ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, göreve geldiğinden bu yana Pentagon'da geniş çaplı bir yeniden yapılanma başlattı. Bu sarsıntılı dönüşüm, ABD'nin bir yandan çeşitli cephelerde savaş yürüttüğü bir dönemde askeri liderliği ve savunma stratejisini derinden etkiliyor. BBC'nin Tom Bateman'a göre, ordudaki bu çalkantı, Trump'ın ikinci başkanlık döneminin mirasını şekillendirebilir. Peki, bu değişimin bedeli ne olacak?
Hegseth'in Pentagon'daki Reformları ve Arka Planı
Pete Hegseth, Ocak 2025'te Savunma Bakanı olarak atanmasının ardından, orduda kapsamlı bir "verimlilik" ve "hazırlık" programı başlattı. Yönetim, savunma bütçesinde yüzde 5 ila 8 arasında kesinti yapılacağını duyurdu. Bu kesintiler, özellikle Avrupa'daki askeri varlık ve Ukrayna'ya yönelik güvenlik yardımlarını etkileyebilir. Hegseth, aynı zamanda "çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık" (DEI) programlarını sonlandırma, trans bireylerin askerlik hizmetini yasaklama gibi tartışmalı sosyal politikalara imza attı. Bu adımlar, orduda moral ve birlik üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği endişesiyle eleştiriliyor.
Hegseth'in liderlik tarzı, geleneksel askeri bürokrasiyle çatışma potansiyeli taşıyor. Üst düzey subayların görevden alınması veya istifaya zorlanması, kurumsal hafızada boşluklar yaratabilir. Öte yandan, ABD aynı anda İsrail-Filistin çatışması, Kızıldeniz'de Husi saldırıları, Irak ve Suriye'de İran destekli milislerle mücadele gibi birçok cephede aktif. Bu durum, askeri kaynakların ve dikkatin bölünmesine yol açıyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
ABD'nin askeri önceliklerindeki değişim, müttefikler ve rakipler tarafından yakından izleniyor. Avrupa'da NATO üyeleri, ABD'nin güvenlik taahhütlerini sorgulamaya başladı. Hegseth'in Avrupa'daki asker sayısını azaltma sinyali, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını nasıl etkileyeceği merak konusu. Asya-Pasifik'te ise Çin, ABD'nin bölgedeki angajmanının azalmasını fırsat bilerek Tayvan ve Güney Çin Denizi'nde daha agresif adımlar atabilir. Orta Doğu'da, İran ve vekil güçleri, ABD'nin kararlılığını test edebilir.
Uzmanlar, Pentagon'daki istikrarsızlığın ABD'nin caydırıcılık kapasitesini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor. Askeri uzmanlara göre, savaş zamanında yapılan bu tür köklü değişiklikler, komuta zincirinde kopukluklara ve operasyonel aksamalara yol açabilir. Ayrıca, savunma sanayii ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi, tedarik zincirlerinde gecikmelere neden olabilir. Trump yönetimi ise bu değişikliklerin "israfı önlemek ve orduyu daha ölümcül hale getirmek" için gerekli olduğunu savunuyor.
Bateman'a göre, bu dönüşümün Trump'ın mirası üzerindeki etkisi büyük olacak. Eğer reformlar başarılı olursa, Trump "askeri yeniden yapılandıran lider" olarak anılabilir; ancak başarısız olursa, ABD'nin küresel liderliği ve güvenliği zarar görebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin savunma politikasındaki bu değişim, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Türkiye, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip ve ABD ile Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz'de yakın işbirliği yürütüyor. Hegseth'in Avrupa'daki askeri varlığı azaltma planları, Türkiye'nin güvenlik algılamalarını etkileyebilir; Ankara, PKK/YPG ile mücadelede ABD desteğinin azalmasından endişe edebilir. Öte yandan, ABD'nin savunma bütçesindeki kesintiler, Türkiye'nin F-16 modernizasyonu ve F-35 programı gibi tedarik süreçlerini yavaşlatabilir. Türkiye, bu dönemde savunma sanayiinde yerlileşmeyi hızlandırarak ve bölgesel müttefiklerle işbirliğini güçlendirerek riskleri dengelemeye çalışacaktır.