosistemlerini koruma ve restore etme yönünde adımlar atması bekleniyor. Ayrıca, küresel karbon piyasalarında mera restorasyonu projeleri giderek değer kazanıyor; Türkiye bu alanda potansiyelini değerlendirebilir. Hindistan örneği, doğru sınıflandırma ve haritalamanın ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.