Kaliforniya'da yeşil hidrojen sektörü, proje iptalleri, süregelen yakıt kesintileri ve istasyon inşaatlarının durma noktasına gelmesiyle büyük bir darboğaza girdi. Bir zamanlar otomobiller için temiz yakıt olarak sunulan hidrojen, şimdi elektrikli araçlar karşısında geriliyor ve eyaletin yeşil enerji hedefleri için ayrılan milyarlarca dolarlık yatırımın akıbeti belirsizleşiyor. Uzmanlar, hidrojenin ulaşımda ve enerji depolamada oynayacağı rol konusunda giderek daha şüpheci.
Hidrojenin yükselişi ve düşüşü
Hidrojen, özellikle 2010'lu yıllarda, egzoz emisyonu sıfır olan ve hızlı yakıt ikmali sağlayan bir alternatif olarak görülüyordu. Kaliforniya, ABD'de hidrojen yakıt hücreli araçların benimsenmesinde öncü oldu ve eyalet, 2025'e kadar 200 hidrojen istasyonu kurmayı hedefledi. Ancak gerçekleşen istasyon sayısı 60'ın altında kaldı. Toyota Mirai ve Honda Clarity gibi modeller piyasaya sürüldü ancak satışlar beklentilerin çok altında kaldı. Altyapı yetersizliği, yakıt maliyetlerinin yüksekliği ve elektrikli araçların hızla gelişen şarj ağı, hidrojenli araçları cazibesini yitirdi.
Son yıllarda ise yeşil hidrojen – yenilenebilir enerjiyle üretilen hidrojen – iklim hedefleri için kilit bir çözüm olarak öne çıkarıldı. ABD Enerji Bakanlığı, 2023'te 7 milyar dolarlık bir programla ülke çapında hidrojen merkezleri (hydrogen hubs) kurmayı duyurdu. Kaliforniya, bu fonlardan en büyük payı alan eyaletlerden biriydi. Ancak sektördeki iyimserlik hızla yerini hayal kırıklığına bıraktı.
Proje iptalleri ve yakıt kesintileri
Kaliforniya'da hidrojen projeleri birer birer rafa kaldırılıyor. Eyaletin en büyük yeşil hidrojen tesisi projelerinden biri olan ve Chevron ile ortak yürütülen bir girişim, maliyetlerin öngörülenin çok üzerine çıkması nedeniyle iptal edildi. Benzer şekilde, birçok küçük ölçekli üretim tesisi de ekonomik olmadığı gerekçesiyle durduruldu. Yakıt ikmal istasyonları ise bakım sorunları ve tedarik zinciri aksaklıkları nedeniyle sık sık hizmet dışı kalıyor. Geçtiğimiz yıl, Shell ve Iwatani gibi büyük enerji şirketleri, Kaliforniya'daki bazı hidrojen istasyonlarını kapattı. Bu durum, hâlihazırda hidrojenli araç sahibi olan tüketiciler için ciddi mağduriyet yarattı; birçok sürücü yakıt bulmakta zorlanıyor ve araçlarını kullanmakta güçlük çekiyor.
Eyalet yetkilileri, hidrojen ekonomisinin hâlâ potansiyel taşıdığını savunsa da, sektördeki yatırımların durma noktasına geldiği bir gerçek. Kaliforniya Hava Kaynakları Kurulu (CARB) tarafından yapılan son değerlendirmeler, 2030 hedeflerine ulaşmanın giderek zorlaştığını gösteriyor. Üstelik federal düzeyde de hidrojen destekleri sorgulanmaya başlandı; Kongre'deki bazı Cumhuriyetçi ve Demokrat milletvekilleri, hidrojenin vergi mükelleflerinin parasını hak edip etmediğini tartışıyor.
Elektrikli araçlar ve batarya teknolojisinin yükselişi
Hidrojenin gerilemesinin arkasında yatan en büyük etken, batarya teknolojisindeki hızlı ilerleme ve elektrikli araçların (EV) yaygınlaşması. Tesla'nın öncülüğünde başlayan EV devrimi, şarj altyapısının hızla genişlemesiyle birlikte hidrojenli araçlara olan ilgiyi azalttı. Bugün Kaliforniya'da 80.000'den fazla halka açık şarj istasyonu bulunurken, hidrojen istasyonu sayısı 55 civarında. Ayrıca, bataryalı elektrikli araçların menzili ve şarj süreleri sürekli iyileşiyor; bu da hidrojenin en büyük avantajı olan hızlı yakıt ikmali üstünlüğünü ortadan kaldırıyor. Hidrojenli araçların yakıt maliyeti, benzinli veya elektrikli araçlara kıyasla kilogram başına 15-20 dolar seviyesinde seyrediyor ve bu da kilometre başına maliyeti yükseltiyor.
Öte yandan, yeşil hidrojenin ağır taşımacılık, denizcilik ve havacılık gibi sektörlerde hâlâ umut vadeden bir çözüm olduğu savunuluyor. Ancak bu alanlarda da maliyet ve altyapı engelleri aşılamıyor. Kaliforniya'daki başarısızlık, diğer eyaletler ve ülkeler için de uyarıcı bir örnek teşkil ediyor. Almanya, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler hidrojen ekonomisine büyük yatırımlar yapmış olsa da, benzer zorluklarla karşılaşıyor.
Küresel yansımalar
Kaliforniya'nın hidrojen macerası, temiz enerji geçişinde teknoloji seçimlerinin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Hükümetlerin ve yatırımcıların, henüz olgunlaşmamış teknolojilere aşırı kaynak ayırması, etkin olmayan sonuçlar doğurabiliyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre, küresel hidrojen talebi 2023'te 95 milyon ton civarında ve bunun sadece %1'i yeşil hidrojen. Yeşil hidrojenin maliyeti, gri hidrojene kıyasla 2-3 kat daha yüksek. Bu tablo, hidrojenin iklim hedeflerinde oynayacağı rolün abartılmış olabileceğini düşündürüyor. Kaliforniya'daki çöküş, diğer bölgeler için de bir ders niteliğinde: Altyapı ve maliyet etkinliği sağlanmadan hidrojen ekonomisi ayakta kalamaz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kaliforniya'daki yeşil hidrojen çöküşü, Türkiye'nin enerji politikaları için de önemli bir uyarı niteliğinde. Türkiye, son yıllarda yenilenebilir enerji ve yeşil hidrojen konusunda adımlar atıyor; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 2035'e kadar hidrojen stratejisi oluşturmayı planlıyor. Ancak Kaliforniya örneği, hidrojen altyapısına yapılacak büyük yatırımların riskli olabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin öncelikli hedefi, güneş ve rüzgar kapasitesini artırmak ve elektrikli araç şarj ağını güçlendirmek olmalı. Hidrojen, ancak belirli niş alanlarda (ağır sanayi, deniz taşımacılığı) ve maliyetler düştüğünde gündeme gelebilir. Aksi halde, kaynakların verimsiz kullanımı riski doğar.