Dünyanın yarı ötesinde, Himalaya diasporası büyük bir üzüntüyle felaketi karşıladı ve anavatanlarındaki kurbanlara yardım etmek için seferber oldu. Geeta Tamang, yatmaya hazırlanırken teyzelerinin odasına girip dünyasını sarsan haberi vermesiyle sarsıldı. Geeta Tamang için bu, Nepal'deki evinden binlerce kilometre uzakta, New York'ta yaşayan biri olarak, Himalayalar'daki sel felaketinin hayatını nasıl değiştirdiğinin başlangıcıydı.
Felaketin boyutları: Katmandu'dan New York'a ulaşan acı
Geeta Tamang'ın ailesi, Nepal'in başkenti Katmandu'nun hemen dışında yaşıyor. Sel, Bagmati Nehri'nin taşması sonucu onlarca kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin kaybolmasına neden oldu. Tamang, 'Ailemden haber almak için saatlerce bekledim. Telefonlar kesikti, internet yoktu. Sonunda ulaştığımda, evlerinin su altında olduğunu ve komşularının çoğunun kayıp olduğunu öğrendim' diyor.
New York'ta yaşayan Nepalli göçmenlerin sayısı oldukça az olmasına rağmen, bu küçük topluluk felaketin ardından dayanışma örneği sergiliyor. Queens'teki küçük bir tapınakta bir araya gelen topluluk üyeleri, yardım paraları topladı ve Nepal'deki ailelerine ulaşmaya çalışıyor. Benzer bir dayanışma, New York'ta yaşayan Tibetli toplulukta da gözlemleniyor. Tibetliler, kuzey Nepal'deki akrabalarının etkilendiği bölgelerde yardım çalışmalarına destek veriyor.
Bu felaket, iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olaylarının, dünyanın en savunmasız bölgelerinden biri olan Himalayalar'da nasıl yıkıcı sonuçlara yol açtığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar, bölgedeki buzul göllerinin erimesi ve ani sellerin, iklim değişikliğiyle birlikte daha sık yaşanacağı konusunda uyarıyor.
Himalaya diasporasının küresel dayanışması
New York'taki topluluk liderleri, federal hükümetten ve uluslararası kuruluşlardan Nepal'e acil yardım gönderilmesi çağrısında bulundu. Himalaya diasporası, yalnızca New York'ta değil, dünyanın dört bir yanında benzer etkinlikler düzenleyerek, seslerini duyurmaya çalışıyor. Londra, Tokyo ve Sidney'deki topluluklar da yardım kampanyaları başlattı.
Felaketin boyutu, Nepal hükümetinin kriz yönetimi kapasitesini de tartışmaya açtı. Ülke, depremler ve sellerle sık sık mücadele etmek zorunda kalıyor; ancak altyapı eksiklikleri ve kaynak yetersizliği, bu tür felaketlerin etkisini artırıyor. Himalaya bölgesi, aynı zamanda Çin, Hindistan ve Bhutan gibi ülkeleri de etkileyen ortak bir ekosistemi paylaşıyor; bu nedenle, bölgesel işbirliğinin önemi daha da artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu felaket, Türkiye'nin de dahil olduğu doğal afetlerle mücadele konusundaki uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye, benzer felaketlerde (örneğin 2023 Kahramanmaraş depremleri) diasporasının yardımına başvurmuş, arama-kurtarma ekipleri ve insani yardım göndermişti. Türk dış politikasının insani diplomasi anlayışı çerçevesinde, Nepal'e teknik yardım ve arama-kurtarma desteği sağlanması, Türkiye'nin bölgedeki yumuşak gücünü artırabilir. Ayrıca, iklim değişikliğinin yol açtığı bu tür felaketlerin artması beklenirken, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası'nda benzer riskler bulunuyor; bu nedenle, bu tür felaketlere hazırlıklı olmak ve uluslararası dayanışmayı güçlendirmek kritik önem taşıyor.