Hindistan, Hint-Pasifik bölgesinde 'yerleşik bir güç' olarak konumunu pekiştirmek amacıyla ABD ile askeri bağlarını güçlendirmeye odaklanmış durumda. Bu yıl içinde üst düzey bir ABD Deniz Kuvvetleri komutanının Hindistan'a ikinci ziyareti, iki ülkenin büyüyen askeri ilişkilerini ticaret gerilimlerinden bağımsız tutabileceği yönündeki beklentileri artırdı. ABD Pasifik Kuvvetleri Komutanı Oramiral Samuel J. Paparo, altı günlük ziyaretinin ardından Perşembe günü Hindistan'dan ayrılacak.
Askeri İlişkilerin Arka Planı
ABD ve Hindistan arasındaki savunma işbirliği son yıllarda istikrarlı bir şekilde artıyor. İki ülke, 2016 yılında 'Büyük Savunma Ortaklığı' ilan etmiş ve 2018'de iletişim güvenliği anlaşması (COMCASA), 2020'de ise coğrafi bilgi paylaşım anlaşması (BECA) gibi temel savunma anlaşmalarını imzalamıştı. Bu anlaşmalar, istihbarat paylaşımı, lojistik destek ve yüksek teknoloji silah transferlerinin önünü açtı. Oramiral Paparo'nun ziyareti, bu çerçevede karşılıklı güvenin ve operasyonel uyumluluğun daha da derinleştirilmesi amacını taşıyor.
Hindistan, Çin'in Hint-Pasifik'teki artan askeri varlığına karşı ABD ile stratejik bir denge kurmaya çalışıyor. Ancak Hindistan'ın geleneksel olarak bağlantısızlar hareketine olan yakınlığı ve Rusya ile olan uzun süreli savunma ilişkileri, ABD ile tam bir ittifak kurmasını engelliyor. Yine de son yıllarda Rusya'dan silah alımlarının azalması ve ABD'den yapılan satın alımların artması, Yeni Delhi'nin stratejik tercihlerinde bir kayma olduğunu gösteriyor.
Ticaret gerilimleri ise iki ülke arasındaki ilişkilerin ekonomik boyutunda sorun yaratmaya devam ediyor. ABD, Hindistan'a yönelik çelik ve alüminyum tarifeleri gibi konularda baskı yaparken, Hindistan da ABD'nin ticaret politikalarından şikayetçi. Ancak savunma işbirliği, bu ticari anlaşmazlıklardan ayrı bir kanalda ilerliyor. Oramiral Paparo'nun ziyareti sırasında ticaret konularının gündeme gelip gelmediği net değil, fakat iki tarafın da askeri ilişkileri ticaret savaşlarından korumak istediği açık.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hint-Pasifik bölgesi, ABD ve Çin arasındaki rekabetin merkezinde yer alıyor. Hindistan, bu rekabette kilit bir oyuncu olarak öne çıkıyor. ABD, Hindistan'ı Çin'e karşı dengeleyici bir güç olarak görüyor ve 'Dörtlü Güvenlik Diyaloğu' (QUAD) çerçevesinde Japonya ve Avustralya ile birlikte Hindistan'ı da yanına almak istiyor. Hindistan ise kendisini 'yerleşik bir güç' olarak tanımlayarak, bölgesel güvenlik mimarisinde daha aktif bir rol üstlenme arzusunu gösteriyor.
Bu ziyaret, aynı zamanda ABD'nin Pasifik Kuvvetleri Komutanlığı'nın bölgedeki müttefikleriyle ilişkilerini güçlendirme stratejisinin bir parçası. Oramiral Paparo, göreve geldiğinden bu yana Hindistan'a iki kez ziyaret ederek, Hint-Pasifik'te Hindistan'a verilen önemi vurguluyor. Ziyaret kapsamında üst düzey Hindistanlı askeri yetkililerle görüşmeler yapıldığı ve ortak tatbikat planlaması, savunma sanayi işbirliği ve deniz güvenliği konularının ele alındığı düşünülüyor.
Hindistan'ın 'yerleşik güç' hedefi, sadece askeri değil aynı zamanda diplomatik ve ekonomik bir boyut taşıyor. Yeni Delhi, Hint Okyanusu'nda artan Çin varlığına karşı kendi etki alanını genişletmek istiyor. Bu doğrultuda ABD ile yapılan askeri işbirliği, Hindistan'ın bölgesel liderlik iddiasını güçlendiriyor. Ancak Hindistan'ın Rusya ile olan S-400 hava savunma sistemi anlaşması gibi konular, ABD ile ilişkilerde zaman zaman gerginliğe yol açabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan ve ABD arasındaki askeri yakınlaşma, Türkiye'nin Hint-Pasifik stratejisi ve küresel güç dengeleri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Asya-Pasifik bölgesine yönelik ilgisini artırmış, özellikle savunma sanayi ihracatı ve diplomatik açılımlarla bölgede varlık göstermeye çalışmaktadır. Hindistan'ın ABD ile savunma işbirliğini derinleştirmesi, Türkiye'nin bölgedeki potansiyel ortaklıklarını ve denge politikalarını etkileyebilir. Ayrıca, Hindistan'ın Rusya ile olan geleneksel ilişkileri, Türkiye'nin Rusya ile olan benzer ilişkileri bağlamında bir paralellik sunuyor; bu durum, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde karşılaştığı ikilemlere dair ipuçları verebilir. Kısacası, bu gelişme, çok kutuplu dünyada orta büyüklükteki güçlerin stratejik tercihlerini anlamak açısından Türkiye için bir referans noktası oluşturuyor.