ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, NATO müttefiklerinin son yıllarda savunma harcamalarını artırma konusunda önemli adımlar attığını belirterek, ittifakın caydırıcılık kapasitesinin güçlendiğini ifade etti. Ancak Hegseth, bazı üye ülkelerin hâlâ gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYİH) yüzde 2'sini savunmaya ayırma hedefini tam olarak karşılamadığını ve bu ülkelerin daha fazla çaba göstermesi gerektiğini söyledi. Hegseth'in açıklamaları, NATO'nun 2025 yılı için belirlediği savunma harcamaları hedeflerine ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Hegseth, Brüksel'de düzenlenen NATO Savunma Bakanları Toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, ittifak üyelerinin özellikle Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığı sonrası savunma bütçelerini önemli ölçüde artırdığını kaydetti. ABD'li bakan, "NATO bugün, Soğuk Savaş'ın bitiminden bu yana en güçlü caydırıcılık kapasitesine sahip. Ancak bu, tüm müttefiklerin üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmesiyle mümkün. Bazı ülkeler hâlâ yüzde 2 hedefini yakalamış değil ve bu konuda daha hızlı ilerlemeleri gerekiyor" ifadelerini kullandı.
NATO verilerine göre, 2024 yılı itibarıyla ittifakın 31 üyesinden yalnızca 11'i yüzde 2 hedefini tutturdu. Bu ülkeler arasında Polonya, Estonya, Letonya, Litvanya, Yunanistan, Romanya, Macaristan, Slovakya, Finlandiya, İngiltere ve ABD bulunuyor. Almanya, Fransa ve İtalya gibi büyük Avrupa ekonomileri ise hâlâ hedefin altında seyrediyor. Hegseth, özellikle Almanya'nın 2024 yılında GSYİH'sının yüzde 1,57'sini savunmaya ayırmasını eleştirerek, Berlin'in daha fazla taahhütte bulunması gerektiğini vurguladı.
Hegseth'in açıklamaları, NATO'nun 2023 Vilnius Zirvesi'nde kabul edilen yeni savunma planlarına da atıfta bulunuyor. Bu planlar kapsamında ittifak, yüksek hazırlıklı kuvvetlerini 300.000'e çıkarma ve doğu kanadındaki varlığını artırma kararı almıştı. Ancak bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için üye ülkelerin savunma harcamalarını sürdürülebilir bir şekilde artırması gerekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
NATO'nun savunma harcamalarındaki artış, yalnızca ittifakın iç dinamikleri açısından değil, aynı zamanda küresel güvenlik dengeleri açısından da kritik önem taşıyor. Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı savaş, Avrupa'nın güvenlik mimarisini kökten değiştirirken, NATO'nun doğu kanadındaki ülkeler savunma bütçelerini rekor seviyelere çıkardı. Polonya, GSYİH'sının yüzde 4'ünden fazlasını savunmaya ayırarak ittifakın en yüksek harcama yapan üyesi konumuna gelirken, Baltık ülkeleri de savunma harcamalarını yüzde 3'e yaklaştırdı.
Öte yandan, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltma veya yeniden konuşlandırma ihtimali, Avrupalı müttefikler arasında endişe yaratıyor. Hegseth, ABD'nin Avrupa güvenliğine olan bağlılığını yinelerken, "Amerikan halkının da bu yükü tek başına taşıması beklenmemeli" diyerek Avrupalı ortakların daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ima etti. Bu durum, özellikle AB'nin kendi savunma kapasitesini artırma çabalarını hızlandırabilir.
NATO'nun savunma harcamaları konusu, sadece askeri kapasiteyle sınırlı değil. Aynı zamanda ittifakın siyasi birliği ve dayanışması için de önemli bir sınav. Hegseth'in açıklamaları, ABD'nin NATO'dan beklentilerini ve müttefikler arasında yük paylaşımı konusundaki hassasiyetini ortaya koyuyor. Özellikle ABD'de başkanlık seçimlerine gidilen bir dönemde, NATO'ya yönelik eleştirilerin artması, ittifakın geleceği hakkında soru işaretleri yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun en önemli müttefiklerinden biri olarak savunma harcamaları hedefini yıllardır karşılayan ülkeler arasında yer alıyor. Hegseth'in açıklamaları, Ankara'nın ittifak içindeki sorumluluk bilincini teyit ederken, Türkiye'nin savunma sanayisindeki yerli üretim hamleleri ve stratejik konumu nedeniyle NATO'nun güney kanadında kilit bir rol oynadığını gösteriyor. Ancak Türkiye'nin Rusya ile ikili ilişkileri ve S-400 hava savunma sistemi krizi, özellikle ABD ile arasında zaman zaman gerginliklere yol açsa da, son dönemde diyalog kanallarının açık olması olumlu bir gelişme. Hegseth'in açıklamaları, Türkiye'nin NATO'daki konumunu güçlendirirken, savunma harcamalarındaki istikrarının ittifak nezdinde takdir edildiğini ortaya koyuyor. Bölgesel olarak ise, NATO'nun Doğu Avrupa ve Karadeniz'deki caydırıcılık kapasitesinin artması, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarıyla uyumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.